Le Monde’daki köşesinde profesör, Beyaz Saray’ın açıklamalarına öfkelenen liderlere, 16 ay boyunca bu adaletsizliği önlemek için gerçekten ne yaptıklarını sordu: “Batı demokrasileri, bombardıman ve açlık çadırların altında sıkışıp kalan halkı vururken neredeydi? Arap ülkeleri, Gazze halkı kuşatmanın kaldırılması için müdahale etmelerini isterken neredeydi?”
Yazar, Trump’ın sadece Gazze Şeridi’ne sahip olma niyetini teyit etmekle kalmadığını, aynı zamanda Gazzelilerin Gazze’ye geri dönme hakkına sahip olmayacaklarını açıkça belirttiğini ve içinde yaşadıkları insanlık dışı gerçekliği daha da arttırdığını hatırlattı.
Gazze’nin devasa bir “yıkım alanına” dönüşmesinde Trump’ın doğrudan bir sorumluluğu olmasa da, ABD büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı Gazze’de bir halk protestosu dalgasına yol açtı ve Mayıs 2018’de büyükelçiliğin taşınma töreni sırasında onlarca kişi hayatını kaybetti.
Yazara göre hiçbir ülke Gazze’deki bu halk protestolarını Filistinlilerin yanında durmak ve İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) etkisini azaltmak için kullanmaya çalışmadı ve hiçbir ülke Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın Nisan 2021’deki genel seçimleri süresiz olarak ertelemesini engellemeye çalışmadı.
AB liderleri, AB’nin Filistin Yönetimi’nin başlıca bağışçısı olmasına rağmen Filistin halkının demokrasiden mahrum bırakılmasından büyük ölçüde sorumludur ve bunu Filistin topraklarında “istikrar” adına meşrulaştırmaktadır ki bu, Gazze ablukasının yanı sıra Batı Şeria’da yerleşim devam ettiği için hayali bir “istikrar “dır.
Avrupa’nın kaderi Gazze’de belirleniyor
Bu hayali “istikrar” 7 Ekim 2023’te bozulduğunda, işgalci israil’in tanınmış “dostları” onun “Hamas’ın tuzağına düşmesini” engellemeye çalışmadılar, aksine Gazze’yi yok etme kampanyasında ona eşlik ettiler ve yazara göre Trump’ın bu hatalarla hiçbir ilgisi yoktu. Beyaz Saray’a gelişi, kırılganlığına rağmen yüz binlerce yerinden edilmiş insanın eskiden evleri olan yıkıntılara dönmesine izin veren bir ateşkesin kapısını açtı.
Şimdi ise ABD Başkanı “her zamanki utanmazlığıyla” bölgenin yıkımına ve halkının yok edilmesine göz yumarak Gazze’nin içine düşmesine hepimizin izin verdiği durumu ilan ediyor.
Eğer Trump’ın vahşeti Gazze’de bir oldubittiyi dayatmaya yönelik güçlü bir eğilim taşıyorsa, iki milyondan fazla sakininin önünü açmak ve son derece sallantıda olan çok taraflı sisteme meşruiyetini yeniden kazandırmak için dünya bunu tersine çevirmelidir.
Bu bağlamda yazar, bir yıl önce “Gazze’deki savaşın uzunluğu arttıkça Ukrayna’da bir Rus zaferi olasılığının da arttığını, çünkü bunun Batı demokrasileri ile küresel Güney arasında Arap dünyasının çok ötesine geçen bir uçurum yarattığını” söylediğini hatırlattı.
İşgalci israil Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Trump’ın yeniden seçilmesi konusundaki iddiaları karşısında Filiu, bir yıl önce “Avrupa’nın kaderinin Gazze’de belirleneceği” sonucuna vardığını ve o dönem geçtikten sonra “işte Trump’ın Gazze’deki diktaları ve uluslararası hukuku kurtarma mücadelesi karşısındayız” dedi.

