The Telegraph gazetesi, Miliband’ın Çin’i Uygur halkına karşı soykırım yapmakla suçlaması yönünde baskı altında olduğunu bildirdi; aktivistler ise İşçi Partisi’nin Uygurlara yönelik baskıya karşı koymak için “kararlı bir strateji” geliştiremediğini belirtiyor.
Bu haber, önde gelen bir Uygur aktivisti ve Stop Uyghur Genocide (Uygur Soykırımını Durdurun) örgütünün yönetici direktörü Rahima Mahmut’un Miliband’a yazdığı açık mektubun ardından geldi. Mahmut, mektubunda Dışişleri Bakanı’ndan devam eden Uygur soykırımını tanımaya ve İngiltere’nin siyasi veya ekonomik çıkarlar uğruna insan haklarından ödün vermemesini sağlamaya çağırdı.
Mahmut, LinkedIn’de yaptığı paylaşımda, İngiltere’nin yeni siyasi liderliğinin “Çin’e karşı daha güçlü ve ilkeli bir yaklaşım benimseme fırsatı ve sorumluluğu” olduğunu belirtti.
Mahmut’un bu müdahalesi, İşçi Partisi hükümetinin Pekin’e yönelik yaklaşımı konusunda incelemeye maruz kalmaya devam ettiği bir dönemde geldi; bakanlar, insan hakları endişelerinin yine de gündeme getirileceğini vurgularken Çin ile ilişkileri yeniden kurmaya çalışıyor.
2021 yılında Avam Kamarası, Doğu Türkistan’daki Uygurlar ile diğer Müslüman Türk halklarının insanlığa karşı suçlara ve soykırıma maruz kaldığını ilan eden bir önergeyi kabul etti ve hükümeti, bu ihlallere son vermek için uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı. Önerge hükümet için bağlayıcı değildi, ancak Çin’in Uygurlara ve çoğunluğu Müslüman olan diğer azınlıklara yönelik muamelesi konusunda parlamentoda bir konsensüs sağlandığını gösterdi.
İngiliz hükümeti, böyle bir kararın yetkili bir mahkeme tarafından verilmesi gerektiğini savunarak, kendi başına soykırım tespitinde bulunmayı defalarca reddetti.
İşçi Partisi, muhalefetteyken daha sert önlemleri desteklemesine rağmen, iktidara geldikten sonra Çin’in Uygurlara yönelik muamelesinin soykırım olarak resmen tanınması yönündeki planlarından geri adım attı. O dönemde Dışişleri Bakanlığı, Çin’in Uygurları ve diğer çoğunluğu Müslüman olan azınlıkları zulüm ve keyfi gözaltılara maruz bırakmaya devam ettiği Sincan’da hükümetin insan hakları konusunda kararlı bir tutum sergilediğini belirtmişti.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi de Pekin’in Doğu Türkistan’daki politikaları konusunda ciddi endişelerini dile getirmiştir.
İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2022 tarihli bir değerlendirmesinde, Uygurlara ve diğer çoğunluğu Müslüman olan topluluklara karşı ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği tespit edilmiş ve keyfi ve ayrımcı gözaltıların boyutunun insanlığa karşı suç teşkil edebileceği belirtilmiştir.
Çin, Doğu Türkistan’daki soykırım ve insan hakları ihlali iddialarını reddederek, politikalarını terörle mücadele ve aşırılıkçılıkla mücadele tedbirleri olarak iddia etmiştir .
Uygur grupları ve insan hakları örgütleri, toplu gözaltılar, zorla çalıştırma, ailelerin ayrılması, din ve kültür üzerindeki kısıtlamalar, gözetim ve zorlayıcı nüfus kontrol tedbirlerine işaret ederek bu savunmayı reddetmiştir.




















