BIST 100
13.938,48 1,42%
DOLAR
46,2686 0,15%
EURO
53,5436 -0,02%
GRAM ALTIN
6.277,08 0,31%
FAİZ
42,77 -1,72%
GÜMÜŞ GRAM
101,24 1,17%
BITCOIN
63.476,00 0,09%
GBP/TRY
62,0642 0,08%
EUR/USD
1,1568 -0,09%
BRENT
86,85 -3,91%
ÇEYREK ALTIN
10.263,02 0,31%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
20 °

Rus Faşizminin (Raşizm) Kaynakları ve Jeopolitik Pratiği!

39360

Rus Faşizmi (literatürdeki adıyla Raşizm / Rusizm), tarihsel kökleri Rus Çarlığına kadar uzanan Pan-Slavik ve Pan-Ortodoks ögelerin harmanlandığı, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Rusya Federasyonu’nun resmi devlet ideolojisi ve yönetim pratiği haline gelen aşırı milliyetçi bir doktrindir. Diğer halkların kültürünü asimile etmeye yönelik bir totaliterlik, Sovyet tipi yayılmacı emperyalizm, Rus Ortodoksluğunun ahlaki bir meşruiyet aracı olarak suistimali ve enerji başta olmak üzere jeopolitik kozların agresif kullanımı bu ideolojinin ana sacayaklarını oluşturur.

​İdeolojinin temel itici gücü, "Kutsal Rusya’yı inşa etme" projesi altında; kan, dil ve tarih bağı iddiasıyla tüm Slav halklarını Rusya’nın liderliğinde birleştirerek devasa bir Rus-Slav İmparatorluğu kurma ütopyasıdır.

​"Lebensraum"un Modern Yansıması ve Demografik Mühendislik

​Alman Nazizm’inin Lebensraum (Yaşam Alanı) olarak adlandırdığı ve Almanya sınırları dışında yaşayan Alman azınlıkların Üçüncü Reich çatısı altında birleştirilmesi esasına dayanan jeopolitik genişleme doktrini, modern Raşizm ideolojisinde birebir karşılık bulmaktadır. Rusya, nüfusunun önemli bir bölümü Müslüman Türkler ve diğer gayri-Rus halklardan oluşmasına rağmen, dış politikada tamamen "Rus etnik milliyetçiliği" üzerinden hareket etmektedir. Eski SSCB coğrafyasındaki komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü hiçe sayan ve "Rusya’nın sınırı hiçbir yerde bitmez" şeklinde özetlenen jeopolitik iddia, bu faşizan genişlemeciliğin en somut dışa vurumudur.

​Bu yayılmacı politikanın zeminini hazırlayan en sinsi araç ise geçmişten bugüne uygulanan Sistematik Demografik Rus Nüfus Mühendisliği (İskan Politikaları) olmuştur. Çarlık ve özellikle Sovyetler Birliği döneminde; Ukrayna, Moldova (Transdinyester bölgesi), Baltık Devletleri (Estonya, Letonya) ve Kafkasya gibi stratejik bölgelerdeki yerel halklar sürgüne gönderilmiş veya asimile edilmiş; yerlerine ise bilinçli bir plan dahilinde kitlesel Rus göçmen toplulukları yerleştirilmiştir. Bu demografik operasyonun temel amacı, gelecekte yapılacak işgaller ve siyasi müdahaleler için hedef ülkelerin içinde homojen ve Moskova'ya sadık yapay birer "iç cephe" (beşinci kol faaliyeti) oluşturmaktır.

​Putin yönetimi, Adolf Hitler’in 1930’larda Çekoslovakya’nın Südet bölgesindeki Alman azınlığın "baskı gördüğü" yalanını öne sürerek bu ülkeyi parçalamasına benzer bir taktiği harfiyen uygulamaktadır. Hitler’in Südetenland’ı aldıktan sonra durmayıp tüm Çekoslovakya’yı ve ardından Polonya’yı işgal etmesi gibi; modern Rusya da Ukrayna’da Kırım, Luhansk ve Donetsk’teki "Rusları ve Rusça konuşanları koruma" bahanesiyle yola çıkmış, nihayetinde tüm Ukrayna’yı yutmayı hedefleyen tam ölçekli bir işgal başlatmıştır. Belarus’u halihazırda askeri ve siyasi olarak tamamen kontrolü altına alan bu ideoloji; gelecekte Baltık ülkeleri, Moldova ve Kafkasya’nın (örneğin Estonya veya Azerbaycan topraklarının) "tarihi Rus toprağı" olduğu iddiasıyla yeni saldırı dalgalarına maruz kalabileceğinin açık sinyallerini vermektedir.

