Aguilar, 28 Mayıs günü Gazze’nin kuzeyinde kurulan “Güvenli Yardım Dağıtım Bölgesi”nde yaşadığı sarsıcı bir olayı kamuoyuyla paylaştı. Açlıktan kemikleri sayılan, ayakkabısız, yalnızca 5 yaşında bir çocuk olan Amir, yardım alabilmek için 12 kilometre boyunca yürüyerek bu bölgeye ulaştı. Elinde taşıdığı bir avuç pirinç ve mercimekle Aguilar’a “Teşekkür ederek” diyerek minnettarlığını ileten Amir, dakikalar sonra işgalci israil askerlerinin açtığı ateşle hayatını kaybetti.
Yardım dağıtımı sırasında, açlıktan kırılan sivillerin üzerine gerçek mermilerle ateş açıldığını belirten Aguilar, yaşananları “tarifi imkânsız bir katliam” olarak nitelendirdi. İşgalci israil ordusunun açlıktan ölmeye yüz tutmuş sivillere dahi yaşam hakkı tanımadığını söyleyen eski asker, bu olaydan sonra görevini bıraktığını ve vicdanının buna daha fazla dayanamayacağını ifade etti.
Aguilar’ın şahitliği, Gazze’de yaşananların yalnızca “çatışma” değil, sistematik bir soykırım olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası hukuk normlarının, Birleşmiş Milletler kararlarının ve en temel insani ilkelerin açıkça çiğnendiği bu tabloda, çocuklar açlıktan yürürken, onların üzerine ateş açmak insanlıkla bağdaşmayan bir vahşettir.
Dahası, bu tür olayların artık istisna değil, Gazze’deki “yeni normal” olduğu gözler önünde. İşgalci israil’in orantısız güç kullanımı, sivilleri hedef alan saldırıları ve temel yaşam kaynaklarını keserek uyguladığı kolektif cezalandırma, uluslararası toplumun suskunluğuyla daha da pervasızlaşmıştır.
Beş yaşındaki bir çocuğun mermilerle öldürüldüğü bir dünyada hangi vicdan rahat uyuyabilir?

