Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Üç Uygur kardeş Çin’den kaçıp Hindistan’da nasıl 12 yıl hapis yattı?

Pekin’in Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik ‘soykırımından’ kaçarak 2013’te Hindistan’ın Himalaya sınırında tutuklanan kardeşler, o günden bu yana süresiz olarak hapis tutuluyor.

Pekin'in Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik 'soykırımından' kaçarak 2013'te Hindistan'ın Himalaya

Mahkeme belgelerine göre, 12 Haziran 2013 akşamı, dağlık Ladakh bölgesinin kuzeyindeki uzak ve ıssız bir çöl bölgesi olan Sultan Chusku’da üç “Çinli sınır ihlalcisi”, Hint ordusu tarafından tutuklandı.

Üç Tursun kardeş – Adil (23), Abdulhalik (22) ve Salamu (20) – Ladakh ile sınırı olan Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan üzerinden, sarp Himalaya arazisinde otobüsle ve yaya olarak yaptıkları 13 günlük yolculuğun ardından kendilerini işaretsiz ve tartışmalı sınırların olduğu bir bölgede bulmuşlardı.

Adamlar ordu yetkililerine, Çinli yetkililerin Uygur Müslümanlarına yönelik baskılarını artırması ve birkaç akrabalarını gözaltı merkezlerine almasının ardından Doğu Türkistan’ın Kaşgar kenti yakınlarındaki aile evlerinden kaçtıklarını söylediler.


Son on yılda Doğu Türkistan’da bir milyondan fazla Uygur’un sadece camiye gittikleri veya başörtüsü taktıkları için “yeniden eğitim” kamplarına hapsedildiği ve işkenceye maruz kaldığı görülüyor.

Çin, “yasadışı dini faaliyetleri kontrol altına alarak” ve “mesleki eğitim ve öğretim merkezleri” aracılığıyla aşırıcılıkla mücadele ettiğini söylüyor; ancak ABD dahil diğer ülkeler, bu eylemlerin soykırım boyutuna ulaştığını belirtiyor.

Ordu tarafından iki ay süren sorgulamanın ardından kardeşler, sınırı yasadışı yollardan geçme suçlamasıyla yerel polise teslim edildi. Ancak sonrasında yaşananlar, bugüne kadar devam eden bürokratik bir kabustu.

Okumadan Geçme  Malezya başbakanı Enver İbrahim Uygur Soykırımını inkar etti

Herhangi bir Hint dilinde iletişim kuramayan üç adam, hukuk sistemi içinde yollarını bulmakta zorlandı. Mahkeme tarafından atanan avukatları da benzer engellerle karşılaştı. Ancak bir yıl gözaltında kaldıktan ve bu süre zarfında diğer mahkûmlardan yerel dili yavaş yavaş öğrendikten sonra hakimin sorularını yanıtlayabildiler.

Her biri 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak travmaları burada bitmedi.

Hüküm giydiklerinde zaten bir yıldır hapisteydiler ve altı ay içinde serbest kalmaları bekleniyordu. Ancak Hindistan’ın siyasi manzarası değişiyordu. Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindu milliyetçisi Bharatiya Janata Partisi (BJP) iktidara gelmişti.

Cezaları sona erdiğinde, yetkililer onları serbest bırakmak yerine, bir kişinin altı ay boyunca gözaltında tutulmasına ve bu sürenin iki yıla kadar uzatılmasına izin veren tartışmalı bir gözaltı yasası olan Kamu Güvenliği Yasası’nı (Public Safety Act) devreye soktu.

Yetkililerin sürekli yenilediği gözaltı emirlerine göre, üç adam hükümetin serbest bırakılmaları veya Çin’e sınır dışı edilmeleri yönündeki kararı beklenirken süresiz olarak hapiste kalmaya devam edecekti.

Tek destekçileri, hapishaneyi ziyaret eden mahkeme tarafından atanmış düzenli bir heyetin parçası olarak onlarla tanışan ve Hindistan’a yasadışı yollardan girmekten başka bir şey yapmamış olmalarına rağmen hala hapiste tutulduklarına inanamayan avukatları Muhammed Şafi Lassu oldu.

Şafi, “Bana [Çin’deki] gözaltı merkezlerinden birine gönderilmekten korktuklarını ve sadece kaçmak istediklerini söylediler. Hindistan’a geçtiklerini bile bilmiyorlarmış,” diyor.

Şafi son on yıldır gönüllü (ücretsiz) olarak onların serbest bırakılması için mücadele ediyor ancak Hindistan hükümeti kayıtsız kalmaya devam ediyor.

