Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Haber Nida
Haber Nida

Kazak Bozkırında Açılan Gedik: Tokayev’in “İbrahim İmzası” ve Türk Dünyasının Kırılma Noktası

Orta Asya’nın soğuk rüzgârları bugün yalnızca bozkırı değil, Türk milletinin vicdanını da titretiyor. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in “İbrahim Anlaşmaları”na imza atma kararı, sadece bir dış politika hamlesi değil, Türk dünyasının manevi zeminine vurulmuş bir darbedir. Bu karar, Moskova’nın gölgesinde büyüyen mankurt zihinlerin, ümmet bilincinden ve Türk kardeşliğinden ne kadar uzaklaştığını gösteriyor.

Tokayev, Kremlin’in hangi milletten olduğunun ne önemi var ilkesiyle terbiye edilmiş bir bürokratın ötesine geçemedi. Rus aklına göre biçimlenmiş, Batı’nın gözüne sempatik görünmek uğruna kendi köklerinden feragat eden bir “yeni nesil vassal” portresi çiziyor. Bu vassallık, artık sadece Moskova’ya değil, siyonizmin bölgesel tahkimatına da hizmet ediyor. Kazakistan’ın “soykırımcı İsrail”le aynı metne imza atması, diplomatik bir tercih değil, medeniyet aidiyetinin yitirilmesidir.

İbrahim Anlaşmaları, adı barış olan ama ruhu işgal kokan bir projedir. Bu anlaşmanın özünde, Filistin direnişinin tasfiyesi, İslam dünyasının ekonomik ağlarla dizginlenmesi ve bölge ülkelerinin işgalci israil’in güvenlik mimarisine eklemlenmesi vardır. Şimdi Tokayev, bu zincirin bir halkası olmayı tercih ediyor. Hani bir zamanlar Astana’da İslam İşbirliği Teşkilatı toplantılarında “mazlumların yanındayız” diyen Kazakistan diplomasisi nerede? Hani Türk Devletleri Teşkilatı’nda “tek yürek, tek istikamet” diye ilan edilen kardeşlik nerede?

Okumadan Geçme  Sözde Türk Aydınlarına Siyonist Entelektüellerden Tokat Gibi Ret

Bu soruların cevabı basit: Tokayev’in elindeki kalem, Moskova’nın mürekkebiyle yazıyor. Rusya bugün Batı yaptırımlarının pençesinde kıvranırken, Orta Asya’daki uydularını birer diplomatik süs gibi kullanıyor. Kremlin’in elinde kalan birkaç taş var: enerji, güvenlik ve temsil kabiliyeti. Tokayev, işgalci israil’e “normalleşme” eli uzatarak, hem Batı nezdinde bir iyi niyet gösterisi yapıyor hem de Rusya’ya “seni masaya geri döndürürüm” mesajı veriyor. Fakat bu hamle, Türk dünyasının geleceğini ipotek altına alıyor.

Kazakistan, Türk Birliği’nin doğal liderlerinden biri olabilecekken, şimdi bu birliğin ruhunu sabote eden bir aktör konumuna sürükleniyor. Tokayev’in Kıbrıs meselesinde sergilediği tutum hâlâ hafızalarda taze: Türklerin “işgalci” olarak anıldığı bir dilin Kazak diplomasi metinlerine sızması, o gün nasıl tepki doğurduysa, bugün atılan imza da aynı sarsıntıyı yaratıyor. Rum kesiminde elçilik açmakla başlayan çizgi, şimdi işgalci israil’le yan yana düşen bir siyasete evrilmiş durumda. Bu bir tesadüf değil; bu, kimliğini kaybeden bir devlet aklının dönüşümüdür.

Okumadan Geçme  Soykırım savaşının 412. günü: Katliamlar ve kıtlık devam ediyor

Bu gelişme, yalnızca Kazakistan’ın değil, bütün Türk coğrafyasının da bir uyarı zili olmalıdır. Çünkü Türk dünyasının dayanışması sadece ortak alfabe, ortak tarih ya da folklorik birliktelik değildir. Bu dayanışma, ümmet bilincinin, adalet anlayışının ve tarihsel misyonun yansımasıdır. Bugün bir Türk devleti, Gazze’de çocukları öldüren rejimle “normalleşiyorsa”, o zaman bu dayanışmanın içi boşaltılmış demektir.

Türkiye açısından mesele yalnızca diplomatik bir kırgınlık değil, stratejik bir travmadır. Ankara yıllardır Türk Devletleri Teşkilatı’nı siyasi bir çatıdan çıkarıp medeniyet eksenli bir yapıya dönüştürmeye çalışıyor. Ancak her dönemde karşısına Kremlin’in uzantıları çıkıyor. Tokayev’in bugünkü adımı, Türk dünyasının jeopolitik potansiyelini kendi eliyle zayıflatmak anlamına geliyor. Türk yurtlarının birinde açılan her gedik, ümmet coğrafyasına sirayet eden bir yaradır.

Okumadan Geçme  Yeniden başlayan soykırım savaşı 69. gününde: 48 şehid

Peki, bu tablo karşısında ne yapılmalı? Öncelikle, Türk dünyası içindeki sessiz çoğunluk uyanmalı. Azerbaycan’dan Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Türkiye’ye kadar her başkent bu gelişmeyi sadece diplomatik bir haber olarak değil, stratejik bir alarm olarak okumalı. Tokayev’in açtığı kapının arkasında, bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyen küresel akıllar var. Bu akıllar, Türk birliğini “kültürel bir nostaljiye”, İslam’ı ise “kontrollü bir inanç sistemine” indirgemek istiyor.

Habernida olarak yıllardır söylediğimiz bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyorum: Türk’ün kaderi Batı’nın masasında değil, kendi yüreğinde yazılır. Kazakistan, kendi eliyle açtığı bu gedikten belki kısa vadede diplomatik alkış toplayacak, ama uzun vadede hem Türk dünyasında hem İslam coğrafyasında itibar kaybına uğrayacaktır.

Unutmayalım, tarih tokat atmayı sever. Bugün sessiz kalanlar, yarın kendi sessizliklerinin yankısıyla uyanır. Tokayev’in imzası sadece bir kağıtta değil, Kazak bozkırının rüzgarında yankılanıyor: “Birlik olmadan dirlik olmaz.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER