BIST 100
14.442,56 0,92%
DOLAR
45,1778 -0,02%
EURO
53,2051 0,32%
GRAM ALTIN
6.725,78 0,15%
FAİZ
41,22 0,76%
GÜMÜŞ GRAM
109,92 2,53%
BITCOIN
78.461,00 2,61%
GBP/TRY
61,6357 0,18%
EUR/USD
1,1770 0,33%
BRENT
108,92 -1,34%
ÇEYREK ALTIN
10.996,66 0,15%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
11 °

İSMET ÖZEL; BİR KOMÜNİST NEVABİT-1 – Ercan Çifçi

20230806_133309-min

Ercan Çifçi

Giriş

İsmet Özel (d.1944), şair, köşe yazarı ve mütercim… İsmi, polis olan babasının İsmet İnönü hayranlığının neticesi… Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde başlayan yükseköğrenimi Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı ile nihayette… Ardından Devlet Konservatuarı'nda on sekiz yıl süren Fransızca okutmanlığı. İlk şiiri 1963‟de Yelken Dergisi'nde, ilk kitabı Geceleyin Bir Koşu ise 1966 yılında. Kendisinden bahsettirdiği Evet, İsyan'ın yayım tarihi 1969.

1970'li yıllar ise yakın arkadaşı Ataol Behramoğlu ile birlikte Lenin'in kitabından mülhem isimlendirdikleri Halkın Dostları dergisini çıkarışı. İslami değerlerle tanışması ve kendini sol cenahtan İslâm'ı referans alan yazarlar çevresine taşıması 1974'te. Daha sonra şiddetle eleştireceği Diriliş Dergisi’nde Amentü şiirinin yayımlanması, 1977 itibari ile Yeni Devir Gazetesi’nde başlayan köşe yazarlığı. İlerleyen yıllarda Milli Gazete, Yeni Şafak Gazetesi ve Gerçek Hayat Dergisi ile devam ediş. Abdullah Çıdamlı müstear adıyla çeşitli çeviriler yapış ve hali hazırda İstiklal Marşı Derneği Başkanlığını sürdürüş.

Halkın Dostları ve Partizan

İnsanlar zihinlerinde biriktirdikleri bilgi ve fikirlerde, içinde doğdukları toplumun ve yaşanan hadiselerin izlerini taşırlar. Köklü bir dünya görüşü söz konusu değilse bu etkileşim bir müddet sonra düzenli tekrarlar ve artan cazibe dolayısıyla fikre dönüşür. İsmet Özel'in gençlik yılları böyle bir kavga ortamına ve bir çevreye denk gelmiştir. Özel'in ifadesi ile o yıllarda pozitivist ön yargılarla yüklü bir eğitimin ürünü olan bir kafa yapısıyla bir gencin sosyalist düĢüncelere meyletmesi normaldi. Hatta yasakların cazibesi ve solcuların yalın kılıç antiemperyalist tavrı gençlerin oldukça dikkatini çekmekteydi. (Özel 1988: 39)

60'lı yıllarda başlayan, tüm dünyada esen savaş karşıtlığından etkilenmiş özgürlükçü ve antimilitarist akımlar gençler arasında oldukça yüksek bir propaganda gücüne sahipti. 68 gençliği olarak bilinen bu hareketlilik Türkiye'de sol görüşlü gençlerden oluşmuştu. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Kemal Bingöllü, İbrahim Kaypakkaya, Behice Boran, Sevgi Soysal gibi şahsiyetler bunlardan bir kaçıdır. Partizan adlı şiirini de bu dönemlerde yazar. Yirmi bir yaş heyecanı ile yazılmış, Özel tarafından pratikleştirilmekten uzak, okuduğu eserler ve içinde bulunduğu siyasi görüşün etkisi ile şiirden daha çok bir metaforu andıran bu metin komünist olduğu dönemin bir nevi resmidir. Özel'in etkileşim altında olduğu bu dönemde pek çok romancı partizanı anlatan romanlar yazmıştı. Bulgar edebiyatından Georgi Karaslavof'un Partizan'ı, Grigor Stoiçkov'un Partizanlar Ölmez'i, Emil Koralov'un Partizan’ın Kızı romanı bilinen metinler arasındadır. (Etil, 2020: 126)

