Açıklamada yer alan önemli bir gelişme, Uygurların Zorla Çalıştırılmasını Önleme Yasası’nın (UFLPA) uygulanmasını genişleten ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ile ilgilidir.
Bakanlık, çelik, bakır, lityum, kostik soda ve kırmızı hurmayı sıkı incelemeye tabi tutulacak yüksek öncelikli ithalat listesine dahil etti. Enerji, elektronik, tekstil ve gıda gibi çeşitli sektörler için gerekli olan bu mallar artık ABD Gümrük ve Sınır Koruması (CBP) tarafından gelişmiş denetimlere tabi tutulacak.
CBP, 1 Ağustos’tan bu yana toplam değeri 7 milyar ABD doları olan 16.700’den fazla sevkiyatı durdurmuş ve Uygur zorla çalıştırma ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle yaklaşık 900 milyon ABD doları değerindeki 10.000’e yakın sevkiyatı reddetmiştir.
Açıklama ayrıca Çin’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da artan dezenformasyon kampanyalarına da odaklanıyor.
Uygur Araştırmaları Merkezi (UAM) tarafından hazırlanan bir rapor, Pekin’in Arapça devlet medyasında, sosyal medya platformlarında ve kültürel ve dini diplomasi yoluyla propaganda çalışmaları yürüttüğünü ortaya koyuyor.
Bu girişimler, Uygur soykırımına ilişkin küresel anlayışı çarpıtmayı, eleştirileri bastırmayı ve Müslüman desteğini manipüle etmeyi amaçlıyor. Rapor, Çin’in genellikle Rus ve İran medyası tarafından desteklenen propagandasının bağımsız gazetecilik alanını kısıtladığı ve bölgede Pekin yanlısı söylemleri güçlendirdiği uyarısında bulunuyor. UAM İcra Direktörü Abdulhakim İdris bulguları bir “uyandırma çağrısı” olarak nitelendirdi
WUC tarafından kaydedilen bir başka gelişmede, The Diplomat geçtiğimiz günlerde Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) Başkanı Ömer Kanat’ın Uygur entelektüellerine yönelik “elit cinayeti” olarak adlandırdığı durumu ifşa eden bir makalesini yayınladı.
Kanat, 2018’den bu yana tutuklu bulunan şair Dr. Abdulkadir Celaleddin ve 2017’den bu yana kayıp olan etnograf Dr. Rahile Davut gibi önemli akademisyenlerin devam eden tutukluluk hallerini ayrıntılı olarak ele aldı.
Her iki kişi de iletişim kurulmadan tutuldu ve uygun yasal süreçler olmaksızın uzun cezalar aldı. Bu kişilerin davalarının, Pekin’in akademisyenleri, yazarları ve kültürel figürleri bastırarak Uygur kimliğini yok etmeye yönelik sistematik çabasını gösterdiğini savundu.
Dünyanın dört bir yanındaki üniversiteleri, yayıncıları ve hükümetleri bu kişilerin serbest bırakılmasını savunmaya, suç ortağı Çinli kuruluşlarla bağlarını koparmaya ve Uygur aydınlara yönelik zulmün ne göz ardı edilmesini ne de unutulmasını sağlamaya çağırdı.

