Yeni rapor: Çin, yurt dışındaki Uygurları gözetim ve baskıyla hedef alıyor
Araştırmacı Adrian Zenz ile Muetter Tohti tarafından hazırlanan ve hakem değerlendirmesinden geçen yeni bir akademik rapor, Çin yönetiminin yurt dışında yaşayan Uygurlara yönelik sınır ötesi baskı yöntemlerini daha da genişlettiğini ortaya koydu.
Rapora göre Pekin yönetimi, son dönemde bazı Uygurların Doğu Türkistan’daki ailelerini ziyaret etmelerine daha fazla izin verirken, bunu aynı zamanda yeni bir gözetim ve istihbarat toplama mekanizmasına dönüştürüyor.
Araştırma kapsamında görüşülen Uygurlar, Çin’e yaptıkları ziyaretlerde sorgulandıklarını, yurt dışında kendilerinden habersiz çekilmiş fotoğraflarının güvenlik görevlileri tarafından gösterildiğini ve diasporadaki aktivistler hakkında bilgi vermelerinin istendiğini aktardı. Bazı kişilere ise Uygur toplumu hakkında bilgi paylaşmaları karşılığında iş imkânı veya aile bireylerine seyahat izni teklif edildiği ifade edildi.
Raporda bu yöntemler “Ulusötesi Otoriter Kontrol” (Transnational Authoritarian Control) kavramıyla tanımlanıyor. Araştırmacılar, Çin’in yalnızca sınır ötesi baskı uygulamakla kalmadığını; aynı zamanda manipülasyon, iş birliğine zorlama ve ödüllendirme yöntemleriyle ülke içindeki baskı mekanizmalarını yurt dışındaki Uygur diasporasına da taşıdığını belirtiyor.
Rapor, bu uygulamaların diaspora içerisinde korku ve güvensizliği artırdığına, insanların tanıklık yapmaktan ve hak savunuculuğundan uzaklaşmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Doğu Türkistan’daki aile üyeleriyle iletişimin dahi devlet baskısının bir aracına dönüştürüldüğü vurgulanıyor.
Kamp tanığı Kalbinur Sıdık yaşadıklarını kitaplaştırdı
DUK brifinginde yer verilen bir diğer gelişme ise toplama kampı tanığı Kalbinur Sıdık’ın yayımlanmaya hazırlanan “Heart Full of Light” adlı anı kitabı oldu.
The Diplomat dergisinde yayımlanan habere göre Kalbinur Sıdık, Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında Mandarin dili öğretmeni olarak çalışmaya zorlandığı dönemde tanık olduğu ağır insan hakları ihlallerini ayrıntılarıyla anlatıyor.
Kalbinur Sıdık’ın aktardıklarına göre tutuklular sınıflara kelepçeli şekilde getiriliyor, kamplarda aşırı kalabalık koşullar hüküm sürüyor, sürekli kamera gözetimi altında tutuluyor ve yoğun sorgulamalara maruz bırakılıyordu. Kitapta ayrıca tutuklulara uygulanan nedeni açıklanmayan enjeksiyonlar, kan testleri ve sağlıklı genç insanların ortadan kaybolmaları da yer alıyor.
Kalbinur Sıdık, kampların dışında da Uygurların zorla kısırlaştırma politikaları, ana dil ve dini özgürlüklerin kısıtlanması ile çocukların ailelerinden koparılması gibi uygulamalara maruz bırakıldığını anlatıyor.
2019 yılında Doğu Türkistan’dan ayrılarak Hollanda’ya yerleşen Kalbinur Sıdık’ın, Çin makamlarının baskılarının yurt dışında da sürdüğünü ve yakınlarından uzun süre ayrı kaldığını ifade ettiği belirtiliyor. Buna rağmen yaşadıklarını dünyaya anlatmayı görev olarak gördüğünü söyleyen Sıdık, bugüne kadar çok sayıda hükümet, parlamento ve uluslararası platformda tanıklık yaptı.
Sıdık, The Diplomat’a yaptığı açıklamada, “Sessizlik bir seçenek değil.” sözleriyle yaşadıklarını anlatmayı sürdüreceğini vurguladı.
Uygurlar Macaristan’daki 9. Kurultaj’da kültürlerini tanıttı
DUK’un haftalık bülteninde, 13 Ağustos’ta başlayan 9. Kurultaj – Macar Kabileler Kurultayı da öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
From 13 August, the Uyghur community participated in the 9th Kurultaj – Hungarian Tribal Assembly, one of Europe’s largest gatherings celebrating the cultural heritage and traditions of Hungarian and Turkic peoples.
The Uyghur delegation included WUC Foundation President Erkin… pic.twitter.com/EneAu8aw9U
— World Uyghur Congress (@UyghurCongress) August 14, 2026
Macar ve Türk halklarını ortak tarih ve kültürel miras etrafında buluşturan etkinlikte Uygur toplumu da temsil edildi.
Programa Dünya Uygur Kongresi Vakfı Başkanı Erkin Emet, Stop Uyghur Genocide İcra Direktörü Rahima Mahmut, Uygur akademisyen Alimcan İnayet ve bir Uygur halk dansları topluluğu katıldı.
Açılış töreninde Doğu Türkistan bayrağı diğer katılımcı toplulukların bayraklarıyla birlikte ana sahnede yer alırken, Uygur sanatçılar geleneksel halk dansları sergiledi. Etkinliğin, Uygur kültürünün uluslararası platformda tanıtılması ve diğer Türk topluluklarıyla kültürel bağların güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğu ifade edildi.
Çin’in yeni etnik yasa tasarısı çevrim içi seminerde değerlendirildi
DUK Çin İşleri Komitesi, 13 Ağustos’ta Çin’in yeni “Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası” üzerine çevrim içi bir seminer düzenledi.
《中华人民共和国民族团结进步促进法》专题研讨会https://t.co/3ik6kqHBuN
— World Uyghur Congress (@UyghurCongress) August 13, 2026
Seminerde yasanın hazırlanış süreci, temel hükümleri ve Çin’in etnik politikaları üzerindeki muhtemel etkileri ele alındı. Ayrıca düzenlemenin Uygurlar başta olmak üzere Çin’deki diğer etnik toplulukların hakları açısından doğurabileceği sonuçlar değerlendirildi.
Programa insan hakları hukukçusu Dr. Teng Biao ile DUK Çin İşleri Komitesi Direktörü Sawut Muhammed konuşmacı olarak katılırken, oturumun moderatörlüğünü İrlanda Uygur Kültür Derneği Başkanı Nuria Zyden üstlendi.
Konuşmacılar, yeni yasanın Çin’in etnik azınlıklara yönelik mevcut politikalarını daha da kurumsallaştırabileceği ve uluslararası insan hakları açısından yeni tartışmaları beraberinde getirebileceği değerlendirmesinde bulundu.
DUK: Baskılar yalnızca Doğu Türkistan ile sınırlı değil
14 Ağustos tarihli haftalık brifing, Çin’in Uygurlara yönelik politikalarının yalnızca Doğu Türkistan sınırları içerisinde kalmadığını, diasporayı da hedef alan yeni yöntemlerle küresel ölçekte sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Brifingde aynı zamanda Uygur toplumunun kültürel kimliğini uluslararası platformlarda yaşatma çabaları ile insan hakları ihlallerinin belgelenmesine yönelik çalışmaların da kararlılıkla devam ettiği vurgulanıyor.
