Rahima Mahmut, mesajında Uluslararası Gençlik Günü’nün gençlerin potansiyelini ve hayallerini kutlarken, birçok Uygur çocuğun hayallerinin “çalındığını” belirtti.
Rahima Mahmut’a göre, Çin Komünist Partisi 2019 itibarıyla 900.000’e yakın Uygur çocuğunu ebeveynlerinden ayırarak devlet tarafından işletilen yatılı okullara ve yatılı anaokullarına yerleştirmişti. Mahmut, bu süreçte çocukların kültürünün, dilinin ve inancının silindiğini söyledi .
Rahima Mahmut ayrıca, şu anda bu durumdan etkilenen çocuk sayısının muhtemelen çok daha yüksek olduğunu belirtti.
Ayrıca, 5 ila 11 yaşları arasındaki Uygur çocuklarının, Uygurca yerine Mandarin dilinde konuşarak Çin ordusuna sadakat yemini etmeye zorlandıklarını gösteren görüntülere de değindi.
Rahima Mahmut, “Bu eğitim değil. Bu beyin yıkama,” dedi.
Rahima Mahmut ayrıca, bazı Uygur çocuklarının her iki ebeveyninin de siyasi tutuklu kamplarında tutulması nedeniyle yetim kaldığını söyledi.
Rahima Mahmut, tahmini üç milyona varan insanı hapsettiği belirtilen ve kendisinin “toplu gözaltı sistemi” olarak tanımladığı uygulamaya değindi. Ayrıca, zorla çalıştırma amacıyla yapılan nakiller nedeniyle başka çocukların da ebeveynlerini kaybettiğini ifade etti.
Rahima Mahmut, Uygur kadınlarını hedef alan zorla kürtaj ve kısırlaştırma uygulamalarının bazı çocukların doğmasını engellediğini de belirtti.
Rahima Mahmut, bu durumu, en genç nesli hedef alarak bütün bir halkı ortadan kaldırmaya yönelik bir çaba olarak nitelendirdi.
Rahima Mahmut’a göre, Çin Komünist Partisi aile bağlarını koparmayı, ebeveynlerin yerini devletin almasını sağlamayı ve sadece Partiye bağlılık kalana kadar Uygur kimliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Rahima Mahmut, “ÇKP’nin hedefi açık: ailenin yerini Parti’nin alması” dedi.
Uluslararası Gençlik Günü’nde Rahima Mahmut, uluslararası topluma Uygur gençlerinin yanında durma ve onların özgürce yaşama, aileleriyle birlikte büyüme, kendi dillerini öğrenme ve korkusuzca hayal kurma haklarını savunma çağrısında bulundu.
“Gelecek onlara ait,” diyen Mahmut, Uygur gençleri için haysiyet ve özgürlüğe dayalı bir gelecek çağrısında bulundu.
