Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sencer Buğrahan
Sencer Buğrahan

Kardeşiniz Çin’in “Kızıllığı” Müslüman Kanından Geliyor, Ya Sizin AK’lığınız Nereden Geliyor?

Geçtiğimiz Ekim ayında AK Parti Gençlik Kolları heyetinin Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret ve özellikle “Kardeş Ülke Çin” ifadesiyle süslenen sosyal medya paylaşımları, yalnızca siyasî bir temas hadisesi değil; bir vicdan ve kimlik kırılması olarak kayda geçmiştir. Çünkü “kardeşlik” öyle kolay sarf edilen bir kelime değildir. Hele ki bir Millet’in bin yıllık hafızasında kardeşlik, mazlumun yanında durmakla, zulmün karşısında dikilmekle, devlete rağmen millet olabilmekle ölçülürken…

Kardeş denen yer, Doğu Türkistan’da camileri yıkıyor. Kardeş denen rejim, Uygur Türklerinin isimlerini, kıyafetlerini, dualarını, ailelerinin ruhunu zorla söküp atıyor. Sayısız uluslararası raporun ortaya koyduğu toplama kampları, zorla çalıştırma politikaları, ibadet yasakları, kültürel yok ediş projeleri hâlâ tüm çıplaklığıyla sürerken siz kalkıyorsunuz: “Kardeş ülke Çin” diyorsunuz.

Kimin kardeşi?

Sizin mi?

Bizim değil.


Şanlıurfa AK Parti İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Ahmet Bereket’in sosyal medya hesabından paylaştığı o cümle hâlâ ekranlarda duruyor:
“AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları heyetiyle birlikte İl Gençlik Kolları Başkanımız Furkan Küçük kardeş ülke Çin’e gerçekleştirdiği ziyarette bir dizi önemli temaslarda bulunuyor.”

Okumadan Geçme  Çin Ejderi mi yoksa Amerikan Silikonu mu: Çip savaşını kim kazanır?

Önemli temaslar…

Merak ediyoruz: Bu “önemli” temasların içinde Doğu Türkistanlı bir annenin feryadı var mıydı?
Bir medrese avlusunda susturulmuş çocuk duaları?
Soylu bir kavmin toplama kampı çığlıkları?

Yoksa “önemli” olan tek şey, Pekin’in protokol salonlarında verilen pozlar, üzerine sıkışmış iki kelimelik diplomasi tebessümleri miydi?


Sizin sözlüğünüzde “kardeşlik” demek, ekonomik kredi kapısı açana, sıcak para göndermeye niyet edene, teknoloji yatırımı vaadi getirene yamanmak ise…
Evet, Çin sizin kardeşinizdir.

Ama bu millet için kardeşlik, Hoca Ahmet Yesevî’nin hikmetlerinde, Kutadgu Bilig’in adaletinde, Turan yurdunun destanlarında, Kızıl Elma yürüyüşlerinde sınanmıştır.
Ve o kardeşlik, bugün Doğu Türkistan’da Kur’an okuyamadan yaşayan, hele ki “Elhamdülillah Müslümanım” demenin dahi suç sayıldığı mazlum Türklerin yanındadır.

Onlar kardeşimizdir.


Burada asıl mesele ziyaret değil, ziyaretin dili ve tavrıdır.

Diplomasi icabı ülkeler arası gidilir, konuşulur, müzakere edilir. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama “Kardeş Ülke Çin” diyerek yapılan paylaşımlar açıkça tarihî bir inkârdır.

Okumadan Geçme  Doğu Türkistan Alimler Birliğinden Türkiye'deki Uygur Teşkilatlarına İşbirliği Çağrısı

Bu söylem, Millet’in gönlünü incitmekle kalmamış, asıl yarayı mazlum Doğu Türkistanlıların ruhuna saplamıştır.

Zulme maruz kalmış bir topluma karşı sessiz kalmak ağırdır.
Ama zulmü uygulayana “kardeş” demek, işte o tarifsizdir.


Şimdi asıl soruya gelelim:

Kardeşiniz Çin’in kızıllığı Müslüman kanından geliyor, peki sizin “AK”lığınız nereden geliyor?

Parti logonuzdaki güneşin parlaklığı mı?
Yıllarca meydanlara yansıttığınız “biz mazlumların yanındayız” sloganlarının yankısı mı?
Yoksa iktidar koridorlarının o parlak cilası mı?

Bir zamanlar bu memlekette “Doğu Türkistan yalnız değildir” diye kürsüler inliyordu.
Bir zamanlar liderler, “Çin’in Uygur Türklerine baskısı kabul edilemez” diye gürlüyordu.
Bir zamanlar hafızalarda, mazlumun yanında saf tutmak, bu hareketin ahlâkî omurgası sayılıyordu.

Ne değişti?

Çin kredi kapılarını mı açtı?

Telekom anlaşmaları mı genişledi?

Yapay zekâ ve gözetim teknolojisi mi cazip geldi?

Siyaset, insanlık pahasına ticarete mi çevrildi?


Bugün “Kardeş Çin” sözünün anlamı basit bir gaf değil; tarihî bir kırılmadır.
Bu söz, Uygur Türklerinin acısını yok sayan bir kayıtsızlık değil; bilakis meşrulaştırma çabasıdır.

Okumadan Geçme  Dünya çapındaki bir Özgürlük Vakfı'nın yönetiminde bir Uygur Türkü

Ve meşrulaştırma, zulmü görünmez kılar.

İşte bu yüzden bu mesele tepki çekti, çekmeye de devam edecek.

Çünkü millet, bazı kavramların ucuz kullanılmasına razı değildir.
“Kardeşlik” onlardan biridir.
“AK” olmak da.


Siz kardeşlik kavramını diplomatik jest seviyesine indirirsiniz, mesele siyaset meydanında kapanır sanırsınız.
Ama bilin ki millet hafızası, iktidarların süresinden uzun yaşar.

Bugün sosyal medyada yükselen tepkiler, sadece bir öfke patlaması değildir.
Bu tepkiler, Türkiye’nin vicdan damarının hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.

Evet, Doğu Türkistanlı bir çocuk konuşamıyor olabilir.
Dualar fısıltıya dönüşmüş olabilir.
Ama Türkiye’nin içinden yükselen bu ses, hâlâ dünyaya bağırıyor:

“Biz kardeşliği satmayız.”


Son söz:
Kardeşlik de “AK”lık da kelimeyle değil, tavırla olur.
Ve bugün tavır ortadadır.

Sizin kardeşiniz Pekin ise, bizim kardeşimiz Kaşgar’ın sabah ezanıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER