Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bu soykırım değilse ne soykırım: Doğu Türkistan’da 3 nesil birden hapiste veya kamplarda

İşgalci Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da 2017’de çıkardığı sözde “Aşırılık ve Terörle Mücadele Yasası” ile başlattığı toplu tutuklamalar ve toplama kampları kampanyasını devlet terörünü kullanarak hız kesmeden sürdürüyor.

İşgalci Çin yönetiminin Doğu

Özgür Asya radyosunun “Şahit.Biz Uygur  Adli Arşivleri”nde yer alan bilgilere dayanarak verdiği haberde Doğu Türkistan’ın Kaşgar Vilayeti Konaşeher (Eskişehir) ilçesi Bulaksu Kasabası 5. kentte oturan aynı aileden 74 yaşındaki dede Abdurrezzak Osman, oğlu  Mehmet Tursun Abdurrezzak ve öğrenci olan Torun (Mehmet Tursun’un oğlu)  Hayrul Mehmet 2017 yılında 3 nesil birden (Dede, Oğul ve Torun birlikte) tutuklanarak hapsedilmiştir.

Bunları da Oku
TÜMÜ

Bunlardan 74 yaşındaki Abdurrezzak Osman  10 yıl hapis cezasına çarptırılmış,  ancak,  2018’de hapishanede hayatını kaybetmiştir.  Aynı aileden oğul Mehmet Tursun ile 1989 doğumlu öğrenci olan torun Hayrul Mehmet de o tarihten beri hapiste tutulduğu bilgisi yer alıyor. Doğu Türkistanlı bir Uygur aileden dede, baba ve torun olmak üzere 3 nesil Çin’in soykırım politikasının  toptan kurbanı olduğu belirtiliyor.

Okumadan Geçme  Rapor: Çin, AB'de yasadışı polis faaliyetleri yürütüyor, vatandaşlarını ülkesine dönmeye zorluyor

Şahit.Biz” Uygur Adliye Arşivlerinde (Veritabanı) Yer Alan Bilgiler

Gene Bumin adlı insan hakları aktivistinin kurduğu “Shahit Biz” internet sitesinde yer alan bilgiye göre, 1989 doğumlu Uygur öğrenci Hayrul Mehmet ve ailesinin durumu  hakkında, 2022’de sızdırılan ve uluslararası medyaca ifşa edilen “Kaşgar Kona Şehir ve Karakaş gizli Polis Dosyaları”nda kendisi ve ailesi ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

 “Şahit.Biz /Tanık Olun”  Bilgi Ağının kurucusu Gene Bunin’in verdiği diğer bilgilerde Hayrul Mehmet ve ailesi gibi, yüzlerce Uygur ailenin büyükanne ve büyükbabalarının, onların oğul ve kızlarının ve tüm torunlarının neredeyse tamamının işgal Çin tarafından tutuklanarak toplama kamplarına veya Çin hapishanelerine konuldukları, okul çağındaki büyük çocukların “çocuk toplama  kamplarına”, daha küçüklerin ise ”Yatılı Okullar” adı verilen  çocuk kamplarında Çinliye dönüştürüldüğü belirtiliyor.

Uygur Aktivist ve  Toplama Kampı Mağdurlarının Anlattıkları

Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da 2017’den beri şiddetini daha da arttırarak devam ettirdiği Uygurlara yönelik baskı, zulüm ve işkenceler ile insanlık ve etnik soykırım suçları ile ilgili insan hakları uzmanları, aktivistler ve kamp mağdurları Doğu Türkistan’daki ailelerinin durumu hakkında Özgür Asya radyosuna şunları söyledi:

