Uluslararası toplum, hak savunucuları tarafından Doğu Türkistan’da devam eden Uygur Soykırımı’nın planlayıcısı ve uygulayıcısı konumunda olan işgalci Çin diktatörü, aynı zamanda Çin Komünist Parti Lideri Şi Cinping, 12 yıl sonra 2025 yılı başında Türkiye’yi ziyaret etmeyi planlıyor.
Cinping’in ziyareti sonrasında ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da 2025 yılı ortalarındaki Şanghay Grubu Zirvesi’ne katılması bekleniyor.
Şi Cinping’in Türkiye ziyaretinin gündeminin iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler olması beklenirken, görüşmenin ayrıca Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri üzerindeki baskıların da uluslararası arenada gündeme gelmesine neden olacağı düşünülüyor.
EN SON 12 YIL ÖNCE GELMİŞTİ
2012’de Türkiye’de büyük bir protokolle konuk edilen Şi Cinping’in ziyareti, iki ülke basınında da olumlu yorumlanmıştı.
Türkiye’de en son görüşmenin gerçekleştiği 2012 yılında büyük bir protokolle konuk edilen Şi Cinping’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde, ikili ilişkilerin gelişmesi için üst düzey temasların sürdürülerek stratejik güvenin arttırılması, gerçekçi iş birliği genişletilerek ortak gelişmenin gerçekleştirilmesi, kültürel iletişim sıkılaştırılarak halklar arasındaki dostluğun güçlendirilmesi ve çok taraflı iş birliğinin güçlendirilerek, ortak çıkarların korunması gibi başlıklar ele alınmıştı.
Doğu Türkistan’da Toplama Kampları ve Zorunlu Çalıştırma
Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da ÇKP rejimi başta Uygurlar olmak üzere Müslüman Türk halklarına karşı soykırım yapmakla suçlanıyor.
2017’den itibaren açmış olduğu toplama kamplarında, insanlık onurunu ayaklar altına alan her türlü işkence, zulüm, tecavüz ve asimilasyon uygulamaları ile yaklaşık 3 milyona Müslüman Türke soykırım uyguladı.
Toplama kamplarında ve cezaevlerinde kurduğu sistemle başta Uygurlar olmak üzere Doğu Türkistan’ın Müslüman Türk halkını zorunlu çalıştırmaya tabi tutarak, Uygurların kanlı emeğini Batı ve İslam ülkelerine ihraç ediyor.
Doğu Türkistan’da halihazırda devam eden soykırımda, zorunlu çalıştırma, zorunlu doğum kontrolü, zorla kısırlaştırma, aileleri parçalayarak erkekleri toplama kampı ve cezaevlerine atarak, çaresiz ve savunmasız kalan kadınları da Han Çinlisi erkekler ile başbaşa bırakma, Müslüman Türk çocuklarını ailelerinden ayırarak asimile etmek gibi uygulamalar halen devam etmektedir.