​Kazakistan’ın Kuzeyi ve Türk Dünyasına Yönelik Demografik Tehdit

​Kremlin’in nüfus mühendisliği ve revizyonist toprak iddiaları yalnızca Doğu Avrupa ve Kafkasya ile sınırlı kalmayıp, Türkistan’ın kalbi olan Kazakistan’ı da doğrudan hedef almaktadır. Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği (özellikle Bakir Topraklar Kampanyası) döneminde, stratejik bir plan dahilinde Kazakistan’ın kuzey bölgelerine yoğun bir Rus göçmen nüfusu yerleştirilmiştir. Bu yapay iskan politikası sonucunda eyaletlerin demografik yapısı Kazak Türkleri aleyhine değiştirilmiş ve bölgede kalabalık bir Rus azınlık grubu oluşturulmuştur.

​Günümüzde Rus faşizminin ve "Rus Dünyası" (Russkiy Mir) doktrininin en tehlikeli yansımaları bu bölge üzerinden okunmaktadır. Rusya’daki ana akım milliyetçi politikacılar, devlet televizyonları ve üst düzey yetkililer, Kazakistan’ın kuzey topraklarının "tarihsel olarak Rusya’ya ait olduğunu" ve aslında Kazakistan diye bir devletin geçmişte hiç var olmadığını açıkça iddia etmektedir. Rus siyasetçiler ve ideologlar, Kuzey Kazakistan eyaletlerinin Rusya Federasyonu’na bağlanması (ilhak edilmesi) çağrılarını periyodik olarak yinelemektedir. Tıpkı Ukrayna’nın doğusunda yapıldığı gibi, Kazakistan’ın kuzeyindeki Rus nüfusun varlığı, Moskova tarafından Astana yönetimi üzerinde siyasi bir şantaj kartı ve gelecekteki olası bir askeri müdahale/ilhak senaryosu için zemin olarak sıcak tutulmaktadır.

​Kafkasya'da Müslüman Halklara Yönelik Tehdit ve Demografik Baskı

​Rus faşizminin bir diğer yıkıcı yüzü, tarihsel süreçte olduğu gibi bugün de Müslüman Kafkas halkları üzerinde kendini göstermektedir. Çarlık dönemindeki Kafkas Sürgünü ve soykırımlarından, Sovyet dönemindeki Çeçen-İnguş ve Karaçay-Balkar halklarının kitlesel tehcirlerine uzanan tarihsel hafıza, modern Raşizm tarafından tamamen yok sayılmaktadır. Bugün Kafkasya'daki Müslüman halkların hakları, kimlikleri ve özerklikleri Moskova merkezli faşizan politikaların doğrudan tehdidi altındadır.

​Moskova, Kuzey Kafkasya'daki Müslüman nüfusu kontrol altında tutmak adına hem bölge içinde yoğun bir demografik mühendislik ve asimilasyon yürütmekte hem de bu halkların genç nüfusunu emperyalist savaşlarında birer araç haline getirmektedir. Ukrayna işgalinde Müslüman Kafkas gençlerinin orantısız biçimde cepheye sürülmesi, bölgenin demografik yapısını zayıflatmaya yönelik gizli bir nüfus mühendisliği stratejisidir. Öte yandan, Rusya'nın Kafkasya’daki "güvenlik" ve "terörle mücadele" söylemleri, aslında yerel Müslüman halkların hak arayışlarını bastırmak, egemenliklerini kısıtlamak ve bölgeyi tamamen Ruslaştırmak için bir kalkan olarak kullanılmaktadır. Bu baskıcı yapı, yakın gelecekte Güney Kafkasya'daki bağımsız devletlerin egemenlik haklarına el uzatmak için Rus azınlıkları veya bölgesel istikrarsızlıkları bahane etme potansiyelini her an canlı tutmaktadır.

