
Söz konusu rapor, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun (USCIRF) “China’s Persecution of Religious Leaders” başlıklı çalışmasıdır. Uygur Hareketi, raporun acil eylem çağrısını teyit ederek, Çin Komünist Partisi'nin Doğu Türkistan'da
devam eden soykırımının bir parçası olarak Uygur dini liderlerinin kasıtlı olarak hedef alınmasına dikkat çekti.
Raporun İçeriği ve Belgelenen İddialar
USCIRF raporu, Çin’deki imamlar, mollalar, papazlar ve keşişler gibi dini liderlerin sistemli olarak tutuklanmaları, hapsedilmeleri, işkenceye maruz bırakılmaları ve cezaevinde ölümleri gibi vakaları detaylandırmaktadır. Örneğin, raporda:
- 2014’ten bu yana 1.000’den fazla Uygur ve diğer Türk Müslüman imamın dini görevleri nedeniyle gözaltına alındığı veya hapsedildiği ifade ediliyor.
- İmam Dadihan’a verilen 20 yıllık hapis cezası, bu vakalardan yalnızca biridir.
- 96 yaşındaki İmam Abidin Damollam’ın, 9 yıllık cezasını çekerken 2024’te cezaevinde hayatını kaybettiği belirtiliyor.
- Ayrıca, Uygur kadınlardan Tursungul Ghopur, Buwihelchegul Sidiq ve Ezizigul Memet gibi şahısların dini ve kültürel faaliyetler yürütme gerekçesiyle 10–14 yıl ceza aldıkları aktarılıyor.
Uygur Hareketi, raporda yer alan bu ve benzeri vakaların, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Uygur kimliğini silme amacına yönelik sistematik stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor.
Uygur Hareketinin Açıklaması ve Talepleri
Uygur Hareketi kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas, raporu yorumlarken Çin rejiminin inancı suç haline getirdiğini; bu durumu Uygur toplumunun manevi ve kültürel dokusunun hedef alınması olarak değerlendirdiğini dile getiriyor. Abbas, şöyle diyor:
“USCIRF’nin son raporu, Uygur ailelerin uzun süredir yaşadıklarını doğruluyor: imamlarımız, âlimlerimiz ve dini liderlerimiz kasıtlı olarak hedef alınıyor. İnancı kriminalize ederek, Çin rejimi yalnızca temel insan haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda Uygur kimliğini yok etmeye yönelik soykırımcı bir kampanyayı da sürdürüyor.”
Abbas ayrıca 16 Ekim tarihinde “Çin’de Devlet Tarafından Kontrol Edilen Din” konulu USCIRF oturumunda ifade vereceğini belirtiyor. Bu oturumda ÇKP’nin din üzerinde yürüttüğü Çinlileştirme (dinlerin Çin kültürüne uydurulması) politikaları ile dini topluluklara yönelik baskıların sistematik biçimde incelenmesi bekleniyor.
Uygur Hareketi, ulusal hükümetleri, dini kuruluşları ve uluslararası kurumları, Çin’de tutuklu bulunan tüm dini liderlerin serbest bırakılması için harekete geçmeye çağırıyor. Ayrıca, bu tutuklamaların ve cezalandırmaların, din ve vicdan özgürlüğüne yönelik açık bir ihlal olduğu vurgulanıyor.
Uluslararası Topluluğa Çağrı
Uygur Hareketinin açıklamasına göre, uluslararası toplum bu konuda daha güçlü bir duruş sergilemeli; sadece Çin rejimini kınamakla kalmayıp somut yaptırımlar ve diplomatik baskılarla da müdahil olmalıdır. Raporda işaret edilen vakalar, dünya genelinde din özgürlüğü savunucularının ve insan hakları organizasyonlarının, Çin’deki baskı mekanizmalarını daha yakından takip etmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
USCIRF raporunun yayımlanması, Çin’in dini liderlere karşı yürüttüğü baskı politikasını gözler önüne sermesi açısından sembolik bir dönüm noktasıdır. Ancak bu tür belgeler yalnızca farkındalık yaratmakla kalmamalı; karar alıcıların fiili adımlar atması için bir tetikleyici olmalıdır. Uygur toplumunun dini ve kültürel özgürlüğünün korunması için küresel ölçekte sorumluluk almak, uluslararası insan hakları gündeminde öncelikli olmalıdır.