“Devrimci” kimlik oluşturma gayreti ile bütün bunları ve Leninist diğer eserleri okuyan Özel'in şiirlerinde bu eserlerin ve olayların etkisi kaçınılmazdır. Elbette bu tarz bir yazım usulü tabii bir orijinalliği ortadan kaldırır.
Aynı yıllarda dünyada Vietnam Savaşı, Ay'a seyahat, Martin Luther King ile Robert
Kennedy'nin öldürülmeleri ve Prag'daki Sovyet tankları olayları yaşandı. 1968 yılı içerisinde milyonlarca öğrenci sokaklara çıktı, üniversiteler işgal edildi. Prag'dan Paris'e, Londra'dan Tokyo'ya, San Fransisco'dan Pekin'e kadar her yerde kurulu düzeni tehdit etmeye başlayan öğrenci hareketleri yaşandı. Böylesi bir ortamda İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu öncülüğünde ilk sayısı Mart 1970'te yayımlanan Halkın Dostları dergisi Eylül 1971 yılına kadar aralıksız toplam on sekiz sayı yayımlanır. Marksist Leninist ideolojinin hem sanat hem ideoloji bağlamında sözcülüğünü üstlenen toplumcu gerçekçi bir çizgide yayın yapan dergi ilk sayılarında siyasi ağırlıkla hareket ederken daha sonra edebiyata yönelir.

Derginin ilk sayısının kapağı oldukça dikkat çekicidir; “Gerici Sanata Hücum”. Bu yazıda içinde Sezai Karakoç'un da bulunduğu II. Yeni hareketi şiddetle eleştirilir. Solcu bir dergi olmalarına rağmen sol tarafından çok fazla ilgi görmez hatta Ahmed Arif tarafından –kendisi ile ilgili bir yazı vesilesiyle- eleştirilir. “Bu arkadaşlar, yanlış bir çıkış yaptılar. Oysa devrimcilerin titizlikle üzerinde duracakları ilkelerden biri de faydasız eylemden kaçınmaktır. 'Gericiler niçin kötü şiir yazıyor' diye kızıp, köpürüyorlar. Oysa bundan doğal ne olabilir? Sonra küçük burjuvazinin bütün şairleri “Neden devrimci değiller” diye kınamak da saçma bir şey.” Sözleri ile eleştirilerini dile getiren Ahmed Arif ilk sayıda bir manifesto yayınlandığını buna da Özel'in imza atmaktan kaçındığını söyler. Ayrıca aynı yazıda Nazım Hikmet'e ve kendisine tepeden bakmaya yeltenildiğini dile getirir. (Özel, 2006: 28)

Halkın Dostları Dergisi yazarları ve kurucuları arasında sürekli tartışmalar olan, profesyonel
olmaktan uzak birkaç gencin “devrimci” heyecanla çıkardığı bir görüntü sergiler. Nitekim derginin hem içeriği hem de sayfa sayıları tutarlı periyodik bir bütünlük sağlamaz. Önce dergiden Ataol Behramoğlu kısmen çekilir, 12. sayıdan itibaren ise İsmet Özel. İrili ufaklı yüzlerce dergi gibi Halkın Dostları Dergisi‟de 12 Mart muhtırası sonrası kapatılır. Dergi yayını boyunca ne Behramoğlu ne de Özel siyasi ve içtimai bir yasadışı eyleme katılmaz ve kanunları aşan yazı yazmaz. Bu yüzden haklarında herhangi bir soruşturma gerçekleşmez.

