Generallerin Gazze’nin kuzeyini boşaltma planının mimarı olan Eiland, işgalci israil’in Gazze savaşındaki yenilgisinin kimin hedeflerine ulaştığı ve hangi tarafın diğerine iradesini dayattığı ile ölçülebileceğini sözlerine ekledi.
“Gazze anlaşmasına baktığımızda israil Refah sınır kapısını açtı ve Netzarim ekseninden çekildi, binlerce Filistinli ise kuzeye geri döndü” dedi.
Yedek Subaylar ve Savaşçılar Forumu’na göre generallerin ilk kez Eylül ayı başında işgalci israil basınında yer alan planı iki aşamalı bir askeri plan.
Planın ilk aşaması, ikinci aşamada askeri bölge ilan edilecek olan kuzey Gazze Şeridi’nde kalan nüfusun yerinden edilmesini ve bu deneyimin daha sonra tüm Gazze Şeridi’ne yaygınlaştırılmasını öngörüyordu.
Plan ayrıca Netzarim ekseninin kuzeyindeki bölgenin kapalı bir askeri bölgeye dönüştürülmesini ve kuzey Gazze Şeridi’ndeki yaklaşık 300.000 Filistinlinin bir hafta içinde göçe zorlanmasını öngörüyordu.
Plan, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Hamas varlığını, bölgeyi sakinlerinden boşaltarak, kapalı bir askeri bölgeye dönüştürerek ve yardım girişini engelleyerek tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
İşgalci israil’in hataları
Ateşkes anlaşmasından önce işgalci israil gazetesi Yediot Ahronot, Eiland’ın İsrail’in Gazze savaşındaki askeri stratejisini eleştiren ve askeri baskının İsrail’in hedeflerine ulaşması için tek başına yeterli olmadığına işaret eden ve İsrail’in Gazze savaşı bağlamında yaptığı bir dizi hatayı sıralayan bir makalesini yayınladı.
“Gazze Savaşı’nın Sonuçları” başlıklı makalesinde Askeri baskı yeterli değil” başlıklı makalesinde İsrailli emekli general, en büyük hatalardan birinin ABD’nin Hamas’ı İslam Devleti (İD) ile aynı kefeye koyan söylemini benimsemek olduğunu ileri sürdü.
Eiland’a göre Hamas sadece “Gazze halkına kendini dayatan bir terör örgütü” değil, 7 Ekim 2023’te İsrail’e savaş ilan eden bir “Gazze Devleti “dir ve devletler arasındaki savaşların genellikle düşmana ekonomik kuşatma uygulanmasını içerdiğine dikkat çekmiştir.
Bu görüşe göre İsrail’in bu savaşta Gazze’nin tüm temel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olmadığını ve kuşatmayı daha da sıkılaştırabileceğini iddia etti.
Eiland’ın dikkat çektiği ikinci hata ise İsrail’in “düşmanın” zayıflıklarından yararlanamaması oldu. “Savaşların amacı karşı tarafı kendi iradesi dışında hareket etmeye zorlamaktır” diyen Eiland’a göre bu amaca ulaşmanın üç ana yolu var:
- Düşmana ekonomik yaptırımlar uygulamak, halk arasında öfke ve kin yaratmak, ki bu generallerin önerdiği ve kuzey Gazze’de uygulanan planın özüdür.
- İşgalci israil’in savaş boyunca yapmayı reddettiği Gazze içinde alternatif bir hükümeti desteklemek.
- Toprak kaybetme tehdidi (başka bir deyişle yerinden etme), İsrail’in henüz denemediği bir strateji olduğunu iddia etti.
General’e göre işgalci israil sadece askeri baskıya odaklanan geleneksel stratejileri tercih etti ve bu ciddi bir hataydı çünkü Hamas’ın 15 yıldır kendisini bu tür bir baskıya karşı hazırladığını hesaba katmadı.
Eiland’ın üçüncü hatası ise İsrail’in savaş sonrasında Gazze’nin geleceğine ilişkin net bir siyasi plan geliştirememiş olmasıydı.
Dönemin ABD Başkanı Joe Biden’ın 7 Ekim saldırısının ardından İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya İsrail’in savaşın bir sonraki aşamasına ilişkin planlarının sorulduğunu ve Netanyahu’nun “Ertesi güne geldiğimizde, ertesi gün hakkında konuşacağız” diyerek belirli bir içerik ya da plandan yoksun bir cevap verdiğini kaydetti.
Eiland, Netanyahu’nun açıklamasını bir hakaret ve savaş sonrası dönemi yönetmek için siyasi bir vizyona duyulan ihtiyacın terk edilmesi olarak görüyor. İsrail hükümeti, İsrail’in Gazze’de toprak ya da siyasi bir çıkarı olmadığı, aksine bölgenin tamamen askerden arındırılmasında güvenlik çıkarı olduğu yönündeki tutumunu netleştirseydi daha iyi olurdu. İsrail, kalıcı bir askerden arındırma sağlayacak siyasi bir alternatif sunmak için Arap veya Batılı ülkelerle herhangi bir planı tartışmaya hazır olmalıydı.
Eiland makalesini, İsrail’in gelecekteki savaşlarda askeri ve siyasi stratejilerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak sonlandırmıştır. Çatışmalarda ana hedeflere ulaşmak için tek başına askeri baskı yeterli değildir. Bunun yerine, düşman rejimin çökmesine ve uzun vadeli güvenlik ve siyasi hedeflere ulaşılmasına yol açabilecek ekonomik ve siyasi araçların derinlemesine değerlendirilmesi gerekir.
General’e göre bu stratejilerin benimsenmemesi belirsiz sonuçlara yol açabilir ve kapsamlı bir zafer elde edilmeden Gazze’deki savaşın uzamasına neden olabilir.

