Dünya Uygur Kongresi (DUK), 9 Ekim 2026 tarihli haftalık bilgilendirme bülteninde Doğu Türkistan’daki Uygurların insan hakları, kültürel kimlik ve siyasi özgürlüklerine ilişkin gelişmeleri gündeme taşıdı. Avrupa Parlamentosunun Avrupa Birliği-Çin ilişkilerine yönelik tavsiyelerinden Uygur aydınlarının durumuna, Berlin’deki toplumsal buluşmalardan Uygur dilini yaşatmayı hedefleyen yeni yayın girişimlerine kadar birçok başlık bültende yer aldı.
Uygur halkının haklarını savunmaya yönelik uluslararası girişimlerin sürdüğüne dikkat çeken kuruluş, Çin yönetiminin politikalarının insan hakları ve uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınması gerektiğini savundu.
Avrupa Parlamentosundan Çin’e insan hakları vurgusu
Haftalık bültenin öne çıkan başlıklarından biri, Avrupa Parlamentosunun Avrupa Birliği ile Çin arasındaki siyasi ilişkilere yönelik yeni tavsiyeleri oldu.
Dünya Uygur Kongresi’nin aktardığına göre Parlamento, Pekin yönetimiyle ilişkilerin uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Tavsiyelerde, Doğu Türkistan’daki Uygurların maruz kaldığı ileri sürülen hak ihlalleri ve toplu tutuklamalar da gündeme getirildi.
DUK’un açıklamasında, yaklaşık 3 milyon Uygurun zorla çalıştırma ve toplu hapsedilme uygulamalarına maruz bırakıldığına ilişkin değerlendirmelerin Parlamento tarafından tanındığı belirtildi. Kuruluş ayrıca, Çin yönetimine toplu tutuklama politikalarını sona erdirme çağrısı yapıldığını aktardı.
Tavsiyelerde, tutuklu Uygur akademisyen İlham Tohti, Uygur doktor Gulshan Abbas ve Dünya Uygur Kongresinin eski başkanı Dolkun İsa’nın kardeşlerinin serbest bırakılmasının talep edildiği bildirildi. Avrupa Parlamentosunun Çin’in yeni Etnik Birlik ve İlerleme Yasası’nı eleştiren iki hükme de yer verdiği kaydedildi.
Söz konusu gelişmeler, Avrupa Birliği ile Çin arasındaki ilişkilerde insan hakları konusunun önemini koruduğunu gösteren adımlar arasında değerlendiriliyor. Bununla birlikte, Parlamento tavsiyelerinin uygulanması ve Pekin yönetimi üzerinde somut bir etki oluşturması, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek konular arasında bulunuyor.
Uygur aydın Yalqun Rozi’nin tutukluluğunda 10 yıl geride kaldı
Dünya Uygur Kongresi’nin bülteninde öne çıkan bir diğer konu, Uygur yazar, akademisyen ve edebiyat eleştirmeni Yalqun Rozi’nin tutuklanmasının 10. yıl dönümü oldu.
Rozi, 6 Ekim 2016’da Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde gözaltına alınmıştı. Daha sonra devlet iktidarını yıkmaya teşvik ettiği iddiasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. DUK, Rozi’nin tutuklanmasını Uygur toplumunun kültürel ve etnik kimliğini ifade eden isimlere yönelik daha geniş çaplı baskılarla ilişkilendiriyor.
Uygur edebiyatı ve düşünce hayatına katkılarıyla tanınan Rozi’nin durumu, Uygur aydınlarının ifade özgürlüğü ve kültürel hakları konusundaki tartışmaların önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bültene göre Rozi, Ağustos 2026’da Latin Amerika merkezli düşünce kuruluşu CADAL tarafından verilen Graciela Fernández Meijide Ödülü’ne layık görüldü. Ödülün, otoriter yönetimlerin bulunduğu ülkelerde insan haklarına yapılan katkıları takdir etmek amacı taşıdığı belirtildi.
Ancak uluslararası alanda aldığı ödüle rağmen Rozi’nin cezaevindeki tutukluluğu devam ediyor.
Uygur hakları savunucuları, Rozi’nin durumunun yalnızca bir yazarın özgürlüğü meselesi olmadığını; dil, edebiyat, eğitim ve kültürel hafızanın korunmasıyla da yakından ilişkili olduğunu vurguluyor.