Ataol için durum zamanla değişse de Özel için ilerleyen zamanda bu durum ayniyle devam eder. Özel bunun niçin böyle geliştiğini kendine bir soru olarak sorduktan sonra şöyle cevaplar; “12 Mart 1971 rejimiyle solcuların üzerine yönelen terör İsmet Özel'i etkilemedi mi? Onun artık kendini müslüman diye tanımlayıp, solcu, sosyalist veya komünist sıfatını reddetmesinde bir tür yılgınlığın payı yok mu? Çok şükür bu sorunun cevabını o günden bugüne de facto verebilecek kadar yaşadım. Türkiye'de yaşayan herkes resmî otoritenin korunmasız, sıradan, atomize bireyler karşısındaki tavrı yüzünden korkuya kapılmakta mazurdur.”(Özel 1988: 79)

Aslında bir çeşit nefs mazereti oluşturma denilen bu durum Özel'de daha derin haliyle izaha muhtaç olur ve muhtıra sonrası hasbelkader birkaç günlüğüne gözaltına alınması ve bırakılmasını şöyle açıklar; “12 Mart rejimi benim gibilerin peşinde değildi. Çünkü mesele eğer askerî silsile-i meratip uyarınca bir müdahale yapılmayacak olsaydı yönetime geçmeyi tasarlayan bir başka (muhtemel?) solcu çevrelerde yuvarlanmış unsurlarını, ayaklarını ve ayakdaşlarını temizlemek, tasfiye etmekle ilgiliydi.
Benim gibilerin sosyalist bir dönüşüm uğruna ordudan, genç subaylardan bir beklentisi
yoktu.
”(Özel 1988: 80) Bu ifadeler Özel'in aslında sol çevrelerden kopmasında 12 Mart
Muhtırası ile yaşadığı korku, kaygı ve endişenin etkisini de gösteriyor. Ancak bunu siyasi bir analiz, fikri bir mülahaza yapıyormuş havasında sunuyor. Benzer durum 12 Eylül ve sonrasında da yaşanır. 12 Eylül'de her yerde fırtına kopar, sağ ve soldan binlerce kişi soruşturma yahut takibe uğrarken İsmet Özel bir köşe yazarı olarak tuttuğu mevkide konumunu zenginleştirir, “Kahramanlık yapmaya niyetim yoktu”(Özel 1988: 95) diyerek Yeni Devir Gazetesi’nde “ikinci dönem” olarak yazı yazmaya başlar ve normal günlük hayatına devam eder. 28 Şubat Darbesi öncesi ve sonrasında yine benzer bir durum vardır. Bir röportajında 28 Şubat Darbesi için “28 Şubat sadece takvimlerden bir yapraktır” der. Özel hiçbir zaman açıktan birebir rejimle çatışmaya girmediği gibi düşmanı olduğunu iddia ettiği emperyalizme karşı da riskli hiçbir eylemde görülmez.

Bu yıllarda (1969-70) bir ay gibi Meydan Larousse Ansiklopedisi’nde çalışan Özel üç ay kadar da Eros Cinsel Bilgiler Ansiklopedisi'nin teknik sekreterliği görevini yürütür. Nisan 1970 yılından itibaren ise Ankara İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan Türkiye Mühendislik Haberleri Dergisi’nde teknik sekreter olarak çalışmaya başlar.

Diriliş Dergisi, Amentü ve Sonrası

12 Mart muhtırası sonrası kısmi bir inziva ve iç muhasebe dönemine giren Özel'in bu hali
1974 yılında yayımladığı “Amentü” şiirine kadar sürer. Bu şiir bir ilandır aslında; değişimin ve dönüşümün ilanı. Marksist Leninist bir anlayıştan dini değerlerin ön plana çıktığı ve kendini müslüman kimliği ile ifade ettiği bir dönüşüm. Özel buraya, yeni sahasına gelirken ciddi bir birikimi söz konusu değildir; ne eylem ne teşkilat ne de derli toplu fikri bir eser.

