Programın başlangıcında Hakkı Aka, 15 Temmuz’da şehit olan 252 kişi ile Halil Kantarcı ve Ömer Halisdemir başta olmak üzere bütün şehitler için Fatiha okunmasını isteyerek, tüm şehitlere rahmet diledi.
“15 Temmuz sıradan bir darbe değil, işgal girişimiydi”
Konuşmasında 15 Temmuz’un yalnızca bir darbe teşebbüsü olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Aka, bunun Türkiye’yi hedef alan bir işgal girişimi olduğunu ifade etti. Türkiye’nin darbeler tarihine değinen Aka, 15 Temmuz’un önceki müdahalelerden farklı olarak milletin direnişiyle başarısızlığa uğratıldığını söyledi.
Milletin meydanlara çıkmasının temelinde iman, şehadet ve vatan şuuru bulunduğunu dile getiren Aka, 15 Temmuz gecesi halkın demokrasi ya da seküler değerler adına değil, Allah, Kur’an, vatan ve din uğruna sokaklara çıktığını savundu.
“Şehitlik şuuru milletin dirilişini sağladı”
Konuşmasında Ahzâb Suresi’nin 23. ayetine atıfta bulunan Aka, müminlerin Allah’a verdikleri söze sadık kalmalarının önemini vurguladı.
15 Temmuz gecesi tankların, savaş uçaklarının ve silahların karşısına çıkan insanların geri adım atmamasını “şehitlik şuuru” ile açıklayan Aka, bu ruhun Anadolu’nun tarihî mayasında bulunduğunu ifade etti.
Halil Kantarcı’nın mücadelesini anlattı
Programın önemli bölümünü 15 Temmuz şehidi Halil Kantarcı’nın hayatına ayıran Hakkı Aka, Kantarcı’nın genç yaşta cezaevine girdiğini, uzun yıllarını hapishanelerde geçirmesine rağmen mücadelesinden vazgeçmediğini söyledi.
Cezaevi sürecinin ardından toplum içerisinde yardım faaliyetleri yürüttüğünü, çevresindeki insanların sorunlarıyla ilgilendiğini belirten Aka, Halil Kantarcı’nın şahsiyetinin şekillenmesinde Büyük Doğu-İBDA fikriyatının belirleyici olduğunu ifade etti.
Aka, Halil Kantarcı’nın 15 Temmuz gecesi bilinçli şekilde sokağa çıktığını, Çengelköy’de darbecilerin açtığı ateş sonucu şehit olduğunu hatırlattı.
“Ömer Halisdemir ve Halil Kantarcı aynı şuurun temsilcileridir”
Konuşmada Ömer Halisdemir’in darbe gecesi verdiği mücadeleye de değinildi.
Hakkı Aka, Ömer Halisdemir’in kendisine verilen emri yerine getirirken şehadeti göze aldığını belirterek, Halil Kantarcı ile birlikte her iki ismin de aynı fedakârlık ve vazife şuurunu temsil ettiğini dile getirdi.
“15 Temmuz, Büyük Doğu-İBDA mücadelesinin bir cephesidir”
Hakkı Aka, Büyük Doğu-İBDA hareketinin uzun yıllardır darbeler ve FETÖ yapılanmasına karşı mücadele verdiğini öne sürerek, 15 Temmuz’u kendi mücadele tarihleri içerisinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdiklerini söyledi.
1970’li yıllardan itibaren Salih Mirzabeyoğlu’nun ortaya koyduğu fikrî çizginin Müslüman toplumda mücadele ruhunu yeniden canlandırdığını ifade eden Aka, 28 Şubat ve 15 Temmuz süreçlerinde bu anlayışın etkisinin görüldüğünü savundu.
“Vatan anlayışı yalnızca toprak değildir”
Konuşmasında Büyük Doğu-İBDA’nın vatan anlayışına da değinen Aka, vatan kavramını İslam’ın hâkim olduğu coğrafya anlayışı üzerinden değerlendirdi.
Mücadelenin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını söyleyen Aka, hedeflerinin İslam nizamının bütün dünyada hâkim olması olduğunu dile getirdi.
Halil Kantarcı’nın bıraktığı miras
Programın sonunda Halil Kantarcı’nın geride bıraktığı mirasa değinen Hakkı Aka, onun hayatından çıkarılması gereken başlıca dersleri şu şekilde sıraladı:
- Fikir ile hayatı birbirinden ayırmamak,
- Çile ve zorluklar karşısında istikameti korumak,
- Vazifeyi başkasından beklemeden sorumluluk almak,
- Şehitliği romantik bir söylem değil, uzun yıllar süren sadakat ve hizmetin neticesi olarak görmek.
Müslümanlara sorumluluk çağrısı
Konuşmasının son bölümünde Büyük Doğu Akıncıları Derneği’nin Konya’daki faaliyetlerine de değinen Aka, Müslümanların fikrî ve sosyal çalışmalarda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Herkesin üzerine düşen vazifeye talip olması gerektiğini söyleyen Aka, birlik ve mücadele ruhunun diri tutulmasının önemine dikkat çekti.
Program, şehitler için yapılan duaların ardından sona erdi.






















