Azerbaycan’da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamalar nedeniyle başlayan tartışma, Türkiye’den gelen tepkilerin ardından yeni bir boyuta taşındı. Azerbaycan Başsavcılığı, başörtüsü uygulamalarını eleştiren ve protestolara katılan 7 Türk vatandaşı hakkında uluslararası arama başlatıldığını duyurdu.
19 Ekim 2026 tarihinde açıklanan karar, iki ülke arasındaki toplumsal ve siyasi gerilimi yeniden gündeme getirdi. Azerbaycan yönetiminin, ülkedeki uygulamalara yönelik eleştirileri suçlamalarla karşılaması, ifade özgürlüğü ve dinî haklar konusundaki kaygıları da artırdı.
Başörtüsü yasağına tepki gösteren 7 Türk hakkında karar
Azerbaycan Başsavcılığının açıklamasına göre uluslararası arama süreci başlatılan isimler şöyle:
- Rıdvan Kaya
- Zekeriya Ceran (Abdullah İmamoğlu)
- Fatih Tezcan
- Ahmet Şanlı
- Fahrettin Taşkaya Saral
- Abdurrahman Tumer
- Alparslan Tanrıkulu
Açıklamada, söz konusu kişilerin Azerbaycan Ceza Kanunu kapsamında anayasal düzenin zorla değiştirilmesine yönelik aleni çağrılarda bulunmak, dinî gerekçelerle nefret ve düşmanlığı körüklemek ve dinî aşırıcılık içerikli materyaller hazırlamak, saklamak veya yaymakla suçlandığı belirtildi.
Azerbaycan makamları, soruşturmanın devam ettiğini ve uluslararası adli yardımlaşma mekanizmalarının işletildiğini bildirdi. Ancak bu suçlamalar, kişilerin mahkûm edildiği anlamına gelmiyor; iddiaların yargı sürecinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Protestolar ve sosyal medya paylaşımları soruşturmaya konu oldu
Azerbaycan Başsavcılığının açıklamasında, 25 Eylül ile 18 Ekim 2026 tarihleri arasında sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımların soruşturma kapsamında incelendiği kaydedildi.
İstanbul’daki Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde 3 Ekim’de, Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği önünde ise 13 Ekim’de düzenlenen protestolarda yapılan konuşmaların da dosyada değerlendirildiği bildirildi.
Azerbaycan makamları, bazı konuşmaların iktidarı şiddet yoluyla ele geçirmeye yönelik çağrılar içerdiğini ileri sürüyor. Söz konusu iddiaların kapsamı ve hukuki dayanağı ise bağımsız bir yargılama sonucunda ortaya konulmuş değil.
Krizin merkezinde başörtüsü kısıtlamaları var
Azerbaycan’da tartışmalar, öğrencilerin kıyafet kurallarına ilişkin düzenlemelerin ardından büyüdü. Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026 tarihli düzenlemesinde, okul üniformasıyla bağdaşmayan ve laiklik ilkesiyle uyumsuz görülen kıyafet unsurlarına kısıtlama getirildi.
Düzenlemede doğrudan başörtüsü ifadesi kullanılmasa da bazı başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin haberler ve görüntüler kamuoyunda tepkiye yol açtı.
Uygulamaya karşı çıkanlar, öğrencilerin inançları nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmasının kabul edilemeyeceğini savunuyor. Azerbaycan yönetimi ve iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi ise eğitim düzenlemelerini ülkenin laiklik ilkesi ve iç işleri çerçevesinde savunuyor.
Uluslararası Af Örgütü de 16 Ekim’de yayımladığı açıklamada, başörtüsü nedeniyle öğrencilerin eğitimden dışlanmasına ilişkin haberleri eleştirdi ve barışçıl protestoculara yönelik baskılara son verilmesi çağrısında bulundu.
Aliyev yönetimi eleştirilere tahammül mü edemiyor?
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetiminin başörtüsü kısıtlamalarına yönelik eleştiriler karşısında attığı son adım, yalnızca eğitim politikalarıyla sınırlı olmayan daha geniş bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Bir ülkede uygulanan politikaların eleştirilmesi, tek başına o ülkenin anayasal düzenini şiddet yoluyla değiştirmeye yönelik çağrı olarak değerlendirilemez. Bu nedenle yöneltilen suçlamaların somut delillerle ortaya konulması ve ifade özgürlüğünün korunması büyük önem taşıyor.
Türkiye’den Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamalarına yöneltilen eleştirilerin ardından Türk vatandaşları hakkında uluslararası arama süreci başlatılması, Bakü yönetiminin eleştirilere yaklaşımını yeniden tartışmaya açtı.
Aliyev yönetiminin kendi ülkesindeki siyasi ve toplumsal tartışmaları yönetme biçiminin Türkiye’deki eleştirel sesleri de etkileyebilecek bir boyuta ulaşması, iki ülke arasındaki ilişkiler bakımından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yeni gerilim
Türkiye ile Azerbaycan, uzun yıllardır siyasi, askerî ve ekonomik alanlarda yakın ilişkiler sürdürüyor. İki ülke arasındaki kardeşlik vurgusu, kamuoyunda da güçlü bir karşılık buluyor.
Ancak bu yakınlık, Azerbaycan’daki temel hak ve özgürlükler konusunda eleştiri yapılmasına engel teşkil etmiyor. Başörtüsü nedeniyle eğitim hakkının kısıtlandığı yönündeki iddialar ve bu uygulamalara karşı çıkan Türk vatandaşları hakkında alınan kararlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde hassas bir başlık oluşturuyor.
Gelinen noktada temel soru şu: Başörtüsü kısıtlamalarına yönelik eleştiriler, şiddete teşvik suçlamalarıyla mı karşılanacak, yoksa din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğü konularında daha açık bir tartışmaya mı imkân tanınacak?
Azerbaycan’daki soruşturmanın nasıl ilerleyeceği ve uluslararası arama kararlarının uygulanmasına yönelik hangi adımların atılacağı önümüzdeki süreçte netleşecek.





















