Uzmanlar, Çin makamlarının Doğu Türkistan’da uyguladığı “aşırı yanlılıkla mücadele” politikaları kapsamında, toplu gözaltılar, kitlesel gözetim, zorla asimilasyon ve kültürel baskı kampanyaları yürüttüğünü belirtiyor. Bu uygulamaların Uygurların temel haklarını ihlal ettiğini, hatta bazı durumlarda uluslararası suç kriterlerine uygunluk gösterebileceğini ifade ediyorlar.
BM’nin 2022 yılında yayımladığı rapor, Doğu Türkistan’daki geniş çaplı keyfi ve ayrımcı gözaltıların, ifade ve inanç özgürlüğünün kısıtlanmasının, zorla doğum kontrolü uygulamalarının ve çocukların başka gruplara devri gibi uygulamaların, Uygur ve diğer ağırlıklı Müslüman gruplara yönelik suçlar arasında değerlendirilebileceğini ortaya koymuştu.
Ancak, BM uzmanları 2025 açıklamalarında bu meselelerde Çin hükümetinin somut ilerleme göstermemesini eleştiriyor. Açıklamada, Çin’in bağımsız izleme ve denetim mekanizmalarına hâlâ erişim sağlamadığı, şeffaflığı reddettiği ve eleştirileri bastırmak için baskıcı tedbirlere başvurduğu öne sürülüyor.
Uzmanlar ayrıca kültürel ifade özgürlüğüne özel dikkat çekiyor. Uygur dilinin eğitimde kullanımının sınırlandırılması, geleneksel dini ve sanatsal uygulamalara getirilen sıkı düzenlemeler ve yerel kültür kurumlarının denetim altına alınması, topluluğun kendini ifade etme fırsatını büyük ölçüde daraltıyor. Bu uygulamalar, kültürel asimilasyon riskini artırıyor ve topluluğun kimliğini zayıflatıyor.
Açıklamada, Çin’e şu talepler yöneltiliyor:
- Doğu Türkistan’da gözaltında tutulanların durumu hakkında hesap verilebilirlik sağlanması, adil yargılama hakları gözetilerek serbest bırakılmaları
- Bağımsız uluslararası izleme mekanizmalarına sınırsız erişim verilmesi
- Uygur diline, kültürüne ve dinî yaşama özgürlük tanınması
- Zorla sterilizasyon, aileden ayrılma, çocukların başka gruplara devri gibi uygulamalara son verilmesi
Uzmanlar ayrıca uluslararası topluma da önemli görevler yükledi. BM üyesi devletlerin Çin’i bu ihlallerin durdurulması için somut adımlar atmaya zorlamaları, konuyu uluslararası forumlara taşımaları ve mağdurlar için adalet mekanizmalarının kurulmasını desteklemeleri çağrısı yapılıyor.
İnsan hakları örgütleri ve uzmanlar, Çin’in uygulamalarını uzun süredir eleştiriyor. Örneğin Human Rights Watch, Çin’in Uygurlar ve diğer Müslüman/Türk topluluklara yönelik uygulamalarının hâlâ “insanlığa karşı suç” kriterlerini karşılayabileceğini savunuyor. Ayrıca bazı ülkeler, Çin’in bu politikasını soykırım ya da insanlığa karşı suç olarak tanıma yoluna gitmiş durumda.
Öte yandan, Çin hükümeti bu iddiaları sıkça reddediyor ve açıklamaların “yanlı” olduğunu ileri sürüyor. Çin makamları, ülkenin iç işlerine müdahale olarak gördükleri dış eleştirileri kabul etmiyor. Bu durumda, uluslararası baskı ve diplomatik girişimlerin etkinliği kritik bir rol oynayacak.
BM uzmanlarının bu çağrısı, Uygur halkının içinde bulunduğu duruma yeniden dikkat çekmek açısından büyük önem taşıyor. Küresel kamuoyu, bu baskıcı uygulamalara karşı duyarlılığını artırırken, insan hakları savunucuları ve devletlerin bu çağrıya nasıl yanıt vereceği izlenecek kritik bir süreç olacak.

