Uygur hak grupları, baskıların Çin sınırlarının ötesine yayılacağı konusunda uyarıda bulundu

Uygur hak savunucuları, Doğu Türkistan’ın içinde ve uluslararası sınırların ötesinde Uygurları ve onların destekçilerini hedef alan, kendi ifadeleriyle “genişleyen bir baskı kampanyası” hakkında yeni endişeler dile getiriyor.
Dünya Uygur Kongresi’nin haftalık raporuna göre, Kongre Başkanı Turguncan Alawdun’un liderliğindeki bir heyet, hak gruplarının “uluslararası baskı” olarak tanımladığı duruma karşı daha güçlü koruma sağlanması için Almanya ve Belçika’daki siyasi liderlerle görüşmeler gerçekleştirdi.
Avrupa başkentlerinde yapılan görüşmeler, gözetim ağları, diaspora toplulukları üzerindeki baskı ve hükümetlere, Doğu Türkistan’daki zorla çalıştırma sistemleriyle bağlantılı kuruluşlarla ilişkilerini kesmeleri yönündeki çağrılara odaklandı.
Bu savunuculuk girişimi, çoğunluğu Müslüman olan bir etnik azınlık olan Uygurlara yönelik Çin politikalarının giderek artan bir şekilde mercek altına alındığı bir dönemde gerçekleşiyor. Birçok hükümet ve insan hakları örgütü, Pekin’i toplu gözaltılar ve zorla işgücü nakli dahil olmak üzere sistematik ihlallerle suçluyor; Çin ise bu iddiaları reddediyor.
DUK’un raporunda, Doğu Türkistan’daki ihlallere dikkat çekmek amacıyla barışçıl protestolara katılan 19 Kazak aktivistin cezalandırılmasına da vurgu yapıldı. Örgüt, bu cezaların, sivil alanın daralması ve Uygur hakları savunuculuğuyla bağlantılı muhalefetin suç sayılması gibi daha geniş bir eğilimi yansıttığını belirtti.
Avrupa’nın ötesinde, grup, Malezya’dan Uygur hakları savunucusu Abdulhakim Idris’in gözaltına alındığı ve sınır dışı edildiği yönündeki haberler de dahil olmak üzere, Güneydoğu Asya’daki gelişmeler konusunda uyarıda bulundu.
Rapora göre, kendisine net bir açıklama yapılmaksızın ülkeye giriş izni verilmedi ve bu durum, akademik ve savunuculuk çalışmalarını aksattı. İnsan hakları örgütleri, bu tür eylemlerin, hükümetler üzerinde yurtdışındaki Uygur aktivizmini kısıtlama yönünde artan bir baskı sinyali verdiğine dair uyarılarını giderek yoğunlaştırıyor.
Raporda ayrıca, eski bir Çinli polis memurunun yakın zamanda verdiği ifadeye de değinildi. Raporda, bu ifadenin, kurumsallaşmış gözaltı uygulamaları ve devam eden zorla çalıştırma transferleri dahil olmak üzere, baskı biçimlerinin nasıl evrimleştiğini anlattığı belirtildi. Bu tür ifadelerin bağımsız olarak doğrulanması zor olsa da, bölgedeki koşullar konusunda uluslararası endişeleri artırdı.
Dünya Uygur Kongresi, koordineli bir küresel eylem çağrısında bulunarak, hükümetleri hesap verebilirlik mekanizmalarını güçlendirmeye ve hem Çin’de hem de diasporada risklerle karşı karşıya kalan Uygur topluluklarına daha fazla koruma sağlamaya çağırdı.
Bu gelişmeler, savunuculuk gruplarının hükümetleri endişe beyanlarının ötesine geçerek somut politika adımları atmaya teşvik etmeye çalışmasıyla birlikte, Uygur meselesinin uluslararası boyutunun giderek genişlediğini yansıtıyor.