Berlin’de yüzlerce gençle Doğu Türkistan buluşması
Dünya Uygur Kongresi ile Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi (UZDM) temsilcileri, 2 Ekim’de Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Mevlana Camii’ni ziyaret etti.
DUK’un haftalık bültenine göre ziyaret sırasında yüzlerce genç Türk Müslümanla bir araya gelindi. UZDM Başkanı Dolkun İsa, Doğu Türkistan’daki mevcut durum hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Buluşmada, Uygur halkının karşı karşıya olduğu sorunların anlatılması ve Doğu Türkistan meselesine ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması amaçlandı.
Dolkun İsa, ziyaret kapsamında The China: The Freedom Trap adlı kitabı için imza etkinliği de gerçekleştirdi. Etkinlik, Doğu Türkistan meselesinin Avrupa’daki Türk ve Müslüman topluluklarla buluşturulması bakımından dikkat çekti.
Uygur kuruluşlarının yurt dışında gerçekleştirdiği bu tür etkinlikler, insan hakları konusundaki uluslararası dayanışmayı güçlendirme ve Uygur toplumunun yaşadığı sorunları daha geniş kitlelere ulaştırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Uygur dilini yaşatmak için yeni podcast: Uycast
Bültende kültürel kimliğin korunmasına yönelik girişimlere de geniş yer verildi. Bu kapsamda 6 Ekim’de yayın hayatına başlayan Uycast adlı Uygurca podcast projesi dikkat çekti.
Uygur tarihini, kültürünü ve güncel gelişmeleri ele almayı hedefleyen platformun temel amaçlarından biri, Uygur dilinin yaşatılmasına katkıda bulunmak.
Podcast’in ilk bölümünde, 1944 yılındaki Uygur özgürlük mücadelesiyle bağlantılı bir hemşire ve gönüllü olan Rizvangül Haşim anıldı. İlk bölümün, Haşim’in 100. doğum yıl dönümüne ithaf edildiği bildirildi.
Uygurca yayın yapan bu tür platformlar, dilin günlük yaşamda ve yeni iletişim kanallarında kullanılmasını teşvik etmenin yanı sıra tarihî şahsiyetlerin ve toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasına da katkı sunmayı amaçlıyor.
Kültürel kimliğin korunması, yalnızca geçmişin hatırlanmasıyla sınırlı değil. Ana dilde yayıncılık, edebiyat, eğitim ve dijital içerik üretimi de bir toplumun kültürel devamlılığı açısından önem taşıyor. Uycast girişimi, bu çerçevede Uygur tarihini ve güncel meselelerini yeni bir yayın formatıyla gündeme getirmeyi hedefliyor.
Uygur meselesi uluslararası gündemdeki yerini koruyor
Dünya Uygur Kongresi’nin 9 Ekim tarihli haftalık bülteni, Doğu Türkistan meselesinin diplomatik, hukuki, kültürel ve toplumsal boyutlarını bir arada ortaya koyuyor.
Avrupa Parlamentosunun Çin’e yönelik tavsiyeleri, tutuklu Uygur aydınlarının durumu ve uluslararası kuruluşların insan hakları çağrıları meselenin siyasi ve hukuki boyutunu oluştururken Berlin’deki buluşma ve Uycast podcast’i kültürel kimliğin korunmasına yönelik çalışmaları öne çıkarıyor.
Uygur hakları savunucuları, uluslararası toplumun yalnızca açıklamalarla yetinmemesi, insan hakları ihlallerine ilişkin iddiaların araştırılması ve sorumluluk mekanizmalarının işletilmesi yönünde somut adımlar atması gerektiğini savunuyor.
Öte yandan Uygur dilinin, edebiyatının ve tarihî hafızasının yaşatılması da bu mücadelenin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Dünya Uygur Kongresi’nin haftalık değerlendirmesi, Doğu Türkistan meselesinin uluslararası siyasetin yanı sıra kültürel mirasın korunması ve ifade özgürlüğü tartışmaları açısından da gündemde kalmaya devam ettiğine işaret ediyor.
Kaynak: Dünya Uygur Kongresi, Weekly Brief, 09 October 2026.





















