Ruşen Abbas: Kız kardeşim, ifade özgürlüğümü kullandığım için sekiz yıldır Çin hapishanesinde

Uygur Hareketi kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas, Çin’in Uygurlara yönelik politikalarını ve sürgündeki Uygur aktivistlere yönelik baskıları anlattı. Abbas, kız kardeşi Gülşen Abbas’ın 2018’de kendisinin Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’daki kitlesel gözaltıları kamuoyuna taşımasından günler sonra alıkonulduğunu, daha sonra gizli bir yargılamayla 20 yıl hapse mahkûm edildiğini söyledi.

featured
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Uygur Amerikalı aktivist Ruşen Abbas, CIVICUS LENS'e verdiği röportajda, Çin'in Uygurlara yönelik baskı politikalarını ve sekiz yıldır hapiste tutulan kız kardeşi Dr. Gülşen Abbas'ın durumunu anlattı. 2018 yılında Washington'da yaptığı bir konuşmanın ardından emekli doktor Gülşen Abbas'ın gizli…

Uygur Amerikalı aktivist, Uygur Hareketi (Campaign for Uyghurs) kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas, CIVICUS LENS’e verdiği röportajda Çin’in Uygurlara yönelik politikalarını, sürgündeki aktivistlere yönelik baskıları ve kız kardeşi Dr. Gülşen Abbas’ın sekiz yıldır devam eden hapis sürecini anlattı.

Abbas’ın anlatımına göre Gülşen Abbas’ın hapsedilmesi, Çin sınırlarını aşan baskının en kişisel örneklerinden biri. Emekli bir doktor, iki çocuk annesi ve dört torun sahibi olan Gülşen Abbas’ın siyasi bir faaliyetinin bulunmadığını belirten Ruşen Abbas, kız kardeşinin kendisinin Çin yönetiminin Uygurlara yönelik politikalarını eleştirmesinden kısa süre sonra hedef alındığını ifade etti. [1]

“Kız kardeşim, ifade özgürlüğümü kullandığım için hapiste”

Ruşen Abbas, 2018 yılında Washington’daki Hudson Institute’ta Uygurların kitlesel olarak gözaltına alınmasına ilişkin kamuoyu önünde konuşmasından yalnızca birkaç gün sonra kız kardeşi Gülşen Abbas’ın Çin makamlarınca alıkonulduğunu söyledi.

Abbas’a göre ailesi, Gülşen’in akıbeti hakkında uzun süre bilgi alamadı. Çin devlet medyası CGTN ise Aralık 2019’da Gülşen Abbas’ın varlığını dahi inkâr ederek, Ruşen Abbas’ı yurt dışında “söylenti yaymakla” suçladı.

Çin makamları, Aralık 2020’de Gülşen Abbas’ın gizli bir yargılama sonucunda 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını kabul etti. Ruşen Abbas, suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savunurken, kız kardeşinin davasını Çin Komünist Partisi’nin Uygurları susturmak amacıyla aile üyelerini hedef aldığı “akraba üzerinden cezalandırma” ve sınır aşan baskı uygulamalarının örneklerinden biri olarak nitelendirdi. [1]

Abbas, kız kardeşinin 2026 Haziran’ında 64 yaşına girdiğini belirterek şu tabloya dikkat çekti: Ailesinin elinde Gülşen’e ait güncel bir fotoğraf veya video bulunmuyor; kimsenin onu ziyaret etmesine izin verilmediğini ve sağlık durumuna ilişkin bağımsız bir bilgi alınamadığını söylüyor.

Ruşen Abbas’ın ifadesiyle, “Kız kardeşim, ifade özgürlüğümü kullandığım için hâlâ Çin hapishanesinde.”

Aktivizmden sonra ailesi de hedef oldu

Ruşen Abbas’ın Çin’le yaşadığı sorunlar kız kardeşinin tutuklanmasıyla başlamadı.

Ürümçi’de doğan Abbas, Xinjiang Üniversitesi’nde öğrenciyken 1985 ve 1988 yıllarında demokrasi yanlısı protestolarda yer aldığını anlattı. 1985’te Ürümçi’deki yedi üniversite, enstitü ve teknik okuldan 20 binden fazla öğrencinin katıldığı gösterilerde eşitlik, Uygur kadınların zorla kısırlaştırılmasına son verilmesi ve bölgedeki nükleer testlere karşı çıkılması taleplerinin dile getirildiğini söyledi.

Abbas, bu faaliyetlerin ardından sorgulandığını, üniversiteden yüksek akademik dereceyle mezun olmasına rağmen kendisine verilen iş teklifinin geri çekildiğini ve kariyer olanaklarının engellendiğini belirtti.

