Ruşen Abbas, forum kapsamında ABD Senatörleri John Hoeven ve Chris Coons, Tayvan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Ming-Chi Chen ve İsveç’in Kanada Büyükelçisi Signe Burgstaller ile yaptığı görüşmelerde, ÇKP’nin Uygur bölgesinde yürüttüğü baskı politikalarının boyutlarını ele aldı. Bu görüşmelerde, Çin’in demokrasiye, bireysel özgürlüklere ve bölgesel istikrara yönelik tehditleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Abbas, bölgedeki toplama kampları, kültürel asimilasyon politikaları, sistematik hak ihlalleri ve kitlesel gözetim uygulamalarının uluslararası toplum tarafından daha güçlü bir şekilde gündeme taşınması gerektiğinin altını çizdi.
Forumun ikinci gününde, Abbas’ın diplomatik temasları hız kesmeden devam etti. ABD Senatörleri Mike Rounds ve Jeanne Shaheen ile bir araya gelen Abbas, Uygurların maruz kaldığı insan hakları ihlallerinin yalnızca bölgesel değil, küresel bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca Kanada Milletvekilleri Shuvaloy Majumdar ve Simon-Pierre Savard-Tremblay ile yaptığı görüşmelerde, Kanada’nın insan hakları konusundaki kararlı tutumunun Uygur halkı için büyük bir umut kaynağı olduğunu ifade etti.
Forumda sadece Uygurlar değil, Çin’in baskısından etkilenen diğer toplulukların temsilcileri de yer aldı. Tibetli aktivistler Tencho Gyatso ve Lobsang Sangay, ÇKP’nin Tibet üzerindeki baskıcı uygulamalarını aktararak demokratik dayanışmanın önemine dikkat çekti. Uygur ve Tibetli temsilcilerin dayanışma içinde gerçekleştirdiği görüşmeler, farklı toplulukların ortak tehditlere karşı iş birliği yapması gerektiğini gösteren önemli bir mesaj niteliği taşıdı.
Günün en dikkat çekici oturumlarından birinde, Ruşen Abbas sahneyi bir dizi üst düzey isimle paylaştı. Kanada Adalet Bakanı Sean Fraser, Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sánchez ve ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer ile aynı panelde yer alan Abbas, Uygur halkının karşı karşıya olduğu koşulları geniş bir izleyici kitlesiyle paylaşma fırsatı elde etti. Abbas, dünya liderlerinin Uygurlar konusundaki duyarlılığının artırılması gerektiğini belirterek, uluslararası baskının Pekin yönetimi üzerinde somut sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Halifax’taki bu temaslar, yalnızca diplomatik düzeyde değil, sembolik açıdan da büyük önem taşıyor. Uygur temsilcilerinin uluslararası forumlarda giderek daha görünür hâle gelmesi, Doğu Türkistanlılar için güçlü bir moral kaynağı olarak değerlendiriliyor. Forum kapsamında gerçekleşen görüşmeler ve üst düzey buluşmalar, dünya toplumunun Uygur meselesine verdiği önemin giderek arttığını gösteriyor.
Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu’nda sergilenen dayanışma ve duyarlılık, Uygur halkının adalet mücadelesine yönelik küresel farkındalığın güçlendiğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu yılki forum, Uygur meselesinin artık sadece insan hakları aktivistlerinin değil, devletlerin ve uluslararası kurumların da gündeminde daha merkezi bir konum kazandığını ortaya koydu. Uygur temsilcilerinin sesinin en üst düzey platformlarda yankılanmaya devam etmesi, uluslararası toplumun bu krize kayıtsız kalmayacağının güçlü bir işareti niteliğinde.

