Kaşgarlı Metehan İmzalı “Kurtuluş Doktrini ve Stratejik Akıl” Araştırması Doğu Türkistan Mücadelesine Yeni Bir Perspektif Sunuyor
İSTANBUL – Gazeteci Mir Kamil Kaşgarlı’nın, Kaşgarlı Metehan müstear ismiyle kaleme aldığı “Kurtuluş Doktrini ve Stratejik Akıl: Doğu Türkistan Mücadelesinin Yeniden Tanımlanması” başlıklı araştırma, ASSAM tarafından yayımlanan Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) Bölgesi Krizlerine Çözüm Arayışı Stratejik Raporu içerisinde dikkat çeken çalışmalardan biri oldu. Araştırmada, Doğu Türkistan davasının yalnızca mağduriyet söylemi üzerinden yürütülmesinin artık yeterli olmadığı belirtilirken, uluslararası sistemde etkili olabilecek yeni bir stratejik mücadele doktrini öneriliyor.
ASSAM’ın 2025 Kongresi kapsamında hazırlanan stratejik raporda yer alan çalışma, Doğu Türkistan meselesini yalnızca insan hakları ihlalleri ekseninde değil; jeopolitik, uluslararası hukuk, diplomasi ve stratejik güç dengeleri açısından ele alarak yeni bir mücadele perspektifi ortaya koyuyor.
Mevcut mücadelenin sınırları tartışılıyor
Araştırmada uzun yıllardır yürütülen Doğu Türkistan mücadelesinin önemli kazanımlar elde etmekle birlikte uluslararası sistem içerisinde beklenen siyasi sonuçları üretmekte zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor.
Çalışmaya göre yalnızca mağduriyet söylemine dayalı yaklaşım, uluslararası kamuoyunda farkındalık oluşturmasına rağmen siyasi sonuç üretme kapasitesi bakımından sınırlı kalıyor. Bu nedenle mücadelenin reaktif bir yapıdan çıkarılarak stratejik, planlı ve çok boyutlu bir modele dönüştürülmesi gerektiği savunuluyor.
“Kurtuluş Doktrini” önerisi
Kaşgarlı Metehan imzasını taşıyan araştırmanın merkezinde ise “Kurtuluş Doktrini” adı verilen yeni stratejik yaklaşım bulunuyor.
Raporda bu doktrin üç temel stratejik sütun üzerine inşa ediliyor:
- Aktif stratejik savunma
- Çok katmanlı mukavemet
- Nihai denge stratejisi
Araştırmaya göre bu üç aşamalı model, Doğu Türkistan meselesinin yalnızca insani bir kriz olarak değil, aynı zamanda uluslararası güç dengeleri içerisinde değerlendirilmesini hedefliyor.
Uluslararası hukuk ve kurumsal yapılanma vurgusu
Çalışmada dikkat çeken başlıklardan biri de uluslararası hukuk mekanizmalarının daha etkin kullanılması gerektiği yönündeki değerlendirmeler oluyor.
Araştırmada meşruiyet mücadelesinin uluslararası hukuk temelinde güçlendirilmesi, kurumsal yapılanmanın geliştirilmesi ve merkezi bir siyasi iradenin oluşturulmasının Doğu Türkistan davasının geleceği açısından kritik önemde olduğu ifade ediliyor. Aynı zamanda ekonomik bağımsızlık araçlarının geliştirilmesi ve uluslararası diplomatik kapasitenin artırılması gerektiği belirtiliyor.
Diasporaya stratejik rol
Araştırmada dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Doğu Türkistan diasporasına da önemli görevler yükleniyor.
Rapora göre diasporanın dağınık yapısının aşılması, ortak hedefler etrafında daha güçlü kurumsal koordinasyon sağlanması ve uluslararası sistemde yalnızca mağdur topluluk değil, siyasi özne olarak hareket edebilecek bir kapasiteye ulaşılması gerekiyor.
Doğu Türkistan meselesi yalnızca insan hakları sorunu değil
“Kurtuluş Doktrini ve Stratejik Akıl” araştırmasının en dikkat çekici tespitlerinden biri de Doğu Türkistan meselesinin yalnızca insan hakları ihlalleri bağlamında değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki yaklaşım oluyor.
Çalışmada, meselenin aynı zamanda jeopolitik rekabet, uluslararası güvenlik, stratejik denge ve küresel güç ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edilerek, buna uygun yeni politika araçlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
ASSAM raporunun en dikkat çeken stratejik çalışmalarından biri
ASSAM’ın 8-9 Kasım 2025 tarihlerinde düzenlediği “Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) Bölgesi Krizlerine Çözüm Arayışı Kongresi” kapsamında hazırlanan stratejik raporda farklı ülkelerden akademisyenler, araştırmacılar ve uzmanlar bölgenin güvenlik, jeopolitik, ekonomi ve medeniyet perspektifine ilişkin çalışmalarını paylaştı. Kaşgarlı Metehan imzasıyla yayımlanan bu araştırma ise Doğu Türkistan mücadelesine ilişkin yeni bir stratejik paradigma önerisi sunması bakımından raporun öne çıkan bölümleri arasında yer aldı.
Araştırma, mevcut mücadelenin eleştirel bir değerlendirmesini yapmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası hukuk, diplomasi, kurumsallaşma ve stratejik planlama temelinde şekillenen yeni bir mücadele modeli önererek Doğu Türkistan meselesinin geleceğine ilişkin kapsamlı bir vizyon ortaya koyuyor.





















