Perşembe günü Facebook’ta yayınlanan bir video konuşmasında işgalci israil Başbakanı soykırımcı Benjamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump’a da teşekkür ve şükranlarını ifade etti.
Dürzilerin kendi bölgelerinin işlerini yönetmeye hazır kadrolara ve yetkinliklere sahip olduğunu iddia eden El Hicri, “uluslararası hukuk ve gelişmiş ülkelerin standartları şemsiyesi altında onurlu bir şekilde yaşamamızı garanti eden bağımsız bir varlık” çağrısında bulundu.
El Hicri videoda ayrıca ABD ve Başkanı Donald Trump’a, işgalci israil ve Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya, Avrupa Birliği’ne, Kürtlere ve Alevilere teşekkür ve şükranlarını ifade etti.
Ağustos ayı sonunda El Hicri, güneydeki Süveyda vilayetinde Dürzi teröristlerin İran Devrim Muhafızları’nın bir kopyası olarak gördükleri “Ulusal Muhafızlar” adlı bir askeri güç kurduğunu açıklamasının ardından Suriye’den ayrı bir “Dürzi bölgesi” kurulması çağrısında bulundu.
Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda kentinde bir grup da işgalci israil bayrağı taşıdıkları ve Suriye’den ayrılma çağrısı yaptıkları bir gösteri düzenledi.
Ağustos ayında Suriye Devlet Başkanı Ahmed El Şaraa, Beşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Şam’ın Suriye’yi birleştirme mücadelesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyerek ülkeyi bölmeye yönelik her türlü projeyi reddettiğini vurguladı ve işgalci israil’i Suriye’nin güneyine doğrudan müdahale etmekle suçladı.
Süveyda Dürzilerinin üç Akl şeyhi (mezhebin en üst makamları) var ve bu şeyhlerin tutumları zaman zaman farklılık gösteriyor: Hamud el-Hanavi, Yusuf Carbu ve gözlemcilere göre takipçileri mezhebin gerçek konumunu temsil etmeyen bir azınlık olarak görülen el-Hicri.
Hem Carbu hem de al-Hanavi daha önce çeşitli vesilelerle işgalci israil’den koruma talep etmeyi reddettiklerini ve ulusal birlik seçeneğine bağlı olduklarını ifade ederken, al-Hicri defalarca işgalci israil’i müdahaleye çağırdı ve aktivistlerin eyaletteki son krizi çözme girişimlerinin başarısızlığı olarak gördükleri işgale teşekkürlerini iletti.
Devrik Devlet Başkanı Beşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana işgalci israil, Dürzileri koruma bahanesini kullanarak Suriye’ye yönelik saldırılarını meşrulaştırmaya çalışmış, Şam ise bunu içişlerine açık bir müdahale olarak değerlendirmiş ve Tel Aviv’in 1974 yılında iki taraf arasında imzalanan kuvvetler ayrılığı anlaşmasına uymaya zorlanmasını talep etmiştir.

