
DUK tarafından bildirildiği üzere, sınır dışı edilmeleri halinde, Uygurlar Çinli yetkililer tarafından işkence, zorla kaybetme ve diğer ciddi insan hakları ihlallerine maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalacaklardır.
"Tayland, on yılı aşkın süredir hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulan bu Uygur mültecilerin sınır dışı edilmesini durdurmalıdır. Onları Çin'e geri göndermek ölüm cezasına eşdeğer olacaktır," diyen DUK Başkanı Turguncan Aladdin'in sözlerine DUK tarafından atıfta bulunulmuştur. "Uluslararası toplum onların güvenliğini sağlamak ve serbest bırakılmalarını talep etmek için koordineli ve acil tedbirler almalıdır."
DYK raporu, söz konusu Uygur Türklerinin Doğu Türkistan'daki zulümden kaçan ve 2014 yılından bu yana Tayland'da keyfi olarak tutulan bir grubun parçası olduğunu vurguluyor. O dönemde, Tayland hükümeti tarafından BMMYK'ya verilen güvencelere rağmen 109 kişi Çin'e iade edilmişti.
Tekrarlanan uluslararası yardım çağrılarına rağmen, bu mültecilerin yasal temsil, insani destek ve yeniden yerleştirme fırsatları reddedilmiştir. DUK tarafından bildirildiği üzere, Tayland'ın bu kişileri sınır dışı etme kararı uluslararası hukuka, özellikle de bireylerin ciddi zarar görebilecekleri ülkelere geri gönderilmelerini yasaklayan geri göndermeme ilkesine aykırıdır.
Dünya Uygur Kongresi, Tayland hükümetini bir kez daha uluslararası insan hakları yükümlülüklerine bağlı kalmaya ve mültecilerin güvenli bir şekilde yeniden yerleştirilmelerini sağlamak üzere BMMYK ve üçüncü ülkelerle işbirliği yapmaya çağırmaktadır.
DUK, hükümetleri, insan hakları örgütlerini ve küresel toplumu, Uygur mültecilerin haklarının bu korkunç şekilde ihlal edilmesini önlemek için derhal diplomatik adımlar atmaya çağırdı.
Çin'in özellikle Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur nüfusuna ilişkin durum, uluslararası kamuoyunun dikkatini önemli ölçüde çekmiştir. Raporlar, zorla çalıştırma, sözde "yeniden eğitim" kamplarında keyfi gözaltılar ve gözetim dahil olmak üzere yaygın insan hakları ihlallerine işaret etmektedir.
