Filistin’de yaşanan son gelişmeler arasında dikkat çeken isimlerden biri, 21 yılın ardından özgürlüğüne kavuşan Nader Sadaka oldu. “El Aksa Tufanı ” operasyonu kapsamında serbest bırakılan Sadaka, sadece uzun yıllar süren esaretiyle değil, aynı zamanda kimliğiyle de sembolik bir anlam taşıyor. Çünkü o, dünyanın en küçük Yahudi topluluklarından biri olan Samiri cemaatine mensup bir Filistinli.
Samiriler, kökleri binlerce yıl öncesine dayanan, Filistin topraklarında yaşayan kadim bir topluluktur. Bugün sayıları yalnızca 841 kişidir; bunların 392’si Nablus’taki kutsal kabul edilen Gerizim Dağı’nda, 449’u ise Tel Aviv’in güneyindeki Hulon kentinde yaşamaktadır. Samiriler, işgalci israil devletini tanımayan, Filistin halkıyla tarih boyunca yakın ilişkiler kurmuş bir topluluktur.
Nader Sadaka, Nablus’ta doğdu ve burada büyüdü. “El-Neceh Üniversitesi”nde tarih ve arkeoloji eğitimi aldı. 2000 yılında başlayan El-Aksa İntifadası sırasında Filistin direniş hareketlerine katıldı ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin askeri kanadında aktif rol aldı. İşgalci israil güçleri tarafından yakalanmasının ardından, katıldığı eylemler nedeniyle hakkında altı kez müebbet hapis cezası verildi.
İşgalci israil, daha önce yapılan esir değişim anlaşmalarında Sadaka’nın serbest bırakılmasını reddetmişti. Ancak son değişim anlaşmasında, direnişin kararlılığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Böylece Nader Sadaka, 21 yıllık tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuştu.
Sadaka’nın serbest kalışı, sadece bireysel bir kurtuluş hikayesi olarak değil, aynı zamanda Filistin direnişinin sembolik bir zaferi olarak görülüyor. Çünkü onun hikayesi, hem işgalci israil’in “tek sesli” Yahudi kimliği iddiasını çürütüyor, hem de Filistin mücadelesinin kapsayıcı, çok kimlikli yapısını ortaya koyuyor. Samiri bir Yahudi’nin Filistin direnişi saflarında yer alması, bölgedeki tarihi, inançları ve kimlikleri yeniden düşünmeyi gerektiriyor.
Bugün Nader Sadaka, hem Samiri topluluğunun hem de Filistin halkının ortak bir simgesine dönüşmüş durumda — adalet, direniş ve kimliğin sınır tanımayan gücünün bir sembolü olarak.

