Uluslararası Eleştirel Çin Çalışmaları Ağı (INCCS), Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Uygur diasporasına yönelik artan ulus ötesi baskı kampanyasını detaylandıran, muhalefeti bastırmak ve Doğu Türkistan’daki politikalarına ilişkin anlatıları yönetmek için küresel çapta bireyleri, aileleri ve kuruluşları hedef alan kapsamlı bir rapor yayınladı.
Ulusötesi Baskının Önlenmesi başlıklı, David Tobin ve Nyrola Elima tarafından kaleme alınan Uygur Diasporası Örneği başlıklı rapor, ulusötesi baskıyı yabancı hükümetlerin bireylerin haklarını kendi egemenlik sınırları ötesinde engellemek veya kısıtlamak amacıyla gerçekleştirdikleri eylemler olarak tanımlıyor. Uygur liderliğindeki sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) giderek artan bir şekilde siber taciz, insan takibi, sızma ve Çin’de ikamet eden ailelerine uygulanan baskı ile karşı karşıya kaldıkları konusunda uyarıda bulunmaktadır.
INCCS’ye göre Pekin’in stratejileri, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki “etnik politikasından” ve küresel “yumuşak güç” hedeflerinden kaynaklanmaktadır. Resmi Çin yazışmaları, yetkililere yurtdışındaki Uygurları izleme, onları “irtibat dışı” olarak etiketleme ve sıklıkla akrabalarına yapılan tehditler yoluyla Çin’e dönmeye teşvik etme talimatı veriyor. ÇKP’nin gözetleme ağlarında hem devlet ajanlarının hem de maddi olarak teşvik edilen sıradan köylülerin çalıştığı bildirilmektedir.
INCCS ayrıca kayda değer bir sızma vakasına da dikkat çekmektedir: Dünya Uygur Kongresi eski sözcüsü Dilşat Reşit’in Çin istihbaratı için casusluk yaptığı iddiasıyla 2025 yılında İsveç’te tutuklanması. DUK, bu tür sızmaları önlemek için karşı istihbarat teşkilatları ile Uygur örgütleri arasında işbirliğinin geliştirilmesini savunmuştur.
Yazarlar, ÇKP’nin Uygur örgütlerini insan hakları ve yönetişim konusunda “kilit bilgi düğümleri” olarak algıladığını ve casusluk, sindirme ve dezenformasyon yoluyla etkisiz hale getirmeye çalıştığını vurgulamaktadır. Bu çabaların ihmal edilmesinin savunuculuk girişimlerini zayıflatabileceği ve Pekin’in diasporayı manipüle etmesine olanak sağlayabileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Rapor, gelişmiş siber güvenlik protokolleri, büyük kuruluşların ötesinde daha geniş topluluk katılımı, açık koruma süreçleri ve kişisel bilgilerinin tehlikeye girmiş olabileceği durumlarda bireylere zamanında uyarı yapılmasını önermektedir. Ayrıca hükümetleri, insan hakları savunucularının korunmasına öncelik verirken sızmaları bir ulusal güvenlik sorunu olarak görmeye çağırıyor.
“Çin’in ulus ötesi baskısı, uluslararası itibarına zarar verebilecek bilgi akışını sınırlamayı ve ÇHC içindeki ve dışındaki Uygurlar arasındaki bağları koparmayı amaçlıyor” diyen rapor, Uygur diasporasının haklarını ve güvenliğini korumak için koordineli küresel çabalar gösterilmesi çağrısında bulunuyor

