Dernek adına yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu zirvede gerçekleştireceği ikili temaslar sayesinde Doğu Türkistan’da yıllardır devam eden ağır insan hakları ihlallerinin uluslararası gündeme taşınmasının mümkün olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, toplama kamplarında özgürlüğünden yoksun bırakılan bireyler, zorla çalıştırılan emekçiler, ana dilini öğrenmekten mahrum bırakılan çocuklar ve inancını yaşaması engellenen kesimlerden oluşan bu toplumun, dünyanın gözleri önünde “acılar içindeki gerçekliğiyle” anılmayı hak ettiği belirtildi.
“Bu stratejik zirve, aynı zamanda Doğu Türkistan halkının sesine dönüşme potansiyeli taşıyor,” ifadelerine yer verilen açıklamada, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinde Doğu Türkistan Meselesi’ni gündemde tutmasının hayati olduğu vurgulandı. Dernek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sürece insani ve değer odaklı bir yaklaşım kazandırmasının sadece Doğu Türkistan halkına değil, dünya kamuoyunun vicdanına da hitap edeceğine işaret etti.
Açıklamada ayrıca Türkiye’nin bu tutumunun hem uluslararası hukuk ve insan hakları prensipleriyle uyumlu olacağı hem de Türk ve İslam dünyasındaki saygın konumunu daha da pekiştireceği değerlendirildi. Dolayısıyla, söz konusu zirvenin yalnızca bir siyasi veya ekonomik platform olmaması; özgürlük, adalet ve insan onurunun da konuşulduğu bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“Biz, Doğu Türkistan halkı olarak,” denilen açıklamanın sonunda sivil toplum kuruluşları, kurum ve bireyler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Doğu Türkistan meselesini zirvede gündeme taşıması ve bu dava için ses olunması adına” ortak ya da bireysel olarak çağrıda bulundu.

