Berlin’de gerçekleşen uluslararası bir etkinlikte konuşan Ruşen Abbas, Çin yönetiminin Uygur kadınlarına yönelik politikasını sert sözlerle eleştirdi ve bunun artık “sessiz kalınamayacak bir savaş” haline geldiğini söyledi.
Abbas, konuşmasında Pekin’in Doğu Türkistan’daki Uygur nüfusuna karşı yürüttüğü politikanın en temel hedeflerinden birinin Uygur kadınları olduğunu belirtti. Buna göre devlet tarafından organize edilen zorla evlilikler, zorunlu sterilizasyon ve binlerce çocuğun ailelerinden ayrılarak devlet kurumlarına verilmesi gibi uygulamalar, Uygur toplumunun geleceğini sistematik olarak zayıflatmak amacıyla yapılıyor.
Ayrıca Çin’in ev içi gözetim politikalarının kapsamını genişlettiğini, Han Çinlilerini Uygur evlerine yerleştirerek kadınların gündelik yaşantılarını kontrol ettiğini belirten Abbas, bu durumun halkın demografik yapısını değiştirmeye dönük kasıtlı bir çaba olduğunu söyledi. Doğum oranlarındaki düşüşe de dikkat çeken aktivist, bu politikaların Uygur kültür ve kimliğini silmeyi amaçladığını vurguladı.
Abbas konuşmasında kendi ailesinden örnekler de verdi; Çin’in aktivistlere ulaşmak için yurtdışındaki yakınlarını hedef aldığını belirterek, kendi kardeşinin Çin’de tutulduğunu söyledi. Bu durumun “uluslararası baskı ve suskunluğun” bir sonucu olduğunu ifade eden Abbas, dünyanın sessiz kalmasının zulmü derinleştirdiğini öne sürdü.
Son olarak, uluslararası toplumun bu uygulamalara karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Abbas, insan hakları ve özgürlükler açısından bu sorunların küresel bir önem taşıdığını kaydetti.


