ABD merkezli kahve zinciri Starbucks’ın Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da ilk mağazalarını açması, şirketin insan hakları politikaları ve Çin’deki ticari faaliyetleri konusunda tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
The Guardian’ın 2 Ekim tarihli haberine göre Starbucks, bu hafta Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de iki mağaza açtı. Mağazalardan biri kentin turistik noktalarından Büyük Çarşı bölgesinde, diğeri ise Urumçi’deki uluslararası havalimanında faaliyete geçti. Açılışların ardından Çin sosyal medya platformlarında mağazaların önünde uzun kuyruklar oluştuğunu gösteren görüntüler paylaşıldı.
Starbucks has opened its very first two Xinjiang shops in the capital, Urumqi, on September 29-30. While on X and in Western media, the opening is sparking controversy, including from Human Rights Watch and a US congressman who called it a “morally bankrupt decision” to open… pic.twitter.com/rXqZODLzHN
— Manya Koetse (@manyapan) October 2, 2026
Starbucks’ın bölgeye girişi, Çin’in Uygurlara ve diğer Müslüman topluluklara yönelik politikaları nedeniyle özellikle insan hakları kuruluşları ve bazı ABD’li siyasetçiler tarafından eleştirildi.
“Mağazaları derhal kapatın” çağrısı
ABD Temsilciler Meclisi Çin Komitesi Başkanı John Moolenaar, Starbucks’ın Doğu Türkistan’da faaliyet göstermesini eleştirerek şirketin bölgedeki mağazalarını kapatması çağrısında bulundu.
Moolenaar, Doğu Türkistan’da Uygurların ve diğer Müslüman Türk halkların haklarına yönelik ciddi ihlal iddiaları bulunduğunu belirterek, Starbucks’ın burada ticari faaliyet yürütmesini “ahlaken iflas etmiş” bir karar olarak nitelendirdi. Moolenaar’ın açıklamasında, Çin yönetiminin bir milyondan fazla Uyguru gözaltında tuttuğu ve Uygurların inanç, dil ve kültürleri üzerinde baskı uyguladığı yönündeki iddialara atıfta bulunuldu.
Reuters’ın aktardığına göre Moolenaar, Starbucks’ın mağazalarını “derhal” kapatması gerektiğini söyledi. Çin yönetimi ise Uygurlara yönelik yaygın hak ihlalleri iddialarını reddediyor.
Dünya Uygur Kongresi: “Tarihin doğru tarafında yer alın”
Starbucks’ın Doğu Türkistan’daki faaliyetlerine tepki gösteren kuruluşlardan biri de Dünya Uygur Kongresi oldu.
Kuruluş, Starbucks’a “tarihin doğru tarafında yer alma” çağrısı yaptı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Asya Direktör Yardımcısı Maya Wang ise Starbucks’ın bölgedeki varlığının, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da herhangi bir sorun olmadığı yönündeki anlatısına katkı sağlayabileceğini savundu.
Bu eleştirilerin merkezinde yalnızca Starbucks’ın bölgede ticari faaliyet yürütmesi değil, uluslararası markaların Doğu Türkistan’daki varlığının bölgenin dış dünyaya sunuluş biçimi üzerindeki etkisi de bulunuyor.
Guardian’ın haberinde, Çin yönetiminin son yıllarda Doğu Türkistan’ı turizm merkezi olarak geliştirmek için önemli kaynaklar ayırdığı ve Starbucks’ın yanı sıra bazı Batılı otel markalarının da bölgede faaliyet gösterdiği belirtiliyor. Eleştirmenler, bölgenin kültürel unsurlarının ticari amaçlarla kullanılmasını “Disneyfication” olarak nitelendirirken, aynı dönemde Uygurların kendi kültürlerini ve dini pratiklerini özgürce yaşama imkânlarının kısıtlandığını ileri sürüyor.
BM, “insanlığa karşı suç” ihtimaline dikkat çekmişti
Doğu Türkistan’daki uygulamalarla ilgili uluslararası tartışmalar yeni değil.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, daha önce bölgede Uygurlar ve diğer çoğunluğu Müslüman etnik gruplara yönelik uygulamaların “insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” değerlendirmesinde bulunmuştu. Guardian’ın aktardığına göre BM, bir milyondan fazla Uygur ve diğer Müslüman Türk’ün kamplarda tutulduğuna ilişkin iddialara da dikkat çekmişti.
ABD yönetimi ve bazı diğer hükümetler ile insan hakları kuruluşları ise Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarını daha ağır ifadelerle tanımlayarak “soykırım” suçlamasında bulunuyor.