​"Vatandaşlık Bahanesiyle İşgal" Doktrini ve Yeni Askeri Müdahale Yasası

​Rusizm ideolojisinde hukukun üstünlüğü tamamen reddedilir, yerine "Kuvvet Hukuku" (güçlünün haklılığı) ikame edilir. Komşu devletlerin egemenliğine yönelik keyfilik ve şiddet kullanımı, Çarlık döneminden miras alınan ve resmi ideolojide tahkim edilen yapısal bir reflekstir. Bu bağlamda, geçmişte yürütülen nüfus mühendisliğinin meyvelerini toplamak isteyen Kremlin, emperyalist müdahalelerine yasal kılıf uydurmak adına iç hukukunda radikal adımlar atmaya devam etmektedir.

​Bunun en somut ve tehlikeli örneği, Mayıs 2026'da Vladimir Putin tarafından imzalanarak resmen yürürlüğe giren yeni askeri müdahale yasasıdır. Rus parlamentosunun (Devlet Duması) onayladığı bu yeni yasal düzenleme; yabancı mahkemeler veya Rusya'nın tanımadığı uluslararası mahkemeler tarafından Rus vatandaşlarına yönelik bir gözaltı, tutuklama, yargılama veya cezai işlem kararı verilmesi durumunda, devlet başkanına doğrudan "Rus Silahlı Kuvvetlerini yurt dışında konuşlandırma ve askeri müdahalede bulunma" yetkisi vermektedir.

​Yasanın pratikteki karşılığı son derece korkutucudur:

​Egemenlik Haklarının Yok Sayılması: Ukrayna, Moldova, Kazakistan veya Baltık ülkeleri gibi devletler, kendi sınırları içinde suç işleyen veya ulusal güvenliği tehdit eden Rus kökenli/pasaportlu kişilere karşı hukuki işlem başlattığında, Moskova bunu bir casus belli (savaş sebebi) sayabilecektir.

​Pasaportlaştırma (Passportization) Silahı: Rusya, daha önce işgal ettiği Gürcistan (Abhazya ve Güney Osetya) ve Ukrayna topraklarında yaptığı gibi, komşu ülkelerdeki Rus göçmen kökenli nüfusa da hızla Rusya pasaportu dağıtmaktadır. Dağıtılan bu pasaportlar, yeni yasa uyarınca o ülkelerin egemenlik alanlarına doğrudan askeri tanklarla girmenin "yasal" gerekçesi haline getirilmiştir.

​Uluslararası Hukuka Meydan Okuma: This law serves as both a retaliation against international courts and a vehicle to manufactured "self-defense" justifications to override foreign sovereignty.

​Raşizmin Anatomisi ve Geleceği

​Totaliter bir yarı-ideoloji olan Rusizm; özgür seçimleri, sivil hakları ve liberal-demokratik değerleri reddeden, özgür dünyaya duyulan derin bir haset ve nefret üzerine inşa edilmiş siyah-beyaz bir dünya algısına sahiptir. Toplumun bir bölümünün veya etnik yapının diğerlerine mutlak üstünlüğünü savunan bu ideoloji, tüm içsel suçları geçmişteki "mağduriyetler" ve "haksız anlaşmalar" retoriğiyle meşrulaştırır. Sistem içeriden durdurulabilecek fren mekanizmalarından (özgür medya, bağımsız yargı, muhalefet) tamamen yoksundur; dolayısıyla faşizm ve Nazizm gibi bu mekanizma da dışarıdan askeri, ekonomik ve siyasi olarak tamamen kırılana kadar agresif genişlemesini sürdürme eğilimindedir.

​Tarihteki örnekleri gibi Raşizm de kitleleri "top yemi" olarak kullanarak yapay sınırlar çizmeye odaklanmıştır. Ancak insanlığın, küresel güvenlik mimarisini ve ulusların kaderini tehdit eden bu ırksal/etnik üstünlükçü sınıra karşı göstereceği kolektif direnç, hem bu tehlikeli ideolojinin hem de Kazakistan bozkırlarından Doğu Avrupa ovalarına, yani topyekün Türkistan ve çevre coğrafyalara kadar uzanan mazlum halkların geleceğini tayin edecektir.

Kaynakça

1.​Cohen, A. (1996). Russian Imperialism: Development and Crisis. London: Praeger.

2.​Laruelle, M. (2021). Is Russia Fascist? Unraveling Propaganda East and West. Ithaca: Cornell University Press.

3.​Kuzio, T. (2022). Fascism and Genocide: Russia's War Against Ukrainians. Stuttgart: Ibidem-Verlag.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?