Uygur Hareketi kurucusu ve icra Direktörü Ruşen Abbas yaptığı açıklamalar ile Çin’in işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da yaşanan Uygur soykırımına dikkat çekti.
“Çin hükümeti kız kardeşimi beni susturmak ve cezalandırmak için tutukladı,” diyen Abbas, bu durumun yalnızca bir aile trajedisi değil, aynı zamanda uluslararası bir baskı mekanizmasının göstergesi olduğunu vurguladı.
Ruşen Abbas’a göre, bu tür uygulamalar Çin’in ulusötesi baskı stratejisinin bir parçası ve uluslararası toplum tarafından “uluslararası suç” olarak tanınmalı. Abbas, Çin’in sadece Uygurlar, Tibetliler, Falun Gong uygulayıcıları veya Hong Kongluları değil, Batı’daki özgür dünyada yaşayan herkesi hedef aldığını söyledi.
“Dünyada Çin’e ait 102 polis karakolu var. Bunlar Amerika dahil pek çok ülkede faaliyet gösteriyor. Çin hükümeti bu karakollar aracılığıyla insanları gözetliyor, tehdit ediyor ve Çin’e dönmeye zorluyor,” ifadelerini kullandı.
Abbas’ın açıklamaları, Çin’in küresel ölçekte insan haklarını ihlal eden uygulamalarına karşı uluslararası kamuoyunun daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiği yönündeki çağrıları yeniden gündeme taşıdı.