Abduveli Eyup: Uygur İnsan hakları aktivisti ve Bağımsız Araştırmacı-Norveç: ÇKP rejiminin 2017’de başlattığı Uygurları toptan tutuklayarak Çin toplama kampları ve hapishanelere hapsetmek uygulaması halen ayni şiddette devam ediyor. Şubat 2022’de sızdırılan “Kaşgar ve Karakaş Gizli Polis Belgelerine” göre Çin yönetimi Doğu Türkistan’da toplumun önderleri durumundaki kanaat önderleri, din adamları,  sözü dinlenen ve toplum tarafından sevilen ve saygı duyulan aydınları ve toplum önderlerini tutuklayarak hapse atıyor veya toplama kamplarında esir tutuyor. ÇKP rejimi toplumda nüfuz sahibi aile üyelerini tutuklayarak onları toplumdan ayırmak ve etkisiz hale getirmekle bölgede istikrarı sağlanabileceğini ve böylece bölgeyi sakinleştirebileceğini düşünüyor. Bunlar tamamen hatalı uygulamalardır. Toplumdaki huzur bireylerin temel haklarını teslim ve onların insan haklarına saygı gösterilmesi ile ancak sağlanabilecektir.

Okumadan Geçme  'Bir yıl boyunca ortadan kayboldu': Çin'in Doğu Türkistan’daki esir kamplarından sağ kalanlar

Yalkun Uluyol: İstanbul Koç Üniversitesi Doktora öğrencisi ve Uygur Haklarını  Savunma Gurubu Lideri: Benim Kumul’un Karadöve (Karatepe) köyünde yaşayan ailemden babam, amcalarım, kuzenlerim dahil olmak üzere  ailemizden en az on kişi şu anda Çin’in eğitim merkezleri olarak tanımladığı toplama kamplarında veya Çin cezaevlerinde tutulmaktadır. Ayrıca, teyzem, kocası, oğlu, kızı, gelinleri ve damatlarından oluşan aynı aileden onlarca kişi tutuklu veya  toplama kamplarında. Bunların tutuklanma veya esir alınma sebepleri ipe sapa gelmez sudan bahaneler, gülünç saçma ve tamamen mantık dışı iddialardır. Bu aile ve yakınlarımın şu anda nerede ve nasıl tutuldukları veya durumlarının ne olduğu hakkında hiç bir bilgiye sahip değilim. Çünkü, bizim onlarla iletişim kurma fırsatımız yok, onların nerede nasıl tutuldukları ve sağlıkları hakkında hiç bir bilgiye ulaşamıyoruz.

Okumadan Geçme  Kaşgar'a giden Batılı politikacı Uygurlara uygulanan baskıya şahit oldu

Mariya Muhammed: Toplama Kampı Mağduru ve Aktivist -ABD: Kaşgar’ın Artuş kentinde tanınmış bir din adamı olan dedem Abidin Eyup Damollam 7 oğlu ve torunları ile birlikte 2017’de toptan gözaltına alınarak hapsedildi. 96 yaşındaki Dedem Abidin Damollam Şubat 2024’de hapishanede vefat etti. Cenazesi ailesine verilmedi ve gizlice toprağa verildiği söyleniyor. Torunlarından biri de toplama kampında hayatını kaybetti,  2 erkek kardeşin bir süre önce serbest bırakıldığı haberini aldık. Ama bu sosyal medya haberi şimdiye kadar teyit edilebilmiş değil.

Ailelerin Toplu Tutuklanmasından Amaç:  Uygur Soykırımını Bir An Önce Sonuçlandırmak  

Bölgeyi yakından izleyen uzmanlar ve araştırmacılar işgalci Çin yönetiminin aradan 8 yıl geçmesine rağmen Doğu Türkistan’daki resmi ÇKP terörünü  sürdürdüğünü belirterek, “Ailelerin topluca tutuklanarak hapsedilmesi ve toplumdan silinerek yok edilmesi  uygulaması”  ÇKP Lideri Şi Cinping’in bir süre önce verdiği Nankey raporunun kesinlikle uygulanması talimatının gereği olduğunu söyledi. Bu talimatın ardından ise, Bölgesel ÇKP Sekreteri Ma Şingrui’nin ”Bölgede Çin ulusal kimliği bilincinin en kısa  sürede yaratılması ve ” İslamin Çinlileştirilmesi”nin  sonuç alınıncaya kadar ısrarla uygulanması” söylemi  ve diğer insanlık ve soykırım uygulamalarının esas amacının Uygur Soykırımından bir an önce sonuç alınması ve bu kadim topraklarının gerçek sahiplerini tümden yok ederek Çin’e katılması olduğu fikrinde birleşiyorlar.