Birkaç şiir kitabı ve 12 Mart Muhtırası sonrası yaşadığı ruhi tecrübe. Dolayısıyla geldiği
yerde ne kırılma ne de dönüşümü sebebi ile yüksek bir ses çıkmaz. Bu uzun, kısmi fikri inziva sürecinde öteden beridir takip ettiği Sezai Karakoç dikkatini çeker ve Amentü şiirini Diriliş Dergisi'nde yayınlanmak üzere teslim eder. Amentü şiiri İsmet Özel'in en orijinal şiiridir.

Ciddi bir düşünme ve yoğrulma ikliminin sonucu olarak ortaya çıkmış, diğer şiirleri gibi
başlıkta yahut içerikte intihali andıran yahut ilham alındığı belli olan bir durum yoktur ve bir ıstırabın izlerini vermektedir. Özel'in şiirleri genelde satirik şiir havasında iken bu şiiri biraz daha lirik şiir havasındadır. “İnsan/ eşref-i mahlûkattır derdi babam/ bu sözün sözler içinde bir yeri vardı/ ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman/ bu söz asıl anlamını kavradı/ geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından/ geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı/ kararmış rakamların yarıklarından sızarak” (Özel, 2022: 177)

Özel'in diğer şiirlerinde Amentü şiirinde olduğu gibi bir akıcılık yoktur, birçok şiirinde
mısralar arasında ani kopmalar ve kesilmeler söz konusudur. Hatta okur açısından bazen konu bütünlüğünü sağlamak rahatsız edici derecede imkânsız hale gelmektedir. Bu durum metini şiir olmaktan çıkarıp bir takım şeylerin devrik cümleler ile anlatıldığı metne dönüştürür. En önemli şiirlerinden Partizan'dan küçük bir pasaj; “Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir/ uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor/ her gün şehrin ortasında bir ergen ölüyor/ domuzuna ölüyor bankerlere durarak/ noterden onaylı kağıtlara durarak/ mevlit ilanlarına durarak./ Yunmadık saçlarını okuyoruz, yavrum./- Yüzümüzde dolanan bir mayhoş kahkaha -/Gırtlağımda bir harf büyüyor/gırtlağımızda.” (Özel, 2022: 66)

Özel'in Diriliş Dergisi’nde Amentü şiirinden başka birçok şiiri ve nesiri de yayınlanır. Bu
yazıların içeriğinde Halkın Dostları Dergisi’nde ki yazılarından farklı olarak İslam'a dair küçük referanslarda yer alır. Bu ifadeler dünün Marksist ideolojik etkisinden sıyrılmaların belirtisidir. Fakat bu yazışlara rağmen -zaman içerisinde de görüleceği üzere- derin muhasebeler gerçekleştiremez ve tam bir varoluş çizgisine yahut murad edilen çizgiye oturamaz. İtikadi ve siyasi bazı sapmalar doğuracak kadar savrukluk oluşur. O dönemlerde –gerçi halen de var- soldan gelen yahut yeni müslüman olanlara karşı bir özenti bir övgü furyası vardı. Gereksiz ululamalar ve bir türlü eziklikten kurtulamamış daha çok “Milli görüş, İslam Sosyalizmi” gibi kavramların arkasında ucuz siyaset güden insanların pespaye davranışları bu tiplerde inanılmaz bir ego ve şımarıklık oluşturuyordu. İsmet Özel de bu ilgiden nasiplenenlerden biri olarak 1977 yılında Yeni Devir Gazetesi’nde köşe yazarlığına başlar ve yazı hayatını değişik aralıklarla Millî Gazete ve Yeni Şafak gazeteleriyle Gerçek Hayat Dergisi’nde sürdürür. Tarihler 4 Ağustos 2003 tarihini gösterdiğinde “Bir Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı” (Millî Gazete) başlıklı yazısıyla neredeyse İslami camianın tamamına hakaretler ederek köşe yazarlığını bir nevi “İslamcılık”ı bırakır. “Yazdıklarım hakkında her gün biraz daha battıkları cehaletten aldıkları cesaretle mülahazalarını beyan etme hevesine kapılan kimselere söyleyecek sözüm yok. Onlara artık tahammül edemiyorum. ġimdiye kadar kendilerine gelmelerini, kendilerini bilmelerini ümit ettim. Ümidim boşa çıktı.(…) Buradan kalkarak aldığımız terbiyenin Türklüğümüzün derecesini de belli ettiğinin farkına varırız.
Türkiye'de yaşayanların ne kadarı Türk'tür? Siz bu soru üzerinde düşüne durun. BEN SİZİN DURDUĞUNUZ YERDEN TEDİRGİN OLDUM, BAŞKA YERE GİDİYORUM
.”

