Panelde yapılan konuşmalarda, Çin’in Uygur Müslümanlarına yönelik politikalarının yalnızca güvenlik politikaları çerçevesinde değil, aynı zamanda sistematik dini baskı ve kültürel asimilasyon kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“Uygur kadınları çok yönlü baskıya maruz kalıyor”
Panelde konuşan uzmanlar, Doğu Türkistan’daki Uygur kadınlarının hem etnik kimlikleri hem de dini inançları nedeniyle çok yönlü baskılara maruz kaldığını ifade etti. Katılımcılar, Çin’in son yıllarda bölgede uyguladığı politikaların özellikle dini pratikleri hedef aldığına dikkat çekti.
Konuşmacılar, başörtüsü, dini eğitim ve ibadet gibi temel dini uygulamaların çeşitli kısıtlamalara tabi tutulduğunu belirterek, Uygur kadınlarının günlük yaşamlarında dini kimliklerini ifade etmelerinin giderek zorlaştığını dile getirdi.
Panelde ayrıca Çin’in “aşırılıkla mücadele” politikası kapsamında birçok dini pratiğin kriminalize edildiği, bunun da özellikle kadınlar üzerinde sosyal ve psikolojik baskıya yol açtığı ifade edildi.
“Devlet destekli İslamofobi” vurgusu
CUS İcra Direktörü Abdulhakim İdris, panelde yaptığı değerlendirmede Çin’in Doğu Türkistan’daki politikalarının yalnızca güvenlik yaklaşımıyla açıklanamayacağını söyledi.
İdris, uygulamaların “devlet destekli İslamofobi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uygur Müslümanlarının dini kimliklerinin sistematik biçimde hedef alındığını ifade etti.
İdris’e göre Çin yönetimi bölgede yalnızca bireysel dini pratikleri değil, aynı zamanda Uygur toplumunun dini ve kültürel yapısını da dönüştürmeye yönelik politikalar yürütüyor. Bu durumun özellikle kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini vurgulayan İdris, Uygur kadınlarının dini kimlikleri nedeniyle hem kamusal alanda hem de sosyal yaşamda çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Panelde, Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas yer aldı ve Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) politikaları altında Uygur kadınlarına yönelik devam eden zulmü vurguladı. Aile ayrılığı, toplu gözaltılar ve zorlayıcı doğum önleme tedbirleri gibi konulara dikkat çeken Abbas, uluslararası toplumun bu konuya sürekli ilgi göstermesi ve savunuculuk yapmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Endonezyalı akademisyen Imam Sopyan, Endonezyalılar arasında Uygurların durumuna ilişkin farkındalığın artırılmasının öneminden bahsetti ve Endonezyalı akademisyenlerin, sivil toplumun ve genel olarak halkın bu duruma karşı sesini yükseltme rolünü vurguladı.
OIC Gençlik Endonezya Başkanı Astrid Nadya da panele katılarak, ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Müslüman kadınların korunması için gençlik örgütlerinin ve uluslararası işbirliğinin rolünü vurguladı.

Uluslararası raporlar ve insan hakları tartışmaları
Panelde, uluslararası insan hakları kuruluşlarının Doğu Türkistan’daki uygulamalara ilişkin raporlarına da değinildi. Konuşmacılar, çeşitli araştırma ve raporların bölgede dini özgürlüklerin ciddi şekilde kısıtlandığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Uzmanlar ayrıca, Uygur kadınlarının maruz kaldığı dini ayrımcılığın yalnızca bölgesel bir insan hakları sorunu olarak değil, aynı zamanda küresel ölçekte dini özgürlükler ve azınlık hakları bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Panelde yapılan değerlendirmelerde, uluslararası toplumun bu konuda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği ve özellikle kadınların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerinin daha görünür hale getirilmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
Uluslararası dayanışma çağrısı
Etkinliğin sonunda konuşmacılar, hükümetlere, uluslararası kuruluşlara ve sivil toplum örgütlerine Uygur kadınlarının maruz kaldığı dini ayrımcılığa karşı daha güçlü adımlar atma çağrısında bulundu.
Panel katılımcıları, akademik çalışmaların, insan hakları raporlarının ve kamuoyu farkındalığının artırılmasının Uygur kadınlarının durumunun uluslararası gündemde tutulması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Uygur Araştırmaları Merkezi’nin faaliyetleri
ABD’nin Virginia eyaletinde faaliyet gösteren Uygur Araştırmaları Merkezi (CUS), Uygur tarihi, kültürü ve insan hakları durumuna ilişkin akademik araştırmalar yürütüyor. Kuruluş, uluslararası konferanslar, panel etkinlikleri ve araştırma raporları aracılığıyla Doğu Türkistan’daki gelişmelere dikkat çekmeyi amaçlıyor.
CUS yetkilileri, bu tür etkinliklerin amacının yalnızca akademik tartışma yürütmek olmadığını, aynı zamanda uluslararası kamuoyunda Uygur halkının karşı karşıya kaldığı sorunlara ilişkin farkındalık oluşturmak olduğunu belirtiyor.

