Her iki grup da Uygur ve Tibet halklarının ortak mücadelesinin altını çizerek Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından yönetilen aynı baskıcı sisteme karşı mücadelede birleştiklerini vurguladı.
Dünya Uygur Kongresi, X’te yayınladığı bir mesajda, “Tibet Ayaklanmasından 66 yıl sonra, Tibetliler de tıpkı Uygurlar gibi Çin yönetimine karşı direnmeye devam ediyor. Mücadelelerimiz benzer ve bizi ezen sistem de aynı. Birimiz için özgürlük hepimiz için özgürlüktür.”
Uygur Hareketi’nden yapılan açıklamada, “CFU Tibetli dostlarımız ve müttefiklerimizle güçlü bir dayanışma içindedir. Uygur ve Tibet savunuculuğu ÇKP’nin ağır insan hakları ihlallerine ve kimliğimizin silinmesine karşı aynı mücadelenin parçasıdır.” denildi.
Tibet Tayvan İnsan Hakları Ağı 12 Mart’ı, Çin’in 1951 yılında Tibet’i acımasızca işgal etmesi üzerine düşünerek kutladı. Bu işgal Tibet kültürünün, dininin ve geleneklerinin şiddetle bastırılmasıyla sonuçlandı. 10 Mart 1959’da Lhasa’daki Tibetliler protesto için ayaklandı, ancak Çin ordusu ayaklanmayı bastırarak çok sayıda can kaybına ve Dalai Lama’nın Hindistan’a kaçarak sürgünde bir hükümet kurmasına yol açtı.
Dünya Uygur Kongresi ve Uygur Hareketi, Tibetliler ve Uygurların karşılaştığı baskının münferit olmadığını, ÇKP tarafından gerçekleştirilen daha geniş çaplı insan hakları ihlallerinin bir parçası olduğunu yineledi. Bir DUK temsilcisi “Bir kişi için özgürlük herkes için özgürlüktür” diyerek adalet ve kimliğin korunması mücadelesinde küresel birliğin öneminin altını çizdi.
Öte yandan Tibet Ayaklanma Günü’nün 66. yıldönümünde Tibet Diaspora Örgütü (TGO) Viyana’daki Çin Büyükelçiliği önünde büyük bir protesto gösterisi düzenledi. Avusturya’daki Tibet toplumunun yaklaşık 200 üyesi, Çin Komünist Partisi tarafından Tibetlilere yönelik devam eden baskıyı protesto etmek üzere bir araya geldi.