1989’da eğitimine devam etmek ve “özgürlük ve demokrasiyi” aramak amacıyla ABD’ye giden Abbas, sürgünde de ailesinin Çin yönetiminin baskısından kurtulamadığını söyledi.

Abbas’ın aktardığına göre 1990’ların başında ABD’li siyasetçilerle çalışmaya başlamasının ardından Ürümçi’de akademisyen olan babası 59 yaşında işini kaybetti.

Ancak Abbas’a göre en ağır sonuç, 2018’de kız kardeşinin tutuklanması oldu.

“Baskı beni susturmadı”

Gülşen Abbas’ın tutuklanmasının ardından Ruşen Abbas işini bırakarak zamanının tamamını kız kardeşinin serbest bırakılması ve Uygurların yaşadığı sorunların uluslararası kamuoyunda gündeme getirilmesi için çalışmaya ayırdığını söyledi.

Abbas, bu süreçte kendisinin de sınır aşan baskının hedefi olduğunu belirtti.

Aktivistin anlatımına göre kendisi ve eşi Abdulhakim İdris hakkında ölüm çağrısı içeren bir video yayımlandı; tehdit e-postaları aldı, siber saldırılara ve karalama kampanyalarına maruz kaldı. Abbas ayrıca anı kitabının yayımlanmasının ardından Amazon’da kendi hayatını anlattığı izlenimi veren sahte kitapların ortaya çıktığını ve yöneticisi olduğu Campaign for Uyghurs’un sürekli siber saldırılara maruz kaldığını söyledi. [1]

Abbas, yaşadıklarının yalnızca kendi ailesine özgü olmadığını, yurt dışındaki Uygurların ve Çin yönetiminin politikalarını eleştiren kişilerin de benzer sınır aşan baskılarla karşı karşıya kaldığını savundu.

Çin yönetimi Uygurları neden hedef alıyor?

Ruşen Abbas, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik politikalarının arkasında etnik kimlik, din, kültür ve bölgenin jeopolitik ve ekonomik öneminin bulunduğunu öne sürdü.

Abbas’a göre Uygurların Müslüman kimliği, dili ve kültürü Pekin’in toplum üzerinde mutlak kontrol kurma hedefiyle çatışıyor.

CIVICUS röportajında Doğu Türkistan’ın kömür, doğal gaz, petrol, nadir toprak elementleri ve uranyum gibi önemli doğal kaynaklara sahip olduğuna dikkat çeken Abbas; bölgenin dünya pamuk üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini, güneş panellerinde kullanılan güneş enerjisi sınıfı polisilikon üretiminin yüzde 35’ini, Çin’in alüminyum ve PVC üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu ve ülkenin domates üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini karşıladığını söyledi. [1]

Abbas ayrıca bölgenin Orta Asya ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan konumuna, Avrupa ve Afrika’ya uzanan ticaret güzergâhları açısından önemine ve Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki rolüne dikkat çekti.

Bu unsurların birleşiminin, Abbas’a göre Sincan’daki güvenlik politikalarının daha da sertleşmesine yol açtığını belirtti.

Zorla çalıştırma, gözaltılar ve kültürel hayata müdahale

Ruşen Abbas, Çin’in Uygurlara yönelik politikalarının yalnızca siyasi aktivistleri hedef almadığını; zorla çalıştırma, kitlesel keyfî gözaltılar, yoğun gözetim ve dini-kültürel yaşama yönelik kısıtlamalarla geniş bir toplumsal alana yayıldığını söyledi.

CIVICUS röportajında Abbas, 2025 yılında 3,36 milyon zorla çalıştırma transferi gerçekleştiğini ve bir milyondan fazla çocuğun devlet tarafından işletilen yatılı okullara yerleştirildiğini ileri sürdü. Uygurcanın okullarda yasaklandığını, Uygurca kitapların ve dini metinlerin yakıldığını, Uygur kadınların ise zorla kürtaj, kısırlaştırma ve Han Çinlileriyle evlendirilmeye maruz bırakıldığını ifade etti. [1]

BM raporundan sonra neden daha fazla adım atılmadı?

Ruşen Abbas, uluslararası toplumun Çin üzerindeki baskısının yeterli düzeye ulaşmadığını belirtti.

Bunun nedenleri arasında Çin’in ekonomik ve siyasi ağırlığını gösteren Abbas, birçok hükümet ve şirketin Pekin’le diplomatik, ticari ve yatırım ilişkilerini riske atmak istemediğini söyledi.