Okumadan Geçme  Çin casusu TikTok'a ceza!

Üç adam birkaç kez hapishaneler arasında nakledildi ve şu anda Delhi yakınlarındaki Haryana eyaletinin Karnal şehrinde bulunuyorlar.

“Bu adamlar kurbandı… On yılı aşkın bir süredir bu kadar sefil koşulları hak edecek ne yaptılar?” – Avukat Muhammed Şafi Lassu

Şafi, kardeşlerin birbirlerinden ayrıldığını ve tutuklu militanlar ile ciddi suçlardan hüküm giymiş kişiler için ayrılmış sıkışık hücrelerde tutulduğunu söylüyor. Ayrıca, memleketlerinin daha soğuk iklimine alışkın oldukları için yemeklerle ve Hindistan’ın kavurucu yaz sıcağıyla da mücadele ettiklerini ekliyor.

“Çin’in Uygurlara yönelik zulmü uluslararası alanda tanınan bir sorundur,” diyor. “Bu adamlar o vahşetin kurbanlarıydı. Suçlu değiller ya da kimse için tehdit oluşturmuyorlar.”

“Hükümetin onlara adil davranma konusunda ahlaki bir yükümlülüğü var. On yılı aşkın süredir bu kadar sefil koşulları hak edecek ne yaptılar?”

Şafi, üç kardeşin Kaşgar’da kalan ailelerinin akıbetinden habersiz olduğunu söylüyor. Çin’e sınır dışı edilmemeleri ve kendilerine sığınma hakkı verilmesi gerektiğine inanıyor. “Bunça yıldır katlandıkları şeyler acımasız ve insanlık dışı,” diyor.

“İki küçük kardeş sağlık sorunları yaşamaya başladı. Hapishane yemeklerinin kalitesiz olması –çoğunlukla mercimek– ve onlara uygun olmaması nedeniyle hemoroid (basur) sorunu yaşıyorlar ve çok az tıbbi yardım alıyorlar.”

Onları düzenli olarak ziyaret eden ve hapishane ile tıbbi masraflarını karşılamak için her ay kendi cebinden para gönderen Şafi, kardeşlerden birine doktor tarafından ameliyat olması tavsiye edildiğini ancak hapishane yetkililerince izin verilmediğini belirtiyor.

Okumadan Geçme  DUK 1985 Uygur Öğrenci Hareketi'ne dikkat çekti, Doğu Türkistan'da devam eden soykırıma vurgu yaptı

Hapisteyken üç kardeş, mahkûmlarla konuşarak ve kitap ile gazete okuyarak dört yerel dilin yanı sıra İngilizce de öğrendi.

Şafi, “En büyükleri İngilizceyi gerçekten seviyor ve benimle sık sık İngilizce konuşmaya çalışıyor, ama gardiyanlar anlamadıkları için onu durdurup Hintçe konuşmasında ısrar ediyorlar. Ben de onlara, serbest kaldıklarında dil öğretmeni olacaklarını söyleyerek şaka yapıyorum,” diyor.

İnsan hakları grupları, Modi hükümeti altında dini azınlıkların, özellikle de Müslümanların, sistematik ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kaldığını söylüyor.

2019 yılına kadar Ladakh’ın da bağlı olduğu Hindistan idaresindeki Keşmir’in eski üst düzey hükümet yetkilisi Latief U Zaman Deva, üç adamın ayrımcılık kurbanı olduğuna inanıyor.

Deva, “Bu üç kişiyi hapsetmek yasaları ihlal etmektir. Bu, mevcut hükümetin belirli bir topluluğa, yani Müslümanlara nasıl muamele ettiğini gösteren birçok örnekten biridir,” diyor.

“Onlara karşı kullanılan yasa, sığınma arayan zulüm görmüş insanlar için değil, ulusal karşıtı faaliyetlere veya ciddi suçlara karışan kişiler için tasarlanmıştır.”

Şafi, onların serbest bırakılması için savaşmaya devam edeceğini söylüyor. “Hindistan, tarihin farklı aşamalarında zulüm gören farklı topluluklardan on binlerce insana sığınma hakkı vermiştir. Hatta binlerce zulüm görmüş Tibetli burada yaşıyor ve sürgündeki hükümetlerini buradan yönetiyorlar.”

“Eğer hükümet burada yaşamalarını istemiyorsa, onları serbest bırakıp onlara sığınma hakkı sunabilecek bir ülkeye gitmelerine izin verebilir. Bir gün özgür olacaklarını umuyorum – hayatımın amacı bu.”