Hareket, ırkçı bakan Ben Gvir’in doğrudan gözetimi altında yürütülen bu uygulamaların, yeni bir savaş suçu ve mahkumların haklarını garanti altına alan ve onları işkence ve aşağılayıcı muameleden koruyan uluslararası insani hukuk ve sözleşmelerin açık bir ihlali olduğunu vurguladı.
Uluslararası sessizliğin kınanması ve tasfiyeye karşı uyarı
Hareket, açıklamasında, tutuklulara uygulananlara ilişkin “uluslararası sessizlik” ile işgalin “idam cezası yasasını” onaylamasının, Siyonist rejimin faşist politikalarını sürdürmesi için yeşil ışık yaktığını belirtti.
Hamas, bu suçları Filistin halkının bulunduğu her yerde maruz kaldığı yok etme ve etnik temizlik savaşının bir uzantısı olarak değerlendirdi ve hapishanelerde yaşananların, tutukluların iradesini kırmayı amaçlayan sistematik bir “fiziksel ve psikolojik tasfiye” olduğunu uyardı.
Uluslararası toplumun ve insan hakları kurumlarının sorumlulukları
Hareket, dünyaya, kurumlarına ve hükümetlerine çağrıda bulunarak, işgali ve işgalin iğrenç suçlarını durdurmak için herkesin insani, ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Hamas, tutukluları korumak ve işgalin liderlerini uluslararası mahkemelerde yargılamak için tüm diplomatik ve hukuki düzeylerde acil eylem çağrısında bulundu.
Tutuklular yerine getirilmesi gereken bir emanet ve antlaşmadır
Hamas, açıklamasının sonunda, tutuklular meselesinin “boynumuzdaki bir emanet” olarak kalacağını ve ne kadar fedakarlık yaparsa yapsın bu haklı davadan vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Filistin halkının, yurt içinde ve yurt dışında, kahraman tutuklularına sadık kalacağını ve tam özgürlüğünü kazanana kadar mücadelesini sürdüreceğini teyit etti.

