Hükümet Çarşamba günü yaptığı açıklamada, kurulması planlanan Great British Energy şirketinin tedarik zincirlerinde köle işçiliğin olmamasını sağlamak için bir değişiklik yapacağını duyurdu.
Çin, güneş enerjisi de dâhil olmak üzere yenilenebilir enerji piyasasında küresel çapta baskın bir oyuncu konumunda. BBC’nin aktardığı gümrük verilerine göre İngiltere güneş fotovoltaiklerinin %40’ından fazlasını Çin’den ithal ediyor.
Önemli bir bileşen olan polisilikon, Çin’in işgali altındaki, Uygur Müslümanlarının zorla çalıştırılmaları da dahil olmak üzere zulme maruz kaldıkları Doğu Türkistan’dan temin ediliyor.
ABD Çalışma Bakanlığı 2021 yılında polisilikonu, uluslararası standartları ihlal ederek Çin’de zorla çalıştırılan bir ürün olarak listeledi.
Başbakan Keir Starmer’ın İngiliz hükümeti, Büyük Britanya Enerji Yasa Tasarısı’nda köle emeği ile üretilen güneş panellerinin satın alınmasını önlemeye yönelik hükümler içeren bir değişikliği başlangıçta reddetmişti.
Ancak Çarşamba günü bu karar değiştirildi.
Enerji Güvenliği Departmanı tarafından yapılan açıklamada, “Great British Energy, bugün hükümet tarafından getirilen bir değişiklik kapsamında, zorla çalıştırma içermeyen tedarik zincirlerini güvence altına almak için harekete geçecek” denildi.
Açıklamada, tasarıda yer alan yeni bir tedbirin “şirketin işinde ya da tedarik zincirlerinde zorla çalıştırmanın yer almamasını sağlamasına olanak tanıyacağı” belirtildi.
Muhalefetteki Muhafazakâr Parti bunu Enerji ve İklim Değişikliğinden sorumlu Devlet Bakanı Ed Miliband için “küçük düşürücü bir U dönüşü” olarak nitelendirirken, iktidardaki İşçi Partisinin bazı üyeleri tarafından da desteklendi.
Aktivist grup Stop Uyghur Genocide’ın yönetici direktörü Rahima Mahmut, X’te yaptığı paylaşımda değişikliği memnuniyetle karşılayarak bunun “adalete doğru atılmış büyük bir adım” olduğunu söyledi.
Zorla çalıştırma, Doğu Türkistan’da belgelenen ciddi insan hakları sorunlarının uzun bir listesinde yer alıyor ve 2017’den bu yana tahmini 1,8 milyon kişinin gözaltı kamplarında hapsedilmesi ve ABD hükümeti ve diğerleri tarafından zorla doğum kontrolü ile birlikte Uygurlara yönelik soykırımın delili olarak gösteriliyor.

