Gazete, ABD Başkanı Trump’ın izlediği politikalarla dünyayı kendisine karşı birleştirdiğini söyledi.
Çin resmi bir blok oluşturma niyetini reddetse de, bu toplantıları Batılı olmayan ülkelerin uluslararası etkisini genişletmek ve bölgesel güvenlik konularında diplomatik etkileşim kapasitesini arttırmak için bir platform olarak tanımlıyor. Lanzhou Üniversitesi’nde araştırmacı olan Zhou Yongbiao’ya göre, “Zirve aynı zamanda İran gibi uluslararası izolasyonla karşı karşıya olan ülkeler arasında destek alışverişinde bulunmak için güvenli bir alan ve güvenlik boyutuna ek olarak üst düzey diplomatik bir boyutu da yansıtıyor. İran, güvenlik boyutuna ek olarak üst düzey diplomatik boyutu da yansıtıyor,” diyor.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Tianjin’e gitmeden önce Japonya’yı ziyaret etmesi ve askeri geçit törenine katılmaktan ya da Çin yapımı silahları (bazıları Mayıs ayında iki rakip ülke arasında yaşanan çatışmada Pakistan tarafından kullanılmıştı) sergilemekten kaçınması, “bir yandan Çin ile ikili ilişkileri sürdürürken diğer yandan Dörtlü Diyalog (ABD, Japonya, Avustralya, Hindistan) gibi bölgesel bağlantıları ve ittifakları dikkate almak” suretiyle hassas diplomatik dengeyi yansıtmaktadır.
Afganistan’ın 2012’den bu yana gözlemci üye olmasına rağmen toplantıya katılmaması, uluslararası yaptırımların getirdiği kısıtlamaların altını çizmekte ve gergin rejimlere sahip ya da Batı baskısı altındaki ülkelerin karşılaştığı güvenlik ve siyasi zorlukları vurgulamaktadır.
Amerikan gazetesine göre zirve, güvenlik ve ekonomi açısından, 2001 yılında altı ülkeden oluşan örgütün, Azerbaycan ve Ermenistan gibi yeni ülkelerin katılımıyla bugün on tam üyeye ulaşan genişlemesini yansıtıyor: Şi Cinping ayrıca ekonomik işbirliğini derinleştirmek için örgüt için bir kalkınma bankası kurulmasını önerdi ve bu aynı zamanda Çin’in blok içindeki siyasi ve güvenlik etkisini arttırmak için bir araç olarak görülüyor.
Toplantılar somut kararlara yol açmasa bile, liderlerin varlığı bile uluslararası toplum nezdindeki siyasi konumlarını güçlendiriyor ve Batı’nın yaptırımlarına rağmen izole olmadıklarını gösteriyor. Pekin için zirve, çok kutuplu bir diyaloğa öncülük etme ve uluslararası normları yeniden tanımlama kabiliyetini teyit ederken aynı zamanda askeri ve diplomatik gücünün altını çizen bir platform.

