29 Kasım 2025 tarihinde Devlet Güvenlik Servisi görevlileri, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (PNFA) lideri Ali Kerimli ile danışmanı ve parti başkanlık kurulu üyesi Mamed İbrahim’i gözaltına aldı. Her iki muhalif de tutuklandı.
Kerimli, Azerbaycan Ceza Kanunu’nun 278.1. maddesi uyarınca (iktidarı zorla ele geçirmeyi veya devletin anayasal düzenini zorla değiştirmeyi amaçlayan eylemler) suçlandı. Kerimli, suçlamayı reddetti ve aleyhindeki ceza davasını siyasi bir baskı olarak nitelendirdi. 16 Haziran’da temyiz mahkemesinde Kerimli, telefon görüşme haklarının kısıtlandığını belirtti. 26 Haziran’da yandaşları, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Başkanı Ali Kerimli’nin bilgiye erişiminin kısıtlandığını – hücresindeki televizyonun kapatıldığını, radyosunun olmadığını, kendisine gazete verilmediğini ve ayrıca telefon görüşme hakkından mahrum bırakıldığını – açıkladı.
Taraftarlarının ifadesine göre, Kerimli, 10 Haziran’da France24 televizyon kanalı tarafından yayınlanan yazılı röportajının ardından yeni bir baskı ile karşı karşıya kaldı. Röportajda Kerimli, “Aliyev rejimine karşı” yürüttüğü uzun yıllara dayanan muhalefet faaliyetleri nedeniyle kendisine baskı uygulandığını iddia ediyor ve kendisini “vicdan mahkumu” olarak görüyor. Kerimli ayrıca, diğer siyasi tutukluların ölüm vakalarına atıfta bulunarak hapishanede hayatından endişe duyduğunu dile getiriyor ve kendisine bir şey olması durumunda siyasi suikast olasılığını da göz ardı etmiyor.
Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Başkanı Ali Kerimli’ye yönelik, tutuklu bulunduğu cezaevinde uygulanan kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığı, muhaliflerin haklarını savunmak amacıyla kurulan sivil komitenin açıklamasında belirtildi. Açıklamada, Kerimli’nin aile üyeleriyle görüşme ve telefon görüşmelerine, açık havada yürüyüşlere ve basınla görüşme imkânlarına yönelik kısıtlamaların devam etmesinin yanı sıra, son günlerde evden getirilen gıda maddelerinin kendisine verilmesinin de yasaklandığına dikkat çekiliyor.
Ayrıca, Kerimli’nin hücresindeki televizyon, kısa bir süre çalıştıktan sonra yeniden kapatıldı. Yeni kısıtlamalar arasında, Kerimli’nin kişisel notlarının, özellikle de yargı süreçleri için hazırladığı dilekçe metinlerinin el konulması yer alıyor; bu durum, destekçileri tarafından “savunma hakkının ihlali” olarak değerlendiriliyor.
Kerimli’nin avukatlarının, kendisiyle görüşme sırasında yazılı not almalarına izin verilmiyor; eğer yine de not alınmışsa, bunlar el konuluyor. “Bir diğer büyük sorun ise Ali Kerimli’nin, bariz ruhsal bozuklukları olan bir mahkumla aynı hücrede tutulmasıdır. Terör suçlamasıyla yargılanan bu kişi, geceleri gürültü yapıyor, dini düşüncelerini yüksek sesle dile getiriyor ve Ali Kerimli’nin normal bir şekilde uyumasını engelliyor; bu da sağlığını olumsuz etkiliyor,” dedi Kerimli’nin haklarını savunma komitesi üyesi ve Ulusal Demokratik Güçler Konseyi Başkanı Cemil Hasanlı.
Onun ifadesine göre, Kerimli’nin tutukluluk koşulları, PNFA liderinin France 24 televizyon kanalı da dahil olmak üzere bir dizi yabancı medya kuruluşuna verdiği röportajın ardından daha da ağırlaştırıldı.
Hakları Savunma Komitesi, Kerimli’ye yönelik muameleyi “zalimce ve insanlık dışı” olarak nitelendirdi ve tutukluluk koşullarının iyileştirilmesini, kısıtlamaların kaldırılmasını ve tüm haklarının iade edilmesini talep etti.
Kerimli’nin avukatlarından biri, savunma tarafının politikacının gözaltı koşullarına ilişkin şikayetlerinin ne bölge mahkemesi ne de temyiz mahkemesi tarafından incelemeye alınmadığını belirtti. Savunma, ileride Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde (işkence ve insanlık dışı muamelenin yasaklanması) belirtilen hakların ihlali konusunu gündeme getirmeyi planlıyor.





















