07/10/2023
Bundan 1 yıl önce …
Sabah uyandım WhatsApp numarama videolar, görüntüler düşmüştü.
Verilen rakamlara göre bozgun o kadar büyüktü ki sosyal medya mecralarına baktım hiçbirşey yoktu.
Görüntüleri paylaşsam mı paylaşmasam mı diye düşünüyordum. Sabahın 09:00’una kadar hâlâ ciddi bir paylaşım yoktu.
Siyonist işgal ordusu adeta bozguna uğratılmıştı.
Gazze-Kudüs arası yaklaşık 82 km, bu mesafenin yarısı katedilmişti.
Bundan sonra ne olacaktı?
Müslümanlar Kudüs için bu kalan mesafeyi tamamlayacaklar mıydı?
Onurlu müslümanlar 1918’de bırakmak zorunda kaldığımız Kudüs’ü almak için birşey yapabilecekler miydi?
Aklımda bir sürü soru; sabahın ilk saatlerinde…
Şoka girmiş bir leş ordusuna nasıl cevap verilecekti diye düşünüyordum,
Ne olurdu bundan sonra; işgalci en iyi bildiği işi, çoluk çocuk öldürmekten başka birşey yapmıyordu.
Bu katliamlar üstelik 70 yıldır devam ediyordu.
Sonra ekrana yansıyan pişmiş kelleler ellerinde kağıtlar, çubuklar saçma sapan yorumlar yapıyordu.
Acıyı, işgali bilmeyen, toprakları zorla gasp edilerek ellerinden alınan bu insanları elbette anlayamazdı.
Büyük şeytan A**merika ve dostları siyonistlere tüm desteği verirken, Kudüs’ü savunan direnişçilere her türlü yafta yapıştırılıyordu.
Satılık Arap ordularının yöneticileri ülkelerinden Gazze’yi bombalayan cehennem uçaklarına izin verirken çocukların feryadı göğü titretiyordu.
Ses yine çıkmamıştı.
Sonra dünyanın tüm onurlu insanlarını rahatsız eden boykotlar, protestolar, gösteriler başladı.
Dünya da çocuklar öldürülürken dünya eskisi gibi olmayacaktı.
İşgalciler ve ortakları bu sefer katliamlarını sessizce yapamayacaktı. Artık tüm dünya teröristin kim olduğunu istemeden de olsa öğrendi,
Çocukların öldürüldüğü bir dünyada hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.
Herşeyin sonunda Allah’a sonsuz inananlar ve onun dinine, kutsallarına yardım edenler galip gelecektir.
Allah’ın vaadi çok yakın…
Allah’ın mabedi Kudüs’ü almak için şehid olan tüm şehidlerimize rahmet olsun. Direnenlere selam olsun.
Bir düşünürün dediği gibi “Kudüs coğrafi bir mesele değildir, imani bir meseledir.”
“An thélete eiríni, prépei na polemísete”
Barış istiyorsan savaşmalısın!
Savaşlar kötüdür, yıkıcıdır, ülkenin her anlamda yıkılmasına sebep olur.
Irak’ta, Suriye’de ve Ukrayna’da insanların nasıl bir acı yaşadığına yıllardır şahit olan biri olarak savaşlardan nefret ediyorum.
Geldiğimiz noktada savaş baronlarının; insanlığı nasıl bir bataklığın içine soktuklarını yaşayarak görüyoruz.
Savaşların öldürdüğü siviller, çocuklar ve masum insanlara insaniyet çizgisinden uzakta bir bakışla yaklaşarak “bunlara da iyi oluyor” demek insanlık vicdanına sığmaz.
Ben ülkemi, insanımı ve çıkarlarını düşünmek zorundayım.
Gazze’den başlayarak Lübnan ve Suriye’ye doğru yaklaşan savaş binlerce yıldır yeryüzünü ifsad eden münafık siyonistlerin içerisine Anadolu topraklarını aldıkları saçma sapan haritalarına bu dünyanın özgür toprakları kurban edilmemelidir.
Siyonistlerin Suriye’de kendilerine aparat olarak kullandıkları YPG/pkk/SDG gibi terör bileşenleri Anadolu’ya saldırmak için sürekli finanse edilmekte ve askeri lojistik destek verilmektedir.
Türkiye kendisine karşı oynanan bu büyük planı bozmak için savaşı kendi topraklarında değil, Suriye’de karşılamalıdır.
Barışın bu coğrafyaya gelmesi için yeryüzünü kana bulayan siyonistlere yaşama hakkı verilmemelidir,
Ortadoğu’nun anahtarı Suriye’dir, giriş kapısı Halep’tir. Şam olmadı ama Halep bir zorunluluktur.







YORUMLAR