2–4 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantı, “Dünya Güvenliğinde Dini Özgürlüğün Rolü” temasıyla yapıldı. Konsey yetkilileri, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 80’inin dini özgürlüklerin kısıtlandığı ülkelerde yaşadığını belirterek, bu alandaki ihlallerin küresel güvenliği tehdit ettiğine dikkat çekti.
Toplantıda, dini özgürlüklerin korunmasının yalnızca inanç meselesi değil, aynı zamanda uluslararası barış ve istikrarın temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi.
Uygur Kuruluşları Toplantıda Yer Aldı
Toplantıya çok sayıda Uygur sivil toplum kuruluşu ve temsilcisi katıldı. Etkinlikte şu kurumlar yer aldı:
- Uygur Hareketi
- Uygur İnsan Hakları Kuruluşu
- Dünya Uygur Kurultayı
- Uygur Araştırma Merkezi
- Uygur Akademisi
- Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi
Katılımcılar, Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü politikaların belgelerle ortaya konulması ve uluslararası toplumun harekete geçirilmesi çağrısında bulundu.
Ruşen Abbas: “Suskunluk Çin’e Güç Veriyor”
Uygur Hareketi’nin kurucusu ve Başkanı Ruşen Abbas, konuşmasında uluslararası topluma sessiz kalmama çağrısı yaptı. Abbas, Çin’in Uygurlara yönelik uygulamalarına karşı gösterilen kayıtsızlığın, baskı politikalarının devam etmesine zemin hazırladığını belirtti.
Abbas,
“Suskunluk, Çin’e nefes aldırmak anlamına geliyor. Eğer Çin durdurulmazsa, bu durum yalnızca Uygurlar için değil, bütün insanlık için büyük bir tehdit haline gelir,”
ifadelerini kullandı.
Abdulhakim İdris: “Uygurlar Gerçekleri Anlatmak Zorunda”
Uygur Araştırmaları Merkezi Başkanı Abdulhakim İdris, konuşmasında kendi ailesinin yaşadığı trajedileri anlatarak Çin’in insan hakları ihlallerine dikkat çekti.
İdris, babasının akıbetinin bilinmediğini, annesinden uzun süredir haber alamadığını ve kardeşlerinden birinin 21 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti. Dünya genelinde Çin hakkında yapılan her tartışmada Uygurların gerçekleri anlatmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Ömer Kanat: “Belgeler En Güçlü Silahımız”
Uygur İnsan Hakları Kuruluşu Direktörü Ömer Kanat ise Çin’in işlediği insan hakları ihlallerinin belgelenmesinin ve uluslararası kamuoyuyla paylaşılmasının önemine dikkat çekti.
Kanat,
“Belgeler, Çin’in gerçekleri gizleme çabalarına karşı elimizdeki en güçlü araçtır,”
dedi.
Uluslararası Raporlama Çağrısı
Toplantıda, Çin’in Uygurlara yönelik uygulamalarının bağımsız raporlarla kayıt altına alınması, mağdurların tanıklıklarının korunması ve bu bilgilerin uluslararası kurumlara sunulması gerektiği vurgulandı.
Katılımcılar, bu çalışmaların küresel farkındalığı artıracağı ve Çin üzerindeki uluslararası baskının güçlenmesine katkı sağlayacağı görüşünde birleşti.
“Bu Sadece Uygurların Meselesi Değil”
Toplantının sonunda yapılan değerlendirmelerde, Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü politikaların yalnızca Uygur halkını değil, evrensel insan hakları ve küresel güvenliği tehdit ettiği belirtildi. Uygur temsilciler, uluslararası toplumun daha kararlı ve somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