Abbas ayrıca Çin’in küresel medya ve propaganda kapasitesine dikkat çekerek, devlet yayın kuruluşları, yabancı medya kuruluşlarıyla ortaklıklar, gazeteci ve influencer gezileri ve koordineli mesajlarla Uygurlara ilişkin insan hakları haberlerinin etkisinin azaltılmaya çalışıldığını iafde etti.

Ona göre propaganda yalnızca insanların Çin hükümetinin anlatısına inanmasını sağlamakla ilgili değil. “Şüphe oluşturmak ve insanların harekete geçmekte tereddüt etmesini sağlamak” da başlı başına bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. [1]

Uygur Hareketi uluslararası alanda ne yapıyor?

Ruşen Abbas’ın yönettiği Uygur Hareketi (Campaign for Uyghurs), Uygurlara yönelik hak ihlallerinin belgelenmesi, elde edilen kanıtların siyasetçilere ve uluslararası kurumlara aktarılması ve Uygur diasporasının savunuculuk kapasitesinin güçlendirilmesi üzerine çalışıyor.

Abbas, kuruluşun özellikle Uygur kadınları ve gençlerini uluslararası savunuculuk faaliyetlerinde daha etkin hâle getirmeye çalıştığını belirtti. Bugüne kadar yaklaşık 20 savunuculuk çalıştayı düzenlediklerini ve genç Uygur aktivistlerin giderek daha fazla sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Abbas ayrıca kuruluşunun ABD’de Uygur zorla çalıştırmasıyla bağlantılı ürünlerin önlenmesine yönelik yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesine katkı sunduğunu ve Uygur meselesinin uluslararası siyasi gündemde tutulması için sivil toplum kuruluşları, dini topluluklar, düşünce kuruluşları ve üniversitelerle birlikte çalıştığını aktardı. [1]

“Kız kardeşim serbest bırakılmalı”

Ruşen Abbas, uluslararası topluma yönelik çağrısında hükümetlerin sınır aşan baskıyı engelleyecek yasalar çıkarmasını, devlet destekli zorla çalıştırmayla üretilen ürünlerin yasaklanmasını ve Uygurların sığınma taleplerinin daha güçlü biçimde korunmasını istedi.

Ayrıca insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu belirtilen Çinli yetkililere yönelik mevcut yaptırım mekanizmalarının kullanılmasını, Uygurların Çin’e iade edilmemesini ve Uygur meselesinin uluslararası gündemde tutulmasını talep etti.

Abbas’ın en kişisel çağrısı ise kız kardeşi Gülşen Abbas için.

Uygur Hareketi, Eylül 2026’da yaptığı açıklamada Gülşen Abbas’ın kaybolmasının ve hapsedilmesinin üzerinden sekiz yıl geçtiğini duyurdu. Kuruluş, emekli doktorun 2018’de ortadan kaybolduğunu, ailesinin iki yıldan uzun süre kendisinden haber alamadığını ve daha sonra 20 yıllık hapis cezasına ilişkin bilgi edindiğini açıkladı. [2]

Ruşen Abbas için Gülşen Abbas’ın hikâyesi, yalnızca bir mahkûmun hikâyesi değil. Aynı zamanda yurt dışında yaşayan Uygurların Çin politikalarını eleştirmeleri durumunda ailelerinin de baskının hedefi hâline gelebileceği iddiasının somut örneği.

Abbas, kız kardeşinin tutuklanmasının kendisini susturmadığını, aksine Uygurların yaşadığı sorunları dünyaya anlatma mücadelesini daha da güçlendirdiğini belirtiyor.

“Kız kardeşim hâlâ Çin hapishanesinde çünkü ben ifade özgürlüğümü kullandım” sözleriyle özetlediği hikâye, Uygur meselesinin diaspora, ifade özgürlüğü ve sınır aşan baskı boyutlarını da yeniden gündeme taşıyor.

Kaynaklar

[1] CIVICUS LENS — “China: ‘My sister has been in a Chinese prison for eight years because I exercised my freedom of speech’”, 5 Ekim 2026. Röportajın tamamı ve Ruşen Abbas’ın açıklamaları: CIVICUS LENS röportajı⁠

[2] Campaign for Uyghurs — “CFU Marks Eight Years of Dr. Gulshan Abbas’s Unjust Imprisonment”, Eylül 2026. Gulshan Abbas’ın tutuklanmasının sekizinci yılına ilişkin kuruluş açıklaması: Campaign for Uyghurs açıklaması⁠

Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Abone olarak Gizlilik Politikası metnini kabul etmiş olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Türk Dünyası Ruşen Abbas: Kız kardeşim, ifade özgürlüğümü kullandığım için sekiz yıldır Çin hapishanesinde

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir