Bu güvenlik uyarısı, Ekim ayında yapılması planlanan Knesset seçimleri öncesinde, Netanyahu hükümetinin Türkiye’ye yönelik saldırgan söylemlerinin şiddetlendiği bir dönemde geldi.
Salı günü, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’de, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan Ebu’z-Zuhur Askeri Hava Üssü’ne, orada Türk kuvvetlerinin bulunduğu iddiasıyla işgalci israil tarafından düzenlenen saldırının ardından gerginlikler tırmandı.
Türkiye ise saldırı sırasında Ebu Zehur Havaalanı’nda askeri varlığı olduğu yönündeki işgalci israil iddialarını yalanlayarak, Suriye hükümetiyle meşru işbirliğini sürdürdüğünü ve bunun amacının Suriye’nin kapasitesini güçlendirmek ve ülkede güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurguladı.
İşgalci israil’in 12. Kanalı, bu uyarıların Netanyahu ve Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik sert açıklamalar dizisinin ardından geldiğini bildirirken, güvenlik sistemindeki bazı çevreler ise Türkiye ile olan anlaşmazlığın daha geniş çaplı bir açık çatışmaya dönüşmesini istememektedir. Bu sırada işgal Başbakanı ve partisi Likud, seçim söylemlerinde ve propagandasında Türkiye’yi giderek daha fazla gündeme getiriyor.
Ordu ile Güvenlik Kurumları Arasındaki Anlaşmazlık
12. Kanal’a göre, işgal ordusu Ebuz-Zuhur Havalimanı’na yönelik saldırının gerçekleştirilmesi yönünde baskı yaptı; ancak güvenlik sistemindeki bazı çevreler, konunun Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla saldırıyı “radarın altında”, yani kamuoyunun dikkatinden ve resmi açıklamalardan uzak tutmak istedi.
Kanal, bu çevrelerin saldırının ardından Netanyahu ve Katz’ın yaptığı sert açıklamaları hoş karşılamadığını ve bu açıklamaların, güvenlik açısından bir gereklilik olmaksızın gerginliği tırmandırarak Türkiye ile ilişkilerin daha da bozulmasına yol açabileceğini düşündüklerini ekledi.
Geçtiğimiz günlerde, işgalci israil siyasi liderliğinden bir dizi sert kamuoyu açıklaması geldi. Perşembe günü Katz, Erdoğan’ı eleştirerek “Türkiye’yi Suriye’de tehlikeli maceralara sürüklüyor” dedi; Netanyahu ise Türkiye’ye yönelik söylemini sertleştirerek “Erdoğan, antisemitik bir diktatördür” ifadesini kullandı.
İşgalci israil’in 12. Kanalı’na göre, bu açıklamalar güvenlik kurumlarının hoşuna gitmedi; kurumlar, bu açıklamaların durumu kızıştırıp ilişkileri daha da kötüleştirebileceğini düşündü ve Suriye’deki Türk hamlelerine karşı “açık bir çatışma olmadan, sakin bir şekilde” harekete geçilmesini tercih etti.
“Yeni Bir Tehdit Oluşturma”
İşgalci israil’in açıklamasına yanıt olarak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Dairesi Cuma günü yaptığı açıklamada, Netanyahu hükümetinin Türkiye’yi yeni bir tehdit olarak gösterme çabasının, işgalci israil seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte sorumsuz bir güvenlik popülizmi ve giderek tırmanan bir tehdit politikası bağlamında gerçekleştiğini belirtti.
Ayrıca, Netanyahu hükümetinin Erdoğan aleyhine yaptığı açıklamaların, işgal hükümetinin ulaştığı çaresizlik durumunu yansıttığını ve bunların seçim kazanımı elde etmeyi amaçlayan bir politikanın parçası olduğunu belirtti.
Cuma günü, Adalet Bakanı Akın Gürlek, bakanlığının İçişleri Bakanlığı’ndan Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla ilgili bir davada kırmızı bülten çıkarılması için gerekli işlemleri başlatmasını talep ettiğini duyurdu. Bunun üzerine işgalci israil Başbakanlık Ofisi şu açıklamayı yaptı: “israil, Türkiye’nin ikiyüzlülüğünden her zaman hoşnut olmamıştır,” diyerek, “İsrail, Türkiye’nin bölgenin istikrarını sarsma girişimlerine ve güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı kararlılıkla hareket etmeye devam edecektir” diye ekledi.
27 Ekim seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte Netanyahu hükümetinin söylemlerinde Türkiye’ye yönelik eleştiriler yoğunlaştı. Bu gelişme, işgal Başbakanı’nın iç siyasi zorluklarla ve yaklaşan seçim yarışı konusunda Likud Partisi ile sağ koalisyonu içindeki bölünmelerle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti.



















