Kaynaklar, işgalci israil’in bu yılın başından beri Hermon Dağı’ndaki su kaynaklarının kontrolünü ele geçirdiğini ve Suriye’nin güneyine hayat veren kaynakların yaklaşık yüzde 70’inin kuruduğunu söyledi.
Susuzluk ve yerinden edilme
Suriye Enerji Bakanlığı’ndan (eski adıyla Su Kaynakları Bakanlığı) bir danışma kaynağı yerel medyaya yaptığı açıklamada işgalci israil’in Suriye’nin suyunu çalma politikalarının yıkıcı etkilerinin, tarihsel olarak verimli tarım alanları olan birçok bölgede hızla ortaya çıktığını söyledi.
Su yönetimi konusunda çalışmalar yürüten danışmanlık kaynağı, “Kuneytra’daki El Hamidiye kasabasında, topraklarında bir işgalci israil askeri üssünün inşa edilmesinin ardından sulama kanallarının kuruması nedeniyle şimdiye kadar yaklaşık 6.000 kişinin yerinden edildiğini” bildiriyor.
Kudna’da tarım arazilerinin yüzde 90’ı kurudu ve çiftçilerin elinde sadece kendi elleriyle kazdıkları sığ kuyular kaldı ki bunlar da riskler ve çökmelerle dolu. Hermon Dağı eteklerindeki Hadar’da yaşayan 11.000’den fazla kişinin, kasabayı sulayan Ain al-Tinah’ın kapatılmasından bu yana tankerlerden fahiş fiyatlarla su satın almaktan başka seçeneği yok.
Öte yandan danışman, işgalci israil yerleşimlerinin Suriye bölgelerinden taşınan su tüketiminin yüzde 40 oranında arttığını belirtiyor. Bu tehlikeli gelişme, suyun bir silah olarak kullanılmasının diğer yüzünü gösteriyor; sadece bölge sakinlerini doğal kaynaklarından mahrum bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda onu yerleşimcilerin hizmetine sunuyor.
Enerji Bakanlığı danışmanına göre, Yarmuk Nehri eskiden güneyin atardamarı olarak binlerce hektarlık zeytinlik ve üzüm bağlarını suluyor ve Ürdün’ün ihtiyacının bir kısmını karşılıyordu. Ancak değişen kontrol haritaları Mantara Barajı’nı ve ardından Al-Vahda Barajı’nı etkileyerek tüm denklemleri değiştirdi.
“Sahnaya ve Şam’ın banliyölerinde, Fijeh kaynağının kentsel genişleme alanlarındaki insanların ihtiyaçlarını karşılayamaması üzerine başkent yıllarca Kuneytra vadilerinden gelen suya bel bağladı” diye açıklıyor. Kaynak, bugün su akışının bir baskı kartına dönüştüğünü, su altyapısının ise toprağı işgal eden ve kaynaklarını bir silah olarak kullanan bir gücün elindeki “rehineler” gibi olduğunu söylüyor.
Kaynak, bu krizin Kuneytra ve Dera sınırlarıyla sınırlı kalmadığını, “Ürdün’ün de Yermuk suyundaki payının bir kısmını kaybettiğini, bunun da zaten kırılgan olan su güvenliğini tehdit ettiğini” belirtiyor. Böylece “Suriye’nin güneyindeki su meselesi, Suriyelilerin haklarının Ürdün’ün güvenliği ve işgqlci israil’in güç denklemleriyle kesiştiği mükemmel bir bölgesel mesele haline geldi.” Suriye ve Ürdün hükümetlerinin Yarmuk Nehri üzerindeki haklarını korumak için bu konuda eşgüdüm sağlamaya çalıştıklarını söyledi.










