Yakılarak Katledilen Eğitimci Memtili Tevfik Efendi

Bugün, yani 30 Mayıs, Uygur tarihinin en karanlık ve meşum günlerinden biridir. Çünkü tam 89 yıl önce bugün, Uygur milletini cehalet ve nadanlıktan kurtarmak uğruna hayatını feda eden ateş yürekli şair, vatanperver devrimci, yetenekli bestekâr ve Uygur modern eğitiminin bayraktarı Memtili Tevfik Efendi yakılarak şehit edilmiştir. Bu hazin dönüm noktası vesilesiyle merhumu derin bir özlem, saygı ve minnetle anıyorum.
Memtili Tevfik Efendi, 1901 yılında Atuş’un Buyamet köyünde, dönemin tanınmış geleneksel nabız tabibi (nabız tutarak hastalıkları teşhis eden Uygur hekimi) Tohtacı Tivip’in ailesinde dünyaya geldi. Anne ve babası, devirlerinin ilerici insanları olup, evleri ilim ve irfanı her daim el üstünde tutan, aydın bir maarif yuvasıydı.
Memtili Tevfik Efendi’nin dünyaya gözlerini açtığı yıllar, Doğu Türkistan’ın militarist Şeng Şicay (Sheng Shicai) zulmü altında inlediği, baskı ve zorbalığın doruk noktasına ulaştığı, halkın ise cehalet ve geri kalmışlığın pençesinde can çekiştiği karanlık bir döneme rast gelmekteydi.
Tohtacı Tivip, oğlunun cehalet içinde kalmasına razı olmayarak, henüz sekiz yaşındaki Memtili’yi Uygur eğitim tarihindeki ilk modern (fenni) okula yazdırdı. Bu yeni usul okul ve kıymetli muallimlerin ihtimamlı terbiyesi, onun körpe kalbinde ileri bir dünya görüşünün filizlenmesinde itici bir rol oynadı. Okulunu başarıyla bitiren Memtili Tevfik Efendi, 1920-1921 yıllarında babası Tohtacı Tivip ile birlikte İli, Bortala ve Tarbagatay gibi bölgeleri gezdi. Bu seyahatler onun ufkunu daha da açtı; cehalet kıskacındaki halkın dramına yakından tanıklık etti. İçindeki öğrenme iştiyakı kamçılandı, derin bir ilim tahsiline yöneldi ve halkını bilgiyle uyandırma ideasını perçinledi. Bu süreçte kaleme aldığı pek çok mücadeleci şiirle Çin yönetiminin gaddarlığını ifşa ederek halkına direniş ruhu aşıladı.
Memtili Tevfik Efendi’nin nüfuzu ve halk arasındaki itibarı çığ gibi büyüdükçe, kanlı diktatör Şeng Şicay endişeye kapılarak onu da diğer aydınlar gibi takibe aldırdı. Bu kritik eşikte, Memtili Tevfik Efendi’nin yeteneğini keşfeden hocası Murat Efendi, onun yurt dışına çıkmasına yardım etti. Memtili Tevfik Efendi, 1926 yılında bir gece vakti sınırı geçerek önce sömürge Sovyetler Birliği (Kırım) üzerinden 1928 yılında İstanbul’a ulaştı. İstanbul’daki yaşamı ve tahsil hayatı boyunca çok yönlü bir ilim tahsil etti, dönemin ilerici fikir adamlarıyla mülaki oldu ve düşünce dünyası olgunlaşmış yetkin bir entelektüel olarak yetişti.
Halkının kaderi ve istikbali için gece gündüz dertlenen Memtili Tevfik Efendi, 1931 yılında Çin hükümetinin amansız zulmüne karşı patlak veren Kumul Köylü Ayaklanması’nın Doğu Türkistan geneline yayıldığını duyunca yerinde duramadı. Milletini esaretten kurtarmanın yolunun, öncelikle onları cehalet ve geri kalmışlıktan kurtarmaktan geçtiğine inanarak vatanına geri döndü. Atuş’un 24 köyünde 24 ilkokul açarak 10 binden fazla öğrenci topladı ve bölgede eşi benzeri görülmemiş bir maarif seferberliği başlattı.
1934 baharında siyasi konjonktür hızla değişmiş, Stalin Şeng Şicay’ı destekleyerek Doğu Türkistan’ı ona teslim etmiş olsa da, Kaşgar vilayeti hâlâ Mahmud Muhiti’nin kontrolünde olduğu için Memtili Tevfik Efendi 1935-1937 yılları arasında Atuş’taki aydınlanma faaliyetlerini başarıyla sürdürebildi. 1935 yazında, tek tip üniforma giymiş yüzlerce öğrenciden oluşan bir izci taburu kurdu. Kendisi en önde marşlar ve şarkılar söyleyerek Feyzivat, Tokkuzak, Opal, Taşmilik, Yengisar ve Kaşgar civarındaki yerleşimleri fethetti; buralarda yeni eğitimi ve onun meyvelerini coşkuyla tebliğ etti. Memtili Tevfik Efendi’nin bu heyecan dolu ve cesur hamlesi, Kaşgar’da konuşlu bulunan hürriyetperver komutan Mahmud Muhiti’nin de tam desteğini aldı.
Memtili Tevfik Efendi, sadece teşkilatçı bir eğitimci değil, aynı zamanda pek çok mücadeleci şiire ve “Okudu-Aştı” (Okudu ve Yükseldi) adlı destansı bir esere imza atmış bir edipti. Ancak, 1937 yılının Şubat ayında Mahmud Muhiti’nin Hindistan’a iltica etmek zorunda kalmasıyla Kaşgar’daki siyasi iklim daha da sertleşti ve korku dolu günler başladı. Cellat Şeng Şicay, bölgenin ileri gelen zenginlerini ve hür fikirli aydınlarını tasfiye etmeye girişti. Ömrünü milletini uyandırmaya ve eğitmeye adamış, bu uğurda muazzam hizmetler ifa etmiş olan Memtili Tevfik Efendi, 4 Mayıs 1937’de sınıfında ders anlatırken destursuzca derdest edilerek zindana atıldı.
Esasen Stalin, Uygurların bu uyanış hareketinden büyük bir endişe ve rahatsızlık duyduğu için 1935 yılında Doğu Türkistan’a üç azılı ajan (Üç Hacılar) göndermişti. Bu hainler, Doğu Türkistan’ın muhtelif yerlerindeki polis teşkilatlarında gizlice faaliyet yürüterek istihbarat topluyor, Türkistan’ın siyasetçilerini ve önde gelen şahsiyetlerini tasfiye etmek için zemin hazırlıyorlardı. Memtili Tevfik Efendi de bu kara listenin en başındaki isimlerden biriydi. Zindana atıldıktan sonra bile eğilmeyen başıyla, duvarlara kendi kanıyla şu keskin mısraları kazıyarak eğilmez ruhunu tarihe not düştü:
“Damarlarımda coşan sıcak kanım isyan eder,
Her gün yumruğum kadar kerpiçle yazı yazarak tükenip gider.”
Nihayet, 300’den fazla vatanperver aydınla birlikte diri diri yakılarak şehadet şerbetini içti. Stalin ve Şeng Şicay’ın sadık uşağı, Uygur halkının ebedi düşmanı Kadir Hacı adlı melun, 30 Mayıs 1937 günü zindanı ateşe vererek milletin bu ulu kılavuzlarını hunharca katletti.
Kaynak: “Memtili Efendi” adlı kitap ve internet kaynakları.
