İşgalci israil Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hamas’ın “son tünelini” yok etme sözü verirken, bu görevin nasıl gerçekleştirileceği ve bunun insan ve çevreye getireceği yüksek maliyetler konusunda pratik sorular ortaya çıkıyor.
Filistin Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi direktörü Muhammed el-Masri, bu ağın ortadan kaldırılmasının “sadece askeri bir operasyon değil, uluslararası işbirliği ve kapsamlı teknik uzmanlık gerektiren karmaşık bir jeolojik ve mühendislik projesi” olduğunu düşünüyor.
Al-Masri, bu sistemin başlangıcının 30 yıldan fazla bir süre öncesine, “Filistin Yönetimi’nin kurulmasından bile önce” dayandığını ve başlangıçta ticari amaçlarla ve temel ihtiyaçların kaçakçılığı için kullanıldığını, daha sonra ise sofistike bir askeri ağa dönüştürüldüğünü belirtiyor.
Şeridin doğusundaki bu tünellerin bazıları 80 metre derinliğe ulaşırken, batıdakiler 30 metre derinliğindedir. Genişlikleri değişmektedir; bazıları sadece 80 santimetre genişliğinde dar iken, diğerleri araçların geçebileceği kadar geniştir.
Al-Masri, bu altyapının “nesiller boyunca inşa edildiğini ve Hamas’ın resmi olarak yıkımına işbirliği yapmadığı sürece Tel Aviv’in bir yıl hatta yirmi yıl içinde yok etmesinin imkansız olduğunu” vurguluyor.
Al-Masri’ye göre, işgalci israil’in önerdiği seçenekler, örneğin tünelleri havaya uçurmak veya deniz suyu ile doldurmak, “tehlike dolu” ve felaketle sonuçlanabilecek sonuçlara yol açabilir.
Al-Masri, daha önceki su basma girişimlerinin, Gazze, kuzey Sina ve güney Filistin arasındaki “ortak akifer”e yönelik tehdit hakkında işgalci israil jeologlarının uyarılarına yol açtığını ve bunun yaygın çevre ve tarım kirliliğine yol açabileceğini hatırlatıyor. Ayrıca, yoğun nüfuslu yerleşim alanlarının altındaki bir ağı patlatmak, “komşu yerleşim yerlerine yayılan şoklar” ve Şerit içinde heyelanlar riski taşıyor.
Al-Masri, kumlu toprağıyla Gazze’nin yeniden inşasının bu “yeraltı ikilemine” bir çözüm bulunmasına bağlı olduğuna inanıyor, ancak çözümün “askeri olmayacağını”, siyasi ve güvenlik düzenlemelerine dayalı uluslararası bir proje çerçevesinde gelmesi gerektiğini vurguluyor.
Al-Masri, siyasi bir ufuk olmadığı takdirde işgalci israil’in askeri varlığını “haklı çıkarmak” için bu konuyu yıllarca açık tutabileceği ve buna “Juha’nın yeni tüneli” adını verebileceği uyarısında bulunarak konuşmasını sonlandırıyor.

