The Diplomat’ın aktardığı bir analize göre, söz konusu yasa ÇKP’nin eğitim, dini kurumlar, kamu kurumları ve aileler üzerindeki yetkisini genişleterek, bu kurum ve kuruluşların Pekin’in “etnik birlik” tanımını desteklemesini zorunlu kılıyor. Eleştirenler, bu önlemlerin eğitimde Mandarin dilinin kullanımını yaygınlaştırmak ve dini uygulamaların “Çinleştirilmesini” teşvik etmek de dahil olmak üzere, kültürel ve dilsel çeşitliliği daha da kısıtladığını belirtiyor.
Aktivistler, sosyal medyada dolaşan ve Uygurca sokak tabelalarının kaldırılıp Çince tabelalarla değiştirildiğini, bölge sakinlerinin ise bu değişikliklere itiraz edemediğini gösteren videolara dikkat çekti.
Haberlerde ayrıca, bazı Uygur ailelerin yurtdışındaki bağlantıları ve ekonomik faaliyetleri nedeniyle hukuki baskıya maruz kaldığı belirtildi. Eleştirenler, Çin dışındaki kişi ve kuruluşlara karşı işlem yapılmasına izin veren hükümlerin, yurtdışındaki Uygur toplulukları üzerinde ulusötesi baskı yaratacağına dair endişeleri artırabileceğini belirtiyor.
Yasa, uluslararası insan hakları yetkilileri ve kuruluşlarından eleştiri aldı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, yasanın yürürlükten kaldırılması çağrısında bulunurken, birçok hükümet ve yasama organı daha önce Uygurlara yönelik ciddi insan hakları ihlallerini gündeme getirmişti.
