Etkilenen sakinler Agence France-Presse’ye, yaklaşık 50 yerleşimcinin bir buldozer ve askeri araç eşliğinde kadınları ve çocukları zorla evlerinden çıkardıktan sonra, bazıları 13 yıl önce taştan inşa edilmiş olan evleri yıktığı felaket saldırının ayrıntılarını anlattı.
Basem Kaabneh, yerleşimcilerin kişisel eşyaları, hatta hayvanları ve tavukları çaldığını ve aileleri ağaçların altında açık havada uyumaya zorladığını söyledi.
Kabine kararları: Organize yerinden edilmeye yeşil ışık
Bu saldırılar, işgalci israil Güvenlik Kabinesi’nin Pazar günü (8 Şubat) aşağıdaki amaçlara yönelik “tarihi” ve tehlikeli bir dizi önlemi onaylamasının ardından gerçekleşti:
- Yetkilerin genişletilmesi: A ve B bölgelerinde İsrail’in kontrol ve yaptırım gücünün uygulanması, bu da Filistin idari otoritesini zayıflatan bir emsal teşkil etmektedir.
- Yıkımların hızlandırılması: “İzinsiz inşaat” bahanesiyle, Filistin şehirlerinin derinliklerinde bile evlerin yıkılması ve arazilerin müsadere edilmesi yasallaştırılmaktadır.
- Yerleşimlerin derinleştirilmesi: Batı Şeria’nın büyük bir kısmının fiilen ilhak edilmesinin önünün açılması, Birleşmiş Milletler’in bu adımları “Filistinlilerin topraklarından açıkça mahrum bırakılması” olarak nitelendirmesine yol açtı.
BM istatistikleri: Zorunlu yerinden edilmenin kanaması
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Ocak 2026’nın 2023’ten bu yana en yüksek ikinci yerinden edilme seviyesine ulaştığını doğruladı. Yıl başından bu yana 900’den fazla Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bunların 694’ü sadece yerleşimcilerin şiddetinden kaynaklanan yerinden edilme vakalarıydı.

