Abdurrehim Gheni Uyghur tek başına gerçekleştirdiği protestolar ve turistlerle yaptığı eğitici konuşmalarla, Doğu Türkistan’daki Uygur halkının yaşadığı dehşeti dünyaya duyuruyor.
Ancak kamusal mücadelesinin ardında kişisel bir kayıp, acı ve uzlaşmazlık hikayesi var.
Abdurehim, Çin hükümetinin baskıcı ve soykırımcı uygulamaları nedeniyle 2017 yılında babası Gheni Hudaverdi ile tüm iletişimini kaybetti.
Sürgündeki Uygurlar ile Doğu Türkistan’daki akrabaları arasındaki iletişim imkansız hale getirildi.
Sağlık durumu kötü olan yaşlı bir adam olan babasının hayatı, bölgedeki birçok “yeniden eğitim kampından” birinde gözaltında tutulmasıyla mahvoldu.
Tehditler ve manipülasyon
6 Temmuz 2024’te Abdurehim, Çin polisinin baskısı altında olan kardeşinden bir telefon aldı.
Mesaj açıktı: Çin lideri Şi Cinping’in suçlarının ifşa edildiği Lahey’deki Dünya Vatandaşları Mahkemesi’nde vermeyi planladığı ifadeden vazgeçmesi gerekiyordu. Tehdide rağmen Abdurehim pes etmeyi reddetti ve öfkeyle telefonu kapattı.
Kısa bir süre sonra Abdurehim, hasta babasının aktivizmini durdurması için yalvardığı bir video aldı.
Çinli yetkililer babasını duygusal bir silah olarak kullandılar. Görüntüler yürek parçalayıcı olsa da, Abdurehim videoyu mahkeme sırasında rejimin zulmünün kanıtı olarak kullandı.
Trajik bir kayıp
Çin hükümeti onun iradesini kırma girişimlerinde başarısız olunca, hem babasını hem de erkek kardeşini toplama kamplarına geri gönderdi.
17 Eylül 2024’te yıkıcı haber Abdurehim’e ulaştı: babası kampta ölmüştü. Bu kayıp tarifsiz bir acı ama aynı zamanda yeni bir güç getirdi.
Abdurehim, “Babamın ölümü sadece kararlılığımı güçlendirdi,” diyor. “Uygur halkı için özgürlük ve adalet için mücadele etmeye devam edeceğim.”
Son bir saygı duruşu
Doğu Türkistan’daki Uygurların yas töreni düzenlemesine bile izin verilmediğinden, Abdurehim babası için Hollanda’da gıyabi bir cenaze namazı düzenledi.
Bir Türk camisinde, hikayesini, halkına yapılan insanlık dışı muameleye şok ve öfkeyle tepki veren cemaatle paylaştı.
Abdurehim, “Babam bu zulüm dünyasını terk etti ve daha iyi bir yere taşındı” dedi. “Bu hayatta çektiği acılar sona erdi, ancak ruhu bizim mücadelemizde yaşamaya devam ediyor.
İnat ve umut
Abdurehim’in hikayesi sadece kişisel acıların bir tanıklığı değil, aynı zamanda daha geniş bir hareket için ilham kaynağıdır. Attığı her adımla dünyaya Doğu Türkistan’daki sömürge yönetiminin sona ermesi gerektiğini ve Uygur halkı için özgürlük ve haysiyetin mümkün olduğunu hatırlatıyor.
“Babam bana adalet için ayağa kalkmayı öğretti” diyor. “Kederimi güce, öfkemi zulme karşı bir silaha dönüştüreceğim. Son nefesime kadar özgür ve adil bir Doğu Türkistan için mücadele edeceğim.”
Abdurehim Gheni’nin hikayesi, zulme boyun eğmeyi reddeden bir halkın kararlılığını yansıtıyor.
Onun dünyaya mesajı açıktır: özgürlük mücadelesi kaçınılmazdır ve adalet galip gelecektir.

