Rusya’ya bağlı Tataristan’ın başkenti Kazan’da, Tatar tarihinin önemli anma günlerinden biri olan Hafıza Günü öncesinde bazı millî hareket temsilcilerine polis tarafından resmî uyarılar iletildi. Azatlık Radyosu’nun haberine göre, en az üç kişiye gönderilen belgelerde, izinsiz toplantı ve gösterilere ilişkin Rusya mevzuatının hükümleri hatırlatıldı.
Uyarı gönderilen isimler arasında Tatar millî hareketinin deneyimli isimlerinden Galişan Nuriähmet, eski aktivist Radik Zinalov ve şair Fanil Gıylecev bulunuyor. Nuriähmet, sosyal medya paylaşımında, evde olmadığı sırada kendisine bir uyarı belgesi bırakıldığını belirtti. Haberde, kendisine benzer uyarıların 2024 ve 2025 yıllarında da gönderildiği aktarıldı.
Belgelerin, Rusya İçişleri Bakanlığı Kazan Şehir Müdürlüğünün kamu düzeninden sorumlu birimi tarafından hazırlandığı bildirildi. Uyarılarda toplantı, miting, gösteri, yürüyüş ve protestolar ile aşırılıkçı faaliyetlere karşı mücadeleyi düzenleyen federal yasaların hükümlerine atıfta bulunuldu.
Kazan’ın tarihî savunucuları anılıyor
Hafıza Günü, 1552 yılında Kazan’ı Rus ordusuna karşı savunurken hayatını kaybeden savaşçıları ve şehrin savunucularını anmak amacıyla düzenleniyor. Tatarlar açısından tarihî ve millî yas günü niteliği taşıyan anma, Kazan Hanlığı’nın Rus hâkimiyetine girmesiyle sonuçlanan sürecin hafızada tutulması bakımından önem taşıyor.
Yeni takvime göre 12 Ekim’de anılan tarih dolayısıyla bazı aktivistlerin Kazan Kremlini’ndeki Söyembike Kulesi çevresine gitmesi bekleniyor. Ancak bu ziyaretlerin resmî bir organizasyon ya da önceden duyurulmuş toplu bir etkinlik şeklinde yapılmadığı belirtiliyor.
Aktivistler, tarihî günü hatırlamak ve hayatını kaybedenler için dua etmek amacıyla bu bölgeyi ziyaret ettiklerini ifade ediyor. Buna karşın yetkililerin gönderdiği uyarılar, anma etkinlikleri üzerindeki kısıtlamaların sürdüğü yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
Son resmî anma 2021’de düzenlendi
Tatar millî hareketinin miting biçiminde organize ettiği Hafıza Günü’ne Tataristan’da son olarak 2021 yılında resmî izin verildi. O yıl Kazan’daki Tinçurin Parkı’nda gerçekleştirilen etkinliğe yaklaşık 250 kişi katıldı. Katılımcılar arasında Kazan’ın yanı sıra Çallı, Çuvaşistan ve Başkurdistan’dan gelen temsilciler de yer aldı.
Etkinlikte kabul edilen bildiride Hafıza Günü’nün resmî statüye kavuşturulması, 1992 tarihli Tataristan Anayasası’nın yeniden yürürlüğe konulması ve cumhuriyet lideri için “başkan” unvanının korunması gibi talepler dile getirildi.
Ancak aynı yıl, anmayı organize eden Tatar Halk Merkezi ve millî hareket temsilcileri üzerindeki baskıların arttığı bildirildi. Tatar Halk Merkezi aşırılıkçı örgüt olarak tanındı; örgütün başkanı Farit Zekiyev ise 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ardından ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
2022’den itibaren Hafıza Günü’nün Kazan’da millî hareket tarafından kitlesel ve resmî bir etkinlik olarak düzenlenemediği belirtiliyor.
Önceki yıllarda da engellemeler yaşandı
Azatlık Radyosu’nun aktardığı bilgilere göre, 2024 yılında Tatar gençlik hareketi, Hafıza Günü’nü 15 Ekim’de miting olarak düzenlemek için başvuruda bulundu. Kamal Tiyatrosu çevresi ile Tinçurin Parkı’nda toplanmak isteyen aktivistlerin talepleri Kazan yönetimi tarafından kabul edilmedi.