Şiiri bıraktığını iddia ettiği tarih ise 2013‟ün temmuzudur. Başkanı ve kurucusu olduğu
İstiklal Marşı Derneği'nin web sitesinden duyurur bunu ve son şiirim diye bir “şiir” paylaşır.
SESLİ GEMİ/ Hayâsı hiç mi yok/ Peki ya hafızası/ Hali lisani melali/ Elini yüzünü/ Hiç mi hiçbir/ Vakit bile mi/ Yıkamadı/ Sizceleyin lopu kıvır/ Kıvır kıvrak beliyle/ Sicimece
ebeleme/ şıkırdatıp gümlettiği/ Ebegümecini/ Hasta düşmeden/ Yiyici canlı beden/ Sahralara salınıp/ Yekpare tutulamayıp/ Paraylayarak/ Havada pür par/ Çala çalı çalımla/ Serilip yere hak ile/ Yeksan yekini/ Kuyruksuzlaştırılıp/ Bıraktı vatman kaptan/ Cephane deppo tayın/ Madı mı sayın mayın
.” Bu şiir midir? Yahut “ne saçmalarsam saçmalayayım zaten söylediklerimin bir alıcısı var ve tevil edicisi” deyip, okurları ve takipçileri ile alay etmek midir? Burası meçhul?

Ancak 80'li yıllarda Cemil Meriç'in Özel hakkında ki tesbit bu mana çerçevesine bağlı olarak oldukça yerindedir; “12 Mart öncesinin şımartılmış bir şairi, eski bir Marksist. Marksizm'den İslamiyet'e atlamış. Türkçesi cılız, bodur ve musikisiz. Fransızcayı
ancak tefeül yolu ile sökmektedir
.”

İsmet Özel, bir dönem Cemil Meriç'in peşine düşer ama onun yanında çok dayanamaz ve
ayrılır. Hikâyesi Meriç‟in ağzıyla şöyle: “Özel'e ayrı bir yer ayıran Meriç'in sözleri şöyle:
İbn Haldun konferansımı dinlemek için Ankara‟dan İstanbul‟a geldi. Kısa sürdü balayımız. Bir miktar sekreterliğimi yaptı. Aliénation üzerine yazıları çıkıyordu. Spekülasyonlarına muhteva kazandırmak için Calvez'yi okuttum. Anlamıyordu. Hayli tercümeler yaptım. Tape edecekti, isteksizliği yüzünden Calvez'yi bıraktık. Belki daha cazip gelir diye Lamennais'yi çıkardım sahneye. İki üç seans dayandı. Aramızda buzlar vardı. Eski şair, mutlak hakikati bulmuştu. Ben, arayış içinde idim. Bununla beraber oldukça müsamahakâr davrandı. Yeni devir'de iki yazısına konu oldum. Sonra, geldiği gibi kayboldu. Hayal kırıklığına mı uğramıştı, bilmiyorum.” (Meriç, 2022:302)

Devam edecek...

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?