
Abbas, X platformunda yayınladığı sert ifadeli bir gönderide şöyle yazdı: "Her yeni ülkede konuşma yaptığımda, Çin büyükelçiliği benim savunuculuk faaliyetlerimi itibarsızlaştırmaya ve beni ve kız kardeşimi terörist olarak yaftalamaya yönelik açıklamalar yayınlıyor." Abbas ayrıca, "Bu diplomasi değil. Bu, gerçek zamanlı olarak uygulanan sınır ötesi baskıdır" diye ekledi.
Kişisel çilelerini vurgulayan Abbas, Urumçi'den emekli bir doktor olan kız kardeşi Dr. Gülşen Abbas'ın gözaltına alınmasına dikkat çekti. Daha önceki bir paylaşımında ise, "Kız kardeşim hiçbir zaman politik bir kişi olmadı. O sadece ailesini seven bir anne ve büyükanne" dedi.
Abbas'a göre, kız kardeşi 2018 yılının Eylül ayında Hudson Enstitüsü'nde Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerinden bahsettiği bir konuşma yaptıktan birkaç gün sonra gözaltına alındı. Abbas, "Beş gün sonra kız kardeşim ortadan kayboldu," dedi ve 2019'da yapılan gizli bir yargılamanın, kendisinin uydurma suçlamalar olarak nitelendirdiği iddialar üzerine 20 yıl hapis cezasına yol açtığını ekledi.
Ayrıca kız kardeşinin sağlığı konusunda endişelerini dile getirerek, "Ciddi tıbbi ihtiyaçları var… Her gün bu düşünceyle uyanıyorum" diye yazdı. Bu suçlamalar, aktivistlerin sistematik baskı uygulandığını söyledikleri işgal altındaki Doğu Türkistan’da Çin politikalarına yönelik artan eleştirilere bir yenisini ekliyor. Abbas mesajını kararlı bir çağrıyla sonlandırdı: "Asla vazgeçmeyeceğim. Gülşen Abbas'ı serbest bırakın."
Çin'de Uygurlara yönelik zulüm, öncelikle Çin Komünist Partisi'nin Doğu Türkistan’daki politikalarıyla bağlantılı. 2017 yılından bu yana, insan hakları grupları ve hükümetlerden gelen raporlar, Uygurların "yeniden eğitim" kamplarında toplu olarak gözaltına alındığını, ayrıca gözetim, zorla çalıştırma ve din ve kültür kısıtlamalarına maruz kaldığını iddia ediyor. Pekin, bu önlemlerin aşırılıkla mücadele amaçlı olduğunu savunurken, eleştirenler ise bunları bölgedeki Müslüman azınlık nüfusu hedef alan sistematik bir baskı olarak nitelendiriyor.