Starbucks’ın Çin stratejisinde önemli değişiklik
Starbucks’ın Doğu Türkistan’da mağaza açması, şirketin Çin pazarındaki daha geniş stratejik dönüşümünün ardından gerçekleşti.
Şirket, 2025 yılında Çin’deki perakende operasyonlarının kontrol hissesini Hong Kong merkezli yatırım şirketi Boyu Capital’e devretmeye yönelik bir anlaşma yaptı. Starbucks’ın ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na sunduğu yıllık rapora göre Boyu Capital, Çin’deki perakende operasyonlarının yüzde 60’ına kadar hissesini alacak; Starbucks ise yüzde 40 payını koruyacak ve marka ile fikri mülkiyet haklarının sahibi olmaya devam edecek. Anlaşmanın işletmenin Çin’deki uzun vadeli büyümesini hızlandırması hedeflendi.
Reuters’a göre Starbucks’ın Çin operasyonlarında yaklaşık 8 bin mağazalık bir ağ bulunuyor. Doğu Türkistan’daki ilk iki mağazanın açılması, şirketin Çin pazarında büyüme stratejisinin bölgeye de taşındığını gösteriyor.
Çin pazarındaki rekabetin yoğunlaşması da Starbucks’ın stratejisinde etkili olan unsurlar arasında gösteriliyor. Guardian’ın aktardığı değerlendirmelerde, şirketin Çinli yerel rakipler karşısında son dönemde pazar payı ve rekabet gücü açısından baskıyla karşılaştığı belirtiliyor. Çin üzerine çalışan araştırmacı Yaling Jiang ise Doğu Türkistan’da faaliyet göstermenin şirket açısından ticari açıdan anlamlı görülebileceğini ifade ediyor.
Mağazalardaki kültürel unsurlar da tartışma konusu
Urumçi’de açılan Starbucks mağazaları yalnızca markanın bölgedeki ticari varlığı nedeniyle değil, mağazalarda kullanılan yerel kültürel unsurlar nedeniyle de dikkat çekti.
Urumçi’de @Starbucks açıldı. ÇKP propaganda dairesinin Uygurların dans etmesini zorunlu kıldığına dair bir emir verip vermediğini düşündürüyor.
Uluslararası insan hakları kuruluşları insanlığa karşı suç işlenen yerde bu tür yatırım tartışılıyor pic.twitter.com/OsBKWgkxXX
— Uygur Hareketi (@U_Hareketi) October 2, 2026
Çin sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde Starbucks’ın özel tasarım ürünlerinin yanı sıra yerel etnik kıyafetlerden esinlenen oyuncak ve hediyelik eşyaların sergilendiği görüldü. Özel içecekler ve bölgeye özgü pazarlama unsurları da açılışın tanıtımında öne çıkarıldı.
Bu durum, bölgenin kültürel mirasının ticari markalar tarafından kullanılmasının niteliği konusunda da tartışma yarattı. Eleştirmenler, kültürel unsurların ticari sunumunun, Uygurların kültürel haklarına ilişkin devam eden tartışmalardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunuyor.
Starbucks henüz açıklama yapmadı
The Guardian, Starbucks ve Boyu Capital’den konuyla ilgili açıklama istedi. Haberin yayımlandığı sırada şirketlerden söz konusu eleştirilere ilişkin bir yanıt alınmadığı bildirildi.
Böylece tartışmanın bir tarafında Çin pazarındaki büyümesini sürdüren küresel bir marka, diğer tarafında ise Doğu Türkistan’daki insan hakları iddiaları nedeniyle şirketlerin bölgedeki faaliyetlerini sorgulayan siyasetçiler ve insan hakları kuruluşları bulunuyor.
Starbucks’ın Urumçi’de açtığı ilk iki mağaza, küresel şirketlerin tartışmalı bölgelerde ticari faaliyet yürütürken insan hakları, kurumsal sorumluluk ve pazar çıkarları arasındaki dengeyi nasıl kuracağı sorusunu yeniden gündeme getirmiş durumda.
Dünya Uygur Kongresi’nin “tarihin doğru tarafında yer alın” çağrısı da bu tartışmanın en dikkat çekici ifadelerinden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde Starbucks’ın Doğu Türkistan’daki mağazalarının geleceğine ilişkin atacağı adımlar, şirketin Çin stratejisi kadar uluslararası kamuoyundaki kurumsal sorumluluk tartışmalarının da konusu olmaya devam edecek.






















