Haber-Yorum: Sencer Buğrahan
Bu ifadeler, bölgede barışı tehdit eden provokatif ve saldırgan bir zihniyetin yansıması olarak değerlendirilirken, Siyonist rejimin Akdeniz’deki emperyalist hedeflerinin de açık bir itirafı niteliği taşıyor. Türkiye’nin garantörlüğünde bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüren KKTC’yi hedef almak, sadece Kıbrıs Türk halkına değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına da açık bir tehdittir.
Habernida.com olarak soruyoruz:
Kendini bölgesel barışın temsilcisi gibi gösteren Batı destekli işgalci israil, hangi hakla bir başka ülkenin toprağı üzerinde “operasyon” planı yapmaktadır? Yunanistan ve Rum Kesimi ile birlikte hareket ederek Kuzey Kıbrıs’a müdahale planlamak, uluslararası hukukun açık ihlali değil midir?
Kıbrıs meselesi, yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil, Türk milletinin kırmızı çizgisidir. 1974’te yapılan Barış Harekâtı, adada Türk varlığını yok sayanlara verilmiş net bir cevaptır ve bugün de geçerliliğini korumaktadır. KKTC halkı özgürdür, iradesi bağımsızdır ve Türkiye’nin garantörlüğünde her türlü tehdide karşı koruma altındadır.
İşgalci israil ve müttefiklerine buradan açık bir mesaj verilmelidir: Akdeniz’de korsanlık devri bitmiştir. Türkiye, yalnızca kendi çıkarlarını değil, mazlum halkların haklarını da savunma iradesine sahiptir. Kıbrıs’a uzanacak her el, gereken cevabı bulacaktır.
Milletimizi uyarıyoruz: Emperyalist projelere karşı uyanık olun. Sözde müttefiklerin maskesi bir kez daha düşmüştür. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır!

