Çin diktatörü Şi Cinping altı günlük Avrupa ziyaretiyle, geçen yıl Rusya’ya yaptığı ziyaret haricinde 2019’dan bu yana kıtaya yaptığı ilk ziyareti gerçekleştirmiş oldu.
Avrupa’da Çin casusluğuyla ilgili tutuklama ve suçlamaların yanı sıra Çin’in Rusya ile derinleşen bağları da dâhil olmak üzere son dönemde yaşanan gelişmelere rağmen, Avrupa ülkeleri Çin’in ‘sistemik bir rakip’ olarak görülmeye başlanması karşısında farklı derecelerde endişe duymaktadır. DUK Pazar günü yaptığı açıklamada Xi’nin gezisinin, Çin etkisine açık kalan alanları vurgularken eleştirileri ele almayı amaçladığını belirtti.
DUK Başkanı Dolkun İsa, “Fransa, Çin rejiminin Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Kong’un yanı sıra Avrupa genelinde işlediği sürekli insan hakları ihlallerini ve Çin’in artan ulus ötesi baskısını gündeme getirmelidir” dedi. İsa ayrıca, “Uygur soykırımının Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından kamuoyu önünde gündeme getirilmesi gerektiğini, Şi Cinping’i halkımızın devam eden silinmesine son vermeye çağırarak, Millet Meclisi tarafından kabul edilen Uygur soykırımını tanıyan kararı yansıtması gerektiğini” belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Fransa’da, AB’nin Çin ile artan ticaret açığı ve Ukrayna’daki savaş cumhurbaşkanlığı toplantısında gündeme gelecek. Özellikle Sırbistan ve Macaristan’da ise Çin ile artan yatırım bağları ve 7 Mayıs 1999’da Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğinin NATO tarafından bombalanmasının 25. yıldönümü, Pekin’in NATO’ya karşı süregelen güvensizliğine önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.”
DUK tarafından yapılan açıklamaya göre, “Dünya Uygur Kongresi, Avrupa’nın Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve lideri Şi Cinping’e karşı sergilediği açıklığa karşı çıkmaktadır. Özellikle Macaristan’ın Çin’in insan hakları ihlalleri ve Uygur soykırımının tartışılmasını engelleyen tutumunun yanı sıra 3 Mayıs’ta Doğu Türkistan’dan İtalya’nın Salerno kentine hareket eden ve Uygurların zorla çalıştırılmasıyla üretilen tarım ürünlerini taşıyan Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi’ne ilişkin son haberler endişe vericidir.”
“AB zorla çalıştırma yönetmeliği ve durum tespiti yönergesi ışığında, AB içinde ve dışında zorla çalıştırılarak üretilen ürünler ve tedarik zincirleri yoluyla bu ihlallere karışan şirketler daha büyük bir incelemeyle karşı karşıya. Ancak, önemli ölçüde eksik olan bir husus Uygur zorla çalıştırma konusuna odaklanılmasıdır” denildi.
“Fransa yine de Çin’in devlet tarafından ithal edilen zorla çalıştırma planını gündeme getirmeli ve AB’nin bu ihlallere karşı ticaret araçlarının güçlendirilmesini savunmalıdır. DUK ayrıca Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e Pekin’in Tibetliler, Hong Konglular ve Uygurlara yönelik ihlallerini açıkça gündeme getirmeleri ve ÇKP’nin toplum diasporasının yaşamlarını ve Avrupa uluslarının güvenlik ve egemenliğini tehlikeye atan artan ulus ötesi baskısına karşı güçlü bir duruş sergilemeleri çağrısında bulunmaktadır.”