Buna rağmen bazı aktivistler, 12 Ekim’de Kazan Kremlini’nde bir araya gelerek hayatını kaybedenler için dua etti. Polis müdahalesinin yaşandığı olaylarda bazı kişilerin gözaltına alındığı ve karakolda sorgulandığı bildirildi. Polis ekiplerinin bazı aktivistlerin evlerine de giderek kendilerinden evde kalmalarını istediği aktarıldı.
Geçen yıl da Kazan, Yoşkar-Ola ve Ufa’dan bazı kişiler 12 Ekim’de bir araya geldi. Söyembike Kulesi yakınında dua eden katılımcılar, Eski Taş Camisi’nde öğle namazı kıldı ve ardından Tatar mezarlığını ziyaret etti. Habere göre buluşmada slogan atılmadı ve konuşma yapılmadı.
Aktivistler: Amaç yalnızca tarihî bir günü anmak değil
Tatar millî hareketi temsilcileri, Hafıza Günü’ne yönelik kısıtlamaların yalnızca bir anma etkinliğinin engellenmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Aktivistlere göre bu gün, Tatar toplumunun ortak tarih bilincini güçlendiren ve millî kimliğin korunmasına katkı sağlayan bir buluşma niteliği taşıyor.
Azatlık Radyosu’na konuşan ve güvenlik gerekçesiyle adı açıklanmayan bir katılımcı, geçmişte Hafıza Günü etkinliklerine binlerce kişinin katıldığını anlattı. İlk yıllarda yürüyüşlerin, tiyatro gösterilerinin ve şiir dinletilerinin düzenlendiğini belirten katılımcı, zaman içinde etkinlik alanlarının değiştirildiğini, yürüyüşlerin yasaklandığını ve katılımın giderek azaldığını ifade etti.
Aynı kişi, günümüzde insanların bir araya gelmekten çekindiğini ve güvenlik kaygılarının anma faaliyetlerini zorlaştırdığını söyledi. Bununla birlikte, etkinliklerin engellenmesinin tarihî hafızayı tamamen ortadan kaldıramayacağını savundu.
Başka bir aktivist ise yetkililerin tarihî olayların hatırlanmasından ziyade, bu tür buluşmaların toplumsal ve siyasi bir harekete dönüşme ihtimalinden endişe duyduğunu ileri sürdü. Bu değerlendirmeler aktivistlerin görüşlerini yansıtıyor.
Tarihçiler Hafıza Günü’nün birleştirici rolüne dikkat çekiyor
Tarihçi Yulay Şamiloğlu da Hafıza Günü’nün Tatar toplumu açısından taşıdığı öneme dikkat çeken isimler arasında bulunuyor. Şamiloğlu’na göre tarihî hafıza, bir halkın ortak kimliğini ve geçmişle bağını korumasında önemli rol oynuyor.
Tatar tarihinin İdil Bulgarları, Altın Orda ve Kazan Hanlığı gibi farklı dönemleri kapsadığını belirten tarihçi, bu geçmişin araştırılmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının toplumun ortak bilincini güçlendirebileceğini vurguluyor.
Haberde ayrıca, Sovyet döneminde Altın Orda tarihinin araştırılmasına getirilen kısıtlamalara ve Kazan Hanlığı’nın Rusya tarafından ele geçirilmesinin resmî tarih anlatısında farklı ifadelerle sunulmasına değiniliyor. Bu örnekler, Tatar tarihinin nasıl anlatıldığı ve tarihî olayların hangi kavramlarla tanımlandığı konusundaki tartışmaların uzun bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.
Hafıza Günü’nün geleceği belirsiz
Tataristan’da millî hareketin düzenlediği Hafıza Günü’nün geleceği belirsizliğini koruyor. Resmî mitinglere izin verilmemesi ve aktivistlere yönelik uyarıların sürmesi, anmanın kamusal alandaki görünürlüğünü sınırlıyor.
Bununla birlikte, tarihî günü bireysel ziyaretler ve dualarla yaşatmaya çalışanların bulunduğu belirtiliyor. Aktivistler, resmî etkinliklerin engellenmesine rağmen Kazan’ın savunulması sırasında hayatını kaybedenlerin hatırasının korunacağını savunuyor.
Tatar toplumunda Hafıza Günü etrafında süren tartışma, yalnızca geçmişte yaşanan bir askerî yenilginin anılmasıyla sınırlı kalmıyor. Tartışmanın merkezinde, tarihî mirasın kamusal alanda nasıl yaşatılacağı, millî kimliğin nasıl korunacağı ve tarih anlatısının kim tarafından şekillendirileceği soruları yer alıyor.






